Anarşizm

  • 12 Mart 2015
  • 567 kez görüntülendi.
Anarşizm

Anarşizm (anarchism) İnsan toplumlarının en iyi biçimde bir hükümet ya da otorite olmadan işleyeceğini savunan, insanların doğal halleriyle, herhangi bir dış müdahale olmadan, birlikte uyum içinde ve özgürce yaşayacaklarını ileri süren felsefi ve siyasal konumlar. Bu bakış açısına göre anarşi kaosun değil, “kendiliğinden düzen”in yolunu açacaktır.Anarşist felsefe pek çok biçimde ortaya çıkmış ve aşırı sağdan aşırı sola kadar tüm bir siyasal yelpazeyi kucaklamıştır.Aşırı sağ uçtaki anarşizm, *serbest piyasa ilkelerinin egemen olabilmesi açısından *devletin etkisini azaltmaya çalışırken; aşırı sol uçtaki anarşizm, devletin gerçek •komünizmde sönüp yok olacağı görüşündedir.•Gönüllü birliklerin ve karşılıklı yardımın yandaşları ise iki uç arasındaki noktalarda yer alırlar. Anarşizm kuramının iyi bir değerlendirmesini, David Miller (1984) ile Alan Ritter’in Anarchism (1980) adını taşıyan metinlerinde bulabilirsiniz.Modern çağda, hepimizin özgür doğduğumuzu, ama sonradan her yerde zincirlere bağlandığımızı savunan Jean-Jacques *Rousseau’nun romantik görüşleri anarşizmin ilk açıklamaları arasında sayılırken; sistematik bir anarşizm kuramı geliştiren ilk kişi İngiliz rasyonalist William Godwin olmuştur.On dokuzuncu yüzyılda Pierre-Joseph •Proudhon (bir ölçüde Godwin’in etkisiyle), merkezi bir hükümet olmadan işleyen ve küçük birimlerden oluşan, federal “karşılıklılık” ilkesine -yani, üreticilerin kendi kendini yöneten birlikleri arasındaki adil değişimlere- dayanarak örgütlenmiş, düzenli bir toplum idealini savunarak, Fransız •sendikalizmine temel oluşturan bir anarşizm kuramı geliştirmiştir. Proudhon’-un izleyicisi olan Mihail Bakunin ise, Karl Marx’la girdiği tartışmalarda, devlet gücünün yıkılmasından yana olmuş ve bu amaca ulaşmak için şiddete başvurulmasını savunmuştur. Bakunin,toplumun yeniden kuruluşunun, özgür birlikler ya da işçi federasyonları aracılığıyla aşağıdan yukarıya doğru gerçekleştirileceğinde ısrar etmiş ve Proudhon gibi o da tüm siyasal partilerin “•mutlakiyetçiliğin çeşitleri” olduğunu söylemiş, bu doğrultuda devrimci bir öncünün •proletaryanın adına girişeceği örgütlü siyasal eyleme karşı çıkmıştır.Anarşizmin sağda ve soldaki diğer siyasal felsefelere aynı şekilde nasıl meydan okuduğu Peter Kropotkin’in şu gözleminde çok açık biçimde görülebilir: “Uygarlık tarihimiz boyunca şu iki gelenek, şu iki karşıt eğilim sürekli çatışma halinde olmuştur: Roma geleneği ile halk geleneği, emperyal gelenek ile federalist gelenek, otoriter gelenek ile liberteryan gelenek” (Modem Science and Anarchism, 1912). Bir Rus aristokratı olan Kropotkin, merkezileştirilmiş toplu üretime karşı çıkan “komünist anarşizm”in savunucularından birisiydi ve sanayi ile tarımın küçük topluluklarda birleştirilmesi idealini, herkesin kendi potansiyelini sonuna kadar geliştirmesine olanak tanıyan bir eğitimin, üretim sürecinin ayrılmaz parçası olmasını savunuyordu.Anarşistlerin çoğu gibi Kropotkin de yazılarında ilkel toplulukları idealize etme eğilimindeydi.Anarşist etkiler *komünIer ve komünalizm, “doğrudan eylem”, işçi denetimi, adem-i merkeziyetçilik ve federalizmi konu alan çağdaş tartışmalarda açıkça görülmektedir. Anarşist felsefe ve pratik ayrıca, *sendika hareketi, İspanya İç Savaşı, 1956 Macaristan ayaklanması, Fransa’daki Mayıs 1968 olayları, Gandhici şiddetsiz protesto teknikleri ile daha sonraki dönemin terörizminde rol (genellikle küçük bir rol) oynamıştır.Kanadalı anarşist Murray Bookchin’in yazıları sayesinde toplumsal •ekolojiyle de ilginç bir bağ kurulmuştur.Bookchin, İspanya İç Savaşı’yla başlayan ve otuz yıl süren siyasal eylemlilik sürecinden sonra, 1960’larda radikal ekoloji hareketi içinde özgün bir ses olarak sahneye çıkmıştır. Bookchin’in, genellikle cemaatçi anarşist geleneğin parçası olarak tanımlanan kuramlarının geliştirildiği yirmi civarındaki kitap arasında özellikle şu başlıkları sayabiliriz: Post Scarcity Anarchism (1971), Ekolojik Bir Topluma Doğru (Toward an Ecological Society, 1980), The Rise of Urbanization and the Decline of Citizenship (1984), The Modern Crisis (2. basım, 1987) ve Toplumsal Ekolojinin Felsefesi (The Philosophy of Social Ecology, 1990).Bookchin ayrıca Vermont, Plainfield’-daki Toplumsal Ekoloji Enstitüsü’nün müdürlüğünü yapmış ve dünya çapındaki yeşil harekette etkili olmuştur. Bookchin’in özgüllüğü, radikal siyaseti tarih, felsefe ve ekolojiyle birleştirmesinde yatmaktadır.Sosyologlar anarşist felsefeyi büyük ölçüde görmezlikten gelmiş ya da eleştirmiş olsalar da, anarşist felsefe bütün bir toplumsal örgütlenme geleneği ile toplumların nasıl işlediği konusundaki sistematik bir kuramı içinde barındırır. Pek kabul edilmemesine rağmen, *Michel Foucault’nun yazılarının pek çoğu, hatta *post-yapısalcılık ve *postmodemizm kuramları, anarşist düşüncenin geç mirasçıları sayılabilir. Aynı şekilde, topluma kendiliğinden bir düzen atfettikleri için bazı *sembolik etkileşimcilerin çalışmaları da anarşist bakışla büyük ölçüde çakışmaktadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ