8 Mart Sadece 24 Saat

Nil Özdurdu

Yazarın şu ana kadar yazılmış 9 makalesi bulunuyor.
  • 04 Mart 2016
  • 1.527 kez görüntülendi.

image

 

Böylesine umut vermesi gereken bir günde içlerimiz zifiri karanlık.Eğer bir bayansanız,göreceğiniz günden çok çekeceğiniz çile var demektir.Taciz edilmediğiniz,sözlü şiddete maruz kalmadığınız,hor görülmediğiniz her gün büyük lütuf olmuştur artık sizler için.
Gerçi anlayamıyorum,herkes kadına bu kadar önem verirken,güya “el üstünde tutarken”,nasıl oldu da annelerimiz,kız kardeşlerimiz yaşadıkları her rahat günü lüks saymaya başladı?

Şahsi fikrimdir ki,yapılan muamelelerin sınıflandırılması bile utandırıyor beni.Kadın-erkek ayrımını bir kenara bırakıp da insan olmak bu kadar zor olmasa gerek.

Ama bugün 8 Mart her şeye rağmen.Kutlu olsun.
Doğuran,üreten,güçlü annelerimizin,
Milli mücadelede var gücüyle savaşan,yetmeyip yiğitlerini de bu vatana büyüten büyük yüreklerin,
Bakıldığında tarihsel süreç içinde de birçok zorluğa göğüs germiş kadınların,
Emekçi kadınlarımızın günü kutlu olsun.
Hayatta kalmayı başarabilmiş,yoluna devam edenlerin günü kutlu olsun.
Olsun olmasına da bu hüzünler de son bulsun artık.Bugüne kutlu olsun demekten utanmayalım.
8 Mart anlam ve önemine bir an önce kavuşsun.Etrafta bıçaklanan kadınlar,gözleri morarmış,hırpalanmış kadınlar değil;cesur,hakkını arayan,yürekli kadınlar görelim.Ama maalesef günümüzde bu tür manzaralara şahit olmak mümkün değil.
Sözün özü,8 Mart şu günlerde kutlu olsun demenin ne kadar ironik olacağını takdir edeceğiniz gün.Önemi ise saymaya utandığım çoğu şeyin 1/365 ihtimalle gerçekleşecek olması.Başka gün mü kalmadı sanki?8 Mart’ta olmaz da 9 Mart’ta olur bu iğrençlikler.Yeter ki 8 Mart kutlu olsun.

Nil Özdurdu

YAZARIN SON YAZILARI
Pre-Endüstriyel Toplumlar - 4 Ağustos 2016
Devrilmez Yeşilçam - 15 Haziran 2016
8 Mart Sadece 24 Saat - 4 Mart 2016
Toplumlarda Akrabalık - 17 Şubat 2016
Edebi Sosyoloji - 3 Şubat 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Fatih Avcı dedi ki:

    Merhaba Nil güzel yazın ve güzel vurguların için teşekkür ederim. Takıldığım birkaç noktayı belirtmek istiyorum. İlk başta “bayan” lafzına takıldım, (birçok sosyal bilimci gibi) ben bunu kullanmaktan sakınıyorum çünkü bayan, bay kelimesinden türediği için bizlere Havva’nın Adem’in kürek kemiğinden yaratıldığı hikayesini hatırlatır ve aslında kibarca bir sözcük kullanmak isterken kadının erkekten meydana geldiği, varlığını ona borçlu olduğu gibi vurgular yapabiliyoruz. Burada önemli olan niyet düşüncesini önemsemeden :) Lacan’cı dünyadan bakmak yerinde diye düşünüyorum. Lafı uzatmadan diğer noktayı belirteyim. Anneler yalnızca kadındır-bireydir(idealde). Onu toplumun kadınla bütünleştirdiği diğer yönlere çekip hapsedersek biyolojik indirgemecilik yapmış oluruz. Bu da aslında toplumsal cinsiyetin rol teorisine gönderme yaparak kadının ikincilleşmesine zemin hazırlayan özellikleri normalleştirir. Kadına atfedilen bu rollerin en güzel örnekleri senin son kısımda bahsettiğin doğurmak (dolayısıyla üretmek), ve bunu başararak(!) güçlü olmak, hatta militarizmin erkekleri yücelttiği yerde onlara ARKA PLANDA destek olmak, çocuk büyütmek-yiğit(!) yetiştirmek sonraki aşamada da yetiştirdiği yiğitle övünüp kendini yiğit(erkek) üzerinden gerçekleştirmek diye basitçe sıralanabilir. Bunlara dikkat etmek en azından fark ettirmeden söylemle tekrar tekrar üretilen kadının ikincilliği vurgusunun önüne geçer. Sağlıcakla kal, iyi çalışmalar.

  2. Nil Özdurdu dedi ki:

    Merhaba Fatih Bey,özellikle o kelimeyi özellikle kullanmamaya çalışırken siz yazdığınız an tekrar okuyunca fark ettim başta kullandığımı,bunu belirttiğiniz için ve diğer eleştirilerinizle kendimi geliştirmeme yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederim.Sizlere de kolaylıklar dilerim.

BİR YORUM YAZ