Aşırı Ciddiyet Hatalı Bir Savunma Mekanizmasıdır

Şenol Ceviz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 22 makalesi bulunuyor.
  • 14 Ekim 2015
  • 1.281 kez görüntülendi.

aşırı-ciddi-bebek_811199

Hiç aşırı ciddi somurtkan bir insanla tanıştınız mı bilmiyorum, ben tanıştım. Bu tür insanların ciddiyet olgusunu bir savunma mekanizması olarak kullandıklarını düşündüm daima. Tabi mesleği gereği günlük yaşantısında ciddiyet kullanmak zorunda olan insanları bu sınıflandırmadan tamamiyle ayrı tutmak gerekiyor, yoksa bir savcı, hakim, ya da üst düzey bir askeri rütbeli, İşleri gereği ciddiyet tavrı takınmak zorundalar. Peki ya mahalle bakkalı hikmet abi, ya da iş arkadaşınız adnan bey, karşı komşunuz aycan hanım ? İnsanın, insanla olan iletişimi elbetteki her türlü stratejiye açık fakat bu stratejiyi yanlış kullanmak nedendir ? Nedenlerini ise şöyle izah edelim. İnsanlar doğaları gereği, her şeyi anlamak istedikleri gibi anlar ve algılarlar. Ve insanlar yaşadıkları hemen her anlarında zor durumlarla karşılaştıkları için bir savunma mekanizması kurmuşlardır, bu bir stratejidir. Bu savunmayı akılcı yollardan yapmak vardır bir de kolaya kaçmak vardır. Kolaya kaçmak demek çevremizde gördüğümüz sosyalleştiğimiz insanların benzer hal ve durumlarda nasıl tepki verdiklerini kopyalayarak uygulamak demektir. Bu aslında çoğu zaman yanlış bir tepkidir. Çünkü davranışlarını kopyaladığınız insan da o davranışları bir başkasından kopyalamıştır. Bu kopyalamaları uzun bir zincir olarak görürsek, en başta doğru olsa dahi sonrasında ne denli yanlış bir yola sapılacağını hayal etmek çokd a güç olmasa gerek. İnsan davranışlarının ürünüdür. Bizler karakterimizi çok erken yaşlarda belirlemeye başlarız, sonrasında hoşumuza gitmeyen davranışlarımız var ise değiştirmeye çalışırız. Her zaman söylediğim bir şey vardır;-çaba- faktörü bir insanı insan yapan en önemli özelliktir. Çabasız insan, boş vermiş insandır. 21 yüzyılda içerisinde yaşadığımız sistemler bizleri bu çabalamadan alı koyuyor. Nasıl diye soracak olursak, herkes hayatını idame ettirme yarışı içerisine girmiş durumda. Kimi içerisinde bulunduğu durumu kabullenmiş vaziyette, kimi ise bu durumu kabullenmemekte ve daha iyisini yapmak için çaba göstermektedir. Aklı selim olan her insan çabalamayı seçiyor, çaba göstermeyip koşulları kabullenen insan ise hayat şartlarının olumsuz getirileri ile bir bakış açısı yakalamış durumda. Tüm bu çaba ve çabasızlık insanın kendi iradesiyle ilişkili aslında. Bakış açısı, daha iyisini arama isteği, idealleri uğruna koşma vb.. gibi daha yüzlerce sayabileceğimiz örnek var. Çok etkilendiğim bi örnekten bahsetmek istiyorum.
(Kimya biliminin dehası Lavoisier’in asıl eğitimi hukuktu ve Paris barosuna kayıtlı bir avukattı. Bilimsel gözlem ve yorum üzerine yaptığı konuşmaları nedeniyle bütün dünyada ün kazanmıştı.Kimya bilimini reddeden yobazları gösterip ‘Bu kelleler hiçbir şeye yaramaz!’ dediği için tutuklandı. Aynı gün yargılanıp, giyotinle ölüme mahkum edildi.Lavoisier, matematikçi Lagrange’i çağırdı ve ‘Kafam sepete düştüğünde gözlerime bak. Eğer iki kere göz kırparsam insanın kafası kesildikten sonra bir süre daha beyin düşünmeye devam etmekte demektir.’ dedi.Lavoisier’in kafası kesildi, sepete düştü ve gülerek iki kere göz kırptı.Matematikçi Lagrange diyor ki: ‘Lavoisier’in son saniyedeki ispat arayışı, bilimselliğin yüzyıllar sürecek meşalesidir. Ama o yobaz kafalar asırlarca karanlıkta sürünecekler, insanlığı da süründürecekler!’ ” ALINTIDIR)
Bu durum tamamiyle içten gelen bir istek, idealleri için yaşama ve son anında dahi olsa insanlığa bir fayda için eylem, ispat çabası, merak, adına ne derseniz deyin. Bilge insanlar böyledir, idealleri uğrunda son nefesinde de olsa çalışmaya devam ederler. İslam dini de bunu öğütlemiştir. “Yarın kıyamet kopacağını bilseniz elinizdeki fidanı dikin” şeklinde öğütlemiştir HZ muhammed sav. Bilge insanlar içerisinde bulundukları durumlardan kurtulmasını bilmişlerdir. Tabi bu zamanla öğrenilerek olan birşey, kimse Anne karnından bilge olarak doğmuyor. Ciddiyeti bir savunma mekanizması olarak kullanan insanlarda bu özelliği başkalarından örnek alarak kullanıyor demiştik. Peki her duruma göre verebileceği bir cevabı olsaydı böyle bir savunma stratejisini denermiydi ciddi insan ? Sanmıyorum, çünkü iletişimi iyi olan biri 3 yaşındaki çocuklada 75 yaşındaki bir yetişkinlede sağlıklı iletişim kurabilir. Fakat aşırı ciddi insan sırf çevresinden saygısızlık görmesin, biri ona ters bir laf söylemesin, olumsuz bir iletişim içerisine girmesin diye kendisini samimi iletişimden soyutlamıştır, sadece gerektiği kadar iletişim kurar. Hiç unutmam, şarkıcı Bülent ERSOY’un yıllar önce okuduğum bir röportajında, babasının çocukluğunda dahi kendisinin başını dahi okşamadığından bahsetmişti, o yaşa kadar ne bir sevgi sözcüğü, nede sıcak bir dokunuş göstermemiş kendisine. Aşırı ciddi insan otorite kurmak için sağlıklı iletişimden uzak durmayı seçer, otoritesi onun herşeyidir. Otoritesi sarsılırsa o kişide sarsılır. Dolayısıyla otoritesinin sarsılmaması için sağlıklı iletişim kurma çabasından çok daha fazla çaba harcan insan aşırı ciddi olmaya çalışarak, çünkü aşırı ciddi olmak insanın kendisini sıkmasını ve içinde yaşadığı bir çok duyguyu dışa vurmamasını gerektirir.
İnsanın insanla olan iletişimi apayrı bir araştırma konusu ve uğruna uzun konferanslar, tüm yıl boyu süren dersler verilir. Hatta iletişim meslek haline gelmiştir günümüzde. Geçen hafta Türkiye’nin en büyük futbol kulüplerinden birinin asbaşkanı ile karşı karşıya geldik stadta, önce başıyla selam verdi sonrasında elini uzattı ve kurban bayramı olduğu için bayramımı tebrik etti. Bu yaptığı eylem o kişinin ne denli nezaket sahibi biri olduğunu gösterir ve bu insan bir kulüp yönetiyorsa emrinde çalışanlarda o kişiye saygı göstererek, severek işlerini yapacaklardır emin olun.
Zaman zaman gözlemlediğim bir durumda ciddiye alınmama durumudur. Karşınızdaki insan pozisyon olarak sizi küçümsediği için, ya da kendisi için çok önemli biri olmadığınızdan durumu geçiştirmelik cevaplar verir, sözler söyler. Bu insan tipi de o kişinin karakterini gösterir. İnsanları sınıflandırmayı severler, kendi denkleri ile sıkı ilişkilere sahiptirler, fakat konu kendi ast’ına gelince durum değişir. Bu türden eylemlere hepimiz sıkça rastlamışızdır. Konuyu yine çabaya getireceğim. Kişinin bu küçümser tavrı, o insanın insan ilişkilerine çokta kafa yormamasına bağlanır. İyi bir yönetici, ya da iletişimden anlayan her insan bilir ki empati ile yaklaşmak iletişimin başlangıç temasıdır. İyi iletişim kurabilen insan karşısındaki insanın duygularını, mimik ve yüz ifadelerinden anlayabilir tabiri caizse nabza göre şerbet vermeyi bilir. Alçak gönüllü olmak daima saygıdeğer insanların size saygı göstermesini sağlar. Nezaket iletişimin baş tacıdır. Empati eksikliği bugün insanlığın en büyük problemidir. Empati eksikliği olduğu için suç işlenir, hırsızlık yapılır, hakaret edilir. İnsanlara, daha okul yıllarında iletişimin ne denli önemli bir şey olduğu anlatılırsa, toplumumuz daha saygılı, birbirinin haklarına saygı duyan, Ahlaki tutumu daha gelişmiş bir toplum olacaktır.

Şenol CEVİZ

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ