Atasözlerinde Kadınlık ve Erkeklik Vurgusu

Fatih Avcı

Yazarın şu ana kadar yazılmış 24 makalesi bulunuyor.
  • 07 Şubat 2016
  • 1.054 kez görüntülendi.

c_harshmunjal_-_fotolia.com_fotolia_50972395_subscription_l

Bir toplumun dilinde önemli bir yer tutan atasözleri kişilerin uzun süreli ilişkisine dayanan anonim birikimlerdir. Büyük Türkçe Sözlük’te, atasözleri maxim ve proverb ayrımlarına tabi tutulmuştur. Maxim (özdeyiş), “eski kuşakların denemelerinden kalma yol gösterici, akıl verici yargı ve öğüt” olarak tanımlanırken, proverb (atasözü) “halkın, doğal ve toplumsal olaylarla ilgili kanıtlarını belirleyen özlü, kısa, geleneksel; uyaklı, benzer, karşıt anlamlı, eş sesli sözcüklerle sözcük oyunlarından oluşabilen halk anlatımı” olarak tanımlanmıştır (Özkan; Gündoğdu, 2011:1135). Türkçede her iki tanım da atasözü olarak ele alınmaktadır. Kaynağını önemli bir tarihsel süreçten almasının yanında atasözleri, verdiği mesajlarla ve taşıdığı ders verme kaygısıyla geleceğe de işaret etmek amacını güder. Hal böyle olunca aynı kültürde yetişen kişilerin yaşamlarının birçok kesimine istinat eden, genel kabul gören ve söylenegelen atasözleri, bizlere toplumun algısını anlatan önemli anonim edebiyat örnekleri olarak karşımıza çıkar.

BAZI ATASÖZLERİNDE KADIN ANLATISI

Kadın ve dil konusu ele alındığında iki alan söz konusudur. Bunlardan ilki kadın hakkında kullanılan dil, başka bir deyişle kadını tanımlarken ve betimlerken kullanılan dil; ikincisi de kadının konuşurken kullandığı dildir (Aydınoğlu, 2015:176). İncelenen atasözlerine göre kullanılan dil daha çok eril bir söylem içermektedir. Kadını tanımlayan ve betimleyen atasözleri ise oldukça çoktur. Çünkü daha çok eril bir söylemi bulunan atasözleri bir uyarı ve tavsiye niteliği taşır, en çok uyarı ve tavsiye ise kadına yapılır. Bunun nedeni geleneksel ataerkil toplumda kadın aklı ve gücüyle değil; duyguları, görünüşü ve ikincilliğiyle anılır. Bu sebepten dolayı kadına yapılan uyarı ve tavsiye aklıselim ve güçlü olarak kabul edilen erkek tarafından yapılır. “Tarlanın taşlısı, kızın saçlısı” atasözünü örnek verebiliriz. Çünkü bu atasözünde kadının nasıl olması gerektiği belirtilmektedir. Burada kateksis yapısına işaret edilerek kadını bir haz ve görüntü nesnesi olarak idealleştirmektedir.

Butler’in düşüncesinde bedenin egemen söylem tarafından inşa edilmesi buraya dayandırılabilir. Çünkü bu eril ideolojiyle kurulan söylemlerde, beden kendi ihtiyaçlarına göre inşa edilerek kadını, doğurganlık, annelik ve haz nesnesi konumuna indirgemek-ikincilleştirmek istemektedir (Şaşman Kaylı, 2007:188). Bu indirgemenin sonucuna öne çıkarılmış kadınlığı, kadınlar arasındaki mücadeleyi, kadınların aldığı patriarkal payı ve buna dayanarak kullandığı söylemi de dâhil edersek, söyleyen kadın olsa bile söylemin babanın veya erkeğin diline dayandığını ifade edebiliriz. Kadın ile ilgili atasözleri şu şekilde sıralanabilir:

Evi ev eden avrat, yurdu şen eden devlet.

Avrat var arpa unundan aş yapar avrat var buğday unundan keş(bir çeşit yoğurt)yapar.

Oğlan yetir, kız yetir; ağır yükü sen götür

Ağlarsa anam ağlar, başkası yalan ağlar

Avrat malı kapı mandalı

Bu beş atasözünde kadının rollerine ve genel kabul gören özelliklerine dair göndermede bulunulmuştur. Kadın genellikle evi ve evin çevresini düzenlemek, aile bireylerine hizmet etmek ve çocuklara bakmak rolünü üstlenen duygusal bir varlıktır. Erkek ise devlet iktidarı ile özdeşleştirilmiştir. Bu özdeşliği anlatan gentry sistemi erkekliğin temelini oluştururken kadınların hane içinde bulunmasını ve eril otoriteye tabi kılınmasını anlatmaktadır (Sancar, 2009:50).

“Bir anaya bir kız, bir kafaya bir göz” atasözünde bir anneye kız çocuğunun gerekli olduğu vurgulanmaktadır. Çünkü anneye rolleri gereği yardımcı olabilecek kişi bir kız çocuk olacağından baştaki gözün işlevi ne derece önemli ve gerekliyse anne için kız çocuk da aynı derecede önemli ve gereklidir.

Kadının fendi erkeği yendi

Kadının yüzünün karası erkeğin elinin kınası

Kadını ele alan bu iki atasözünden ise kadının ikincilliğini ve ona olumsuz bir gönderme yapıldığını çıkarabiliriz. Çünkü incelenen atasözlerinde kadının erkeği yendiği veya ondan daha üstün bir özelliğinin olduğu vurgusu sadece kadının fendi konusunda yapılmıştır. Fakat aslında kadının kurnaz olduğu düşüncesine işaret eden ve bir olumsuzlama olan bu ifade “kadın çok kurnaz olduğu için dikkat edilmesi gerekir” uyarısı yapmaktadır. Diğer atasözü ise bir olaydan dolayı toplumun kadın ve erkek hakkında nasıl düşündüğünün mesajını veriyor. Kadının yaşadığı bir olaydan dolayı utanması, erkek tarafından övünme aracı olarak görülebilir. Örneğin geleneksel toplumda duygusal veya cinsel bir ilişkinin duyulması kadına “namussuzluk”, erkeğe ise “çapkınlık” etiketinin yapıştırılmasına neden olabilir. Çünkü erkek doğası gereği birden fazla ilişkiye girebilme eğilimi taşır düşüncesi ile kadının namusunu koruması ve vücudunu saklaması gerektiği düşüncesi birlikte bulunmaktadır.

“Çocuk seversen beşikte, koca seversen döşekte” atasözünde ise ifade edileni destekler niteliktedir. Çünkü saklanan-evden pek çıkarılmayan kadın çocuğunu ancak beşikte sevmektedir; eşini ise döşekte… Geriatrik patriarkal toplumla da ilişkisini kurabileceğimiz bu durum evde yaşlı bireyler varken davranışları sınırlandırma eğilimi taşımaktadır. Çünkü bunu tasarlayan pratik ve yapılar tarafından tam da bu istenmiştir. Bu istek ise açıkça erilliğe, erkek egemenliğe işaret etmektedir.

BAZI ATASÖZLERİNDE ERKEK ANLATISI

Sahip olunan bir şey olarak erkeklik, erkeklerin akıllı, ölme ve öldürmeye razı savaşçılar haline gelebilmeleri için bir çeşit sınav niteliği taşımaktadır (Sancar, 2009:48). Bu sınavı geçenlerin sağlam erkek olarak topluma katılmaya hak kazanacağına dair bir ritüelistik sözleşme mevcuttur(Sancar, 2009:155). Erkek, kendi bedenini, evrensele ulaşma ve geleceği inşa etme yolunda gücün, otoritenin, kontrolün, hakimiyetin, göstergeleri olarak simgeleştirmiştir. Akıl sahibi olmayı, bilgiyi ve düzeni temsil eden erkek, bedeniyle de bu görünüme eşlik eder(Şaşman Kaylı, 2007:48).

Ağalık vermekle, yiğitlik vurmakla

Akıl adama sermayedir

“Er olan ekmeğini taştan çıkarır” atasözünde bir erkeklik krizinden bahsedebiliriz. Çünkü erkeğe atfedilen çalışma, kazanma ve kazandığını eve getirme rolü er olmanın en önemli kıstaslarındandır. Bunu sağlayamama er-erkek olamama ile eşdeğerdir.

BAZI ATASÖZLERİNDE KADIN-ERKEK İLİŞKİSİ

Kadınlık ve erkeklik ancak birbirine gönderme yapılarak kurulan toplumsallıklardır. Erkek-kadın ilişkisini göz önüne aldığımızda erkeklerin şerefi ile kadınların utancının karşılıklı işlediği bir normlar alanın mevcut olduğu söylenebilir (Sancar, 2009:180-181). Bu normlar alanı için erkek ve kadınların ritüelistik bir anlaşma yaptığı ifade edilebilir. Öyle ki kadın; ev içi rolleriyle, duygusallığı, güçsüzlüğü ve erkekten daha pasif oluşuyla ikincilleştirilirken erkek; güçlü, kahraman, akıllı, kavgacı bir varlık olarak kabul edilmektedir. Ayrıca erkekler, bu rolleriyle kadınları korumak ve onların bekçiliğini yapmak görevini de üstlenmekte yahut üstlenmesi istenmektedir. Bu, hem erkekler hem de kadınlar tarafından da onaylanmaktadır. Çünkü erkekler üstte konumlanmaktan, avantaj elde edip söz hakkına sahip olmaktayken kadınlar da patriarkal pay almayı hedefleyip kadınlar arası mücadelede daha yüksek bir statüde bulunmayı amaç edinirler (Sancar, 2009:17). Bu erkeklik ve kadınlık tipi kendi içinde bir mücadeleyi barındırsa da aslında iktidarı elinde tutmak bakımından aynı kaynaktan beslenmektedir. Erkek, evin geçimini sağlayan ve kadına göre daha üst düzey bir statüye sahip bir birey olarak karşımıza çıkmakta iken yine aynı bağlamda kadının görevinin erkeğin getirdiği kazancı yetirmek olduğu ön plana çıkarılmaktadır. “Erkek getirmeyi, kadın yetirmeyi bilmeli” atasözü bunu özetler niteliktedir. Erkeği ele alan diğer atasözleri ise şunlardır:

Avradı eri saklar, peyniri deri

Kadının şamdanı olsa mumunu dikecek erkektir

Erkek sel, avrat göl

Bu atasözlerinde erkeğin bazı rollerine ilişkin ifadeler bulunmaktadır. Örneğin erkek, kadını saklayan kişi pozisyonundadır. Çünkü kadın bir erkeğe ait varlık olarak görüldüğünden dolayı erkeğin ona ait olan kadını saklaması gerekmektedir. Yine bu noktaya işaret eden başka bir ayrıntı da libidoyla açıklanabilir kadının pasif bir varlık olarak nitelenmesiyken erkeğin aktifliğine dikkat çekilmesidir (Irzık, Parla, 2004:26).

Sonuç olarak atasözlerinin cinsiyetçi bir söylem içerdiği ve erkek egemenliği anlatımının yapıldığı görülmüştür. Atasözlerinde; kadın-erkek arasındaki, kadınların ve erkeklerin kendi aralarındaki ve aile kurumundaki toplumsal cinsiyet ilişkilerinin, biyolojik cinsiyete dayandırılarak aktarıldığı söylenebilir.

Fatih AVCI

 

Kaynak:

-Aydınoğlu, Nazife. 2015. “Kadın ve Dil”, Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 8(1): 217-230.

-Özkan Bülent; Gündoğdu, Ayşe Eda. 2011. “Toplumsal Cinsiyet Bağlamında Türkçede Atasözleri ve Deyimler”, Der: Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, TURKISH STUDIES -International Periodicalforthe Languages, Literatureand History of Turkishor Turkic– içinde ss. 1133-1147

-Parla, Jale; Irzık, Sibel 2009. Kadınlar Dile Düşünce: Edebiyat ve Toplumsal Cinsiyet, İletişim Yay: İstanbul.

-Sancar, Serpil. 2009. Erkeklik: İmkansız İktidar, Metis Yay: İstanbul.

-Şaşman Kaylı, Derya. 2007. Kadın Bedeni ve Özgürleşme, İlya İzmir Yay: İzmir.

 

YAZARIN SON YAZILARI
Küfür Neyi Örter? - 7 Aralık 2016
Queer Düşünce - 16 Ağustos 2016
E-Devlet ve E-Türkiye - 18 Mart 2016
Merdiven Hikayesi - 22 Şubat 2016
Soytarı Sosyolojisi - 17 Şubat 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. emine avcı dedi ki:

    İsabetli bir yazı olmuş toplumumuzda buna benzer o kadar konu var ki… bunlardan birini ele alıp gün yüzüne çıkardığınız için teşekkürler.

  2. Fatih Avcı dedi ki:

    Kesinlikle haklısınız gün yüzüne çıkarılması gereken çok konu var.Güzel yorumunuz için ben teşekkür ederim. :)

BİR YORUM YAZ