Ardışıklık Analizi

  • 12 Mart 2015
  • 475 kez görüntülendi.
Ardışıklık Analizi

Ardışıklık Analizi (sequence analysis)Toplumsal süreçlerin zamansal ya da mekânsal olarak nasıl düzenlendiğini araştıran bir dizi sorudan (ve bunları yanıtlama tekniklerinden) meydana gelen bir analiz türü.Sosyolojinin birçok alanı, zamansal bağlamlarda gerçekleşen olaylar veya eylemlerle (ya da ardışıklık sorunları diyebileceğimiz durumlarla) ilgilidir.•Kariyer ve *yaşam seyri konusundaki araştırma ve yayınlar bunun en açık örnekleridir. Ardışıklık analizi, olayların düzenli bir liste ya da zincir halinde şekillenişini saptamaya çalışır. Ardışıklık analizinde sembolik zamana karşıt olarak gerçek zamanla ilgili bir varsayım söz konusu olmadığından, bir ritüelin birbirini izleyen kısımlarını, bir imalat sürecinin (‘”zamanem bir anlamıyla keyfi biçimde ayarlandığı) değişik aşamalarının sırasını ya da bir işin veya bir suçlunun sicilindeki statü değişiklikleri türünden gerçek zaman olaylarının birbiri ardı sıra gelmesini irdelemek mümkün olmaktadır. Bir sıra içinde gerçekleşen olaylar eşsiz olabilir, tekrarlanabilir ya da değişik derecelerde birbiriyle ilintili olabilir. Ayrıca tüm sıralanışlar birbiriyle ilintili olabilir.İşte, bağımsız ya da bağımlı bir değişken olarak araştırılabilecek olan şey bu ardışıklıktır (örneğin, iş deneyimlerinin hangi sıra halinde gerçekleşmesi durumunda işsizlik tehlikesinin ortaya çıkacağını, bir meslek kariyerinde birbiri peşi sıra gelen adımların hangi ön değişkenlerle açıklanacağını bilmek isteyebiliriz). Öte yandan, bazı ardışıklık analizleri, bir olaylar dizisindeki kalıpları (bir dansın aşamalarının düzenini araştıran çalışmalar gibi) saptamayı kendi başına bir amaç olarak görmekle yetinmektedir.Ardışıklık analizi, sosyologların esas olarak hâlâ diğer sosyal bilimlerden esinlenerek yürüttükleri, yeni gelişmekte olan bir alandır. Sözgelimi psikolojide, *öğrenme. *bilme yetisi ve gelişme aşamaları kuramları gibi alanlarda ardışıklık analizinin hayli uzun bir geçmişi vardır. İktisatçılar, tüketim davranışları ve yeniliklerin ortaya çıkışı gibi konularda gözlenen düzenleri incelemişlerdir. Dilbilimciler, anlamlı metinler kurmanın aşamaları üzerinde yoğunlaşırlar. Siyaset bilimi de (örneğin) federal bütçe kararlarının alınması sürecinde takip edilen sırayla ilgili araştırmalar yapmışlardır.Sosyolojide, ardışıklık analizinde basit bir yaklaşım, Karl Marx, Robert Michels, Robert Redfıeld gibi isimlerle bağlantılı olarak •modernleşme, •gelişme, •akılcılaşma, •devrim gibi konulara eğilen doğrusal aşamalı kuramlar geliştirmeye ağırlık vermektedir.Daha ayrıntılı gelişkin yaklaşımlarda, iş tarihleri literatüründe karşılaşılacağı türden çeşitli kariyer kuramları geliştirilir (bunun önemli bir nedeni, bu sayede olumsallığın ve tesadüflerin aşama kuramlarından daha fazla dikkate alınmasıdır). Ardışıklık analizinin en gelişkin biçimleri ise, tüm sıralamaların karmaşık bir +ağ içerisinde birbirine bağımlı olmasından hareket eder.Sosyolojide ardışıklık analizinin önde gelen uygulayıcılarından birisi olan Andrew Abbott, bunları “etkileşimsel alan kuramları” şeklinde adlandırmakta ve köklerinin, Birinci Dünya Savaşı ile 1930’lu yıllar arasında •Chicago 0- kulu tarafından geliştirilen “bağlamsalcı paradigma”ya dayandığını iddia etmektedir.Bu örnekler arasında, Harrison White’m emek piyasalarında boşluk zinciri sistemiyle ilgili ağ analizini (Chains of Opportunity, 1970) ve Abbott’ın on yedinci ve on sekizinci yüzyıllardaki Alman müzisyenlerin kariyerlerini konu olan kendi çalışmasını (“Measuring Resemblance in Sequence Data”, American Journal of Sociology, 1990) sayabiliriz.Birbiri peşi sıra gelişen şeyleri kodlama teknikleri (bunları analiz etmek için geliştirilmiş bilgisayar yazılımlarıyla birlikte), biyoloji, bilişsel psikoloji ve onlara yakın olan başka alanlardaki mevcut uygulamalardan uyarlanmış bir görünüm sunmaktadır. Şu anda bu türde birçok program vardır ve bu alandaki geliştirme çalışmaları daha çok biyo-teknoloji fonlarıyla yapıldığından oldukça hızlı bir biçimde yeni ilerlemeler kaydedilmektedir. Abbott’ın çoğunlukla kullandığı ve kendisinin ayrıntılandırdığı optimal uyum bu tür yöntemlerden birisi, optimal uyum ya da optimal diziliş diye bilinen yöntemdir.Burada, bir sırayı başka bir sıraya dönüştürmek için gerekli olan yer değiştirmelerin ve taşımaların asgari sayısından yola çıkarak, sıra çiftleri arasındaki mesafe hesaplanır. (Bu teknik, DNA moleküllerinin benzerliğini incelemek amacıyla kullanıldığı biyolojiden alınmıştır.)Örneğin, bir karar sürecindeki söylem kalıbı, tipik bir veri sıralaması şeklinde kodlanabilir: 1Z2, 1Z8, 20Z4, 2Z6. Z harfi, bir öğenin kaç kere gözlendiğini (Z’den önceki sayı), o öğenin özelliğinden (Z’den sonraki sayı) ayırmayı sağlamaktadır. Dolayısıyla bu sıralamadan şöyle bir anlam çıkarılabilir: “‘Karar sürecinin ilk aşamalarından birinde varılan noktanın özetlenmesi” 1 birim, “daha öncekine herhangi bir şekilde değinmeyen yeni bir öneri formüle edilmesi” 1 birim, “toplantı öncesi yapılan bir önerinin tartışılması” 20 birim, “‘masaya yeni konan bir öneri için yapılan değişiklik teklifleri” 2 birimdir. İlgili verileri bu şekilde derleyip kodladıktan sonra, 1Z2, 1Z9. 2Z15, 20Z43. 5Z21, 5Z23 sırasını 2Z2, 1Z9, 1Z10, 1Z15, 20Z43, 5Z21, 5Z23 sırasına çevirmek için iki değişiklik yapmak gerektiğini görebiliriz. Bunlar, sıraların benzerlikleri ortaya koyan bir şekilde düzenlenmesiyle gözlenebilir:1Z2 IZ9 2Z19 20Z43 5Z21 5Z23 1Z2 IZ9 IZIO 2Z19 20Z43 5Z2I 5Z23 vrilmiştir.Bilgisayar programı, bu tür tekrarlamalarla, sıralan tam ya da kısmi dizilişler haline getirmek için gerekli yer değiştirmeler ve taşımaların tipini ve sayısını hesaplayıp, birbiri ardı sıra gelen sıra çiftleri arasındaki mesafeyi (ve dolayısıyla benzerlikleri) değerlendirmektedir.Farklı programlar, araştırmacıların ilgilerine, hangi tekniklerden (değiş tokuşlar, araya girmeler, yer değiştirmeler, taşımalar) yararlanıldığına ve bu işlemlere yüklenen “maliyetler”le ilgili alternatif düşüncelere bağlı olarak farklı ardışık düzenlilikler saptarlar.Bu şekilde saptanan düzenlilikler, ardışık haldeki olayların düzenlenişini de göstermiş olur. Araştırmacı bu aşamadan sonra, elde ettiği bu verilerden hareketle, ardışıklıkların ^açıklananlar ya da açıklayanlar olarak göründüğü, nedensel bir anlatı kurgulayabilir.Abbott eğlenceli bir dille kaleme aldığı bir polemiğinde (“‘Of Time and Space: The Contemporary Relevance of the Chicago School”, Social Forces, 1997), bugün birçok sosyologun “araştırına değişkenleri, tarihsel güçler ve kuramsal soyutlamaların stilize dünyaları arkasına saklanarak, gerçek dünya hakkında yazmaktan vazgeçtiği”ni iddia etmiştir. Abbott özellikle, çağdaş •nedensel modelleme akımının çoğu versiyonuyla temsil edilen bağlamsızlaştırılmış “‘değişkenlik paradigmasr’nı eleştirmektedir. Bu yaklaşımlarda, sosyolojik çalışmaların değişkenleri (sınıf, bürokrasi, ırk. vb.) toplumsal (ve coğrafi) mekân ve zamandaki bağlamlarından soyutlanmış durumdadır ve ancak, insanların tipik olarak falanca biçimlerde davrandığını varsayan bir dizi hikâye uydurarak ilişkilendirilebilmektedir.(Abbott’ın gözlemlediği gibi. burada açıklanan değişkenler genellikle küçük boyutludur ve yıllar içinde daha da küçülme işaretleri sergiler.) Buna karşılık, ardışıklık analiziyle ilintili soru ve tekniklerde toplumsal olgular gerçek ortamlarına yerleştirilmekte, bağlamsızlaştırılmış değişkenlerden ziyade fiili kalıplar incelenebilmektedir. Bu yöntemleri kullanarak “doğrudan belirli aktörlerin belirli toplumsal zaman ve yerlerde gerçekleştirdikleri eylemlere bakabiliriz”. Abbott’a göre, ardışıklık analizi bu bakımdan sosyolojinin, toplumsal sürecin ve toplumsal etkileşimin incelenmesini öngören kendi disiplin köklerine geri dönüşü temsil etmektedir.Ardışıklık analizini eleştirenlerin iddiası ise, verilerin sıralar halinde *kodlanmasıyla, ayrı sıraların belirlenmesi ve saptanmasıyla, diziliş prosedürleri ve protokollerinin seçilmesiyle ilgili kararların rahatsız edici derede keyfi bir biçimde alındığı görüşüne dayanmaktadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ