Ben Kimsiniz?

Büşra Çatalbaş

Yazarın şu ana kadar yazılmış 5 makalesi bulunuyor.
  • 24 Ağustos 2015
  • 447 kez görüntülendi.

527b87b8992df10240e64a25

 

“Görünüş korkusu, yetersizliğin ilk belirtisidir” konusunu sosyolojik açıdan üç başlık altında sentezlemeyi yeğlerim. Bunlar ahlâk, kültür ve din konularıdır. İnsan ruhunun ayrilmaz üçlü kombinasyonlarıdır ve hiç biri diğer ikisinden ayrı ve bağımsız düşünülemez. Öncelikle bu kavramları açıklamak gerekirse; Ahlâk, ruh sahibinin özü ve toplumsal ve dinsel doktrinlerin insana sunduğu, hem hayatı kolaylaştıran hemde ideal düzeye ulaşmanın doğru ve kesin karakterleridir. Kültür; toplumun oluşturuculuğuna ve yaptıklarının tamamına işaret eder. Din ise ruhun varlık ve anlamda nihai ve koşulsuz olan şeye doğru kendini yükseltmesidir. Bu üçlü kombinasyon insana iyi ve ideal olma anlamında çeşitli ve birbiri ile çelişmeyen normlar ve buyruklar sunar. İnsan doğal yaşam ortamında bu üç faydalı unsuru olmazsa olmazı yapmak zorundadır. Çünkü insanlar topluluk halinde yaşamaya kodlanmış ve toplum kültürden, ahlâki etikten ve de dinden bağımsız düşünülemez. Toplumsal aktörler toplumsal devamlılığı sağlamak için sürekli birbirleri ile etkileşim halindedir ve bu etkileşim sonucunda meydana gelen olay ve olgulara, birliktelik ve bağlılıklara göre şekil alır,üzerine düşen rolleri de yerine getirir. Birbirinden bağımsız düşünülemeyen bireyler ise sosyo-psikolojik, sosyo-kültürel ve dinsel sebeplerden ötürü diğerlerine nasıl göründügünü önemser. Normlar, etik kurallar, dinsel bağlayıcılar yol gösterici olmakla beraber iyi ve kötüyü birbirinden ayırma ve tanımlama görevini üstlenir ve öğretilerini bireye dayatır. Toplumda herhangi bir anomi söz konusu değilse ya da bireyde psikolojik problemler mevcut değilse birey içindeki kötü dürtüleri bastırır ve topluma ayak uydurur. Ayak uydurmayıp uç davranışlar sergilediği takdirde toplumsal dışlanmaya maruz kalacağı korkusu yaşar ve sosyalizasyon süreci boyunca kendini beklentiler dogrultusunda eğitir. Nasıl gorunecegi ve nasıl davranacağı konusunda yenilenen ve hareket halinde olup devamlı değişen toplumsal olay, olgu ve kodları takip eder. Toplum taklitten ibaret olup aksi düşünülemediği için, dinsel inanış ve yaşayış tarzından, ahlâki değerlere, kültürel yapılanmalara kadar yaşanılan bütün değişimi aynen takip edip taklit eder. Dinsel buyruklardan uzaklaşmış sekülerleşmiş, küresel kültürün hakim olduğu şu anki içinde bulundugumuz bilgi toplumunda ise sessiz sedasız ahlâki değerlerde yitip gider. Yerine İdeolojik fikirler, tek tip insan modeli, tek din, tek kültür dayatılır, uymayan kınanır, uyan alkış alır. Uyuyanlar kendini yeni kültür ve sözde modern yaşam tarzında özgür sanır. Halbuki özgürlüğün temel ispatlayıcıları karar verme ve düşünme gücüdür. Giyim ve yaşam tarzı, nasıl düşünmesi neleri düşünmemesi konusu, o farkında bile değilken ona hazır paket olarak sunulur. Görsel basının güzellik standardını tanımlaması ve insanları hiç de gerçekçi olmayan kadın figürü bombardımanına tutmasından ötürü modern insanlar ve kadınlar çağa ayak uydurup nerde ne giyeceğini nasıl soyunması gerektiğini öğrenmişlerdir….
Hayvanların içgüdüsel olarak çiftleşme döneminde çeşitli entrika ve biyolojik donanımla karşı tarafı etkilemek adına yaptığı girişimler ve hamleler vardır. İnsanda da hayvanlarinkine benzer içgüdüsel ve çevresel bilinçaltı kodları mevcuttur. Görsel meydanın çok yardımcı olduğu kodlardan yola çıkarak çiftleşme hormonları salgılanmaya başlamasından itibaren erkekler kendilerine süper ve kusursuz bir kadın vücudu ararken, kadınlar da dizilerden firlama kaslı, güçlü, zengin ve bir o kadar da romantik erkek modeller arar. Hayvansal içgüdülerle binbir entrika ve göze hitap eden albenili giysilerini giyip rakiplerini alt etmeye calisarak kısa dönem sevgili filmi çekmeye hazırlanırlar. Karşıdan nasıl göründügünü önemseyen birey beklentilere cevap verip, artık modern ve seküler toplumda istediği tarza büründügü ve toplumsal dışlanmaya maruz kalmayisindan oldukça mutludur. Bütün şartlar yerine gelmişse toplumun hâlâ dinsel, kültürel ve ahlâk açısından yaratıcının ogretilerine göre yaşamasına hiç bir lüzum yoktur. Durum böyle iken birbirleri ile kıyasıya rekabet halinde olan kadınlar ve erkekler karşı cinse iyi gözükme iç güdüsü ile dış görünüş kaygısını nirvanaya kadar yasarlar.Hal böyle olunca görünüş korkusu, yetersizliğin sosyo-psikolojik olarak ilk belirtisi olur.

Büşra ÇATALBAŞ

YAZARIN SON YAZILARI
Patlamış Bir Yazı - 11 Ekim 2015
Ben Kimsiniz? - 24 Ağustos 2015
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ