Bilime ve Teknolojiye Yatırım Yapmak

Şenol Ceviz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 22 makalesi bulunuyor.
  • 11 Mayıs 2015
  • 1.461 kez görüntülendi.

Technology

Bilim, günümüz enformasyon toplumunun olmazsa olmazları arasındadır hatta olmazsa olmazların ilk sırasında yer alır. Bilim insanlık tarihinin neredeyse tamamında varlığını hissettirmiş fakat sadece son iki asırda kendini bu denli hızlı gelişir halde görmüştür. Günümüzde ise bilimin aldığı son hal hemen hemen her şeye her ihtiyaca çare bulmaktadır. Kapitalizmin ödüllendirici etkisi tabi ki bilimin gelişmesinde en büyük etken diyebiliriz. Bu iki olgu, yani bilim ve kapitalizm birbiri ile bağlantılıdırlar. Bilim kapitalizme araç olmuştur. Kapitalizm, bilimi yönetir hangi yeniliklerin ve icatların yapılacağına karar verir. Günümüzde tüm gelişmiş devletler bilimi kendi amaçları için kullanmaktalar. Örnek verilecek olursa İsrail tohumların genetiğini değiştirip dünya tohum piyasasını eline geçirmeye çalışmaktadır. Kısır tohumlar üretir tek kullanımlık, ürün alırsınız fakat bir daha ki seneye kullandığınız tohumun mahsulündeki  tohumu kullanamazsınız. Burada bir art niyet vardır. Bir diğer yandan uçaklar üreten yabancı menşeli şirketler, o uçakları hangi devlete satarlarsa satsınlar sonrasında kendilerinin de kullanabilecekleri yazılımlar ya da araçlar geliştirmekteler. Dünyayı daha iyi bir yer haline getirme sözünü sıkça duymuşsunuzdur son zamanlarda. Bilim dünyayı daha iyi bir yer haline getirmekten ziyade günümüzde kapitalizmin sömürüsü olmuş durumdadır. Çevreye yararlı olabilecek insanlara daha iyi bir gelecek sağlayabilecek buluşlardan çok kişilere ve bireysel amaçlara art niyetli uluslara hizmet eder. Tabi bu yararlı şeyler yapılmadığı anlamına gelmez. Buna da örnek vermek gerekirse solar sistem ile elektrik üreten santraller yüzyılın buluşlarındandır bence. İnsanın en çok ihtiyacını hissettiği şeylerin başında gelir enerji ve enerjinin çevreye zararı olmadan üretilmesi hayati önem taşımaktadır. Yaşadığımız çağda ise bilim ve teknolojiyi en aktif kullanan uluslar gelişmiş sayılmaktadır. Bu aracı kullanamayanlar ise daima geri kalmaya mahkumdur. Çok değil biraz geriye gider isek Osmanlı İmparatorluğu’nun bu konuda en güzel örneklerden biri olduğunu görürüz. (Osmanlı’da ilk kitabı 1494 te ispanya musevileri 1492 de kurdukları basım evinde basmışlardır. Ermeniler 1567 de ve rumlar 1627 de basım evi kurmuşlardır. Türklerce basım evinin ele alınışı 1727 yılında İbrahim Müteferrika’nın bir ferman ile Şeyhülislamdan fetva aldıktan sonra baskı işine girmesiyle başlamıştır.) Osmanlı,içinde bulunduğu çağın yeniliklerini göremeyip bu yeniliklerden uzak durmuş ve maddi anlamda sorunlar yaşayınca da gerileme yaşamıştır, hatta yok olmuştur. Bir devletin düzlüğe çıkması hatta birinci dünya ülkesi olmasının tek anahtarı vardır, bilimi kullanmak. Nitekim bilime sadece materyalist açıdan bakmakta hata olur mesleğimiz olan Sosyolojinin ne kadar hayati bir önem arz ettiğini hepimiz biliyoruz fakat içinde bulunduğumuz toplumun henüz gelişmişlik düzeyinin düşük olmasından dolayı yeterli değeri göremiyoruz. Bir devleti çok kısa bir sürede hatta 5-10 yıl gibi kısa bir sürede kalkındırabilir ve gelişmiş ulusların arasında sokabilirsiniz. Yazıyı yazarken “nasıl” sorularını duyar gibiyim. Şöyle ki; sadece bilime kullanarak deyip bir kenara çekilmeyeceğim. Öncelikle internet ve mobil telefon sektörü bu işin anahtarı. Özellikle mobil oyun ve uygulama sektörü hızla büyümekte ve bu sektörde çok büyük rakamlar konuşulmakta yüzlerce milyar doların döndüğü bu piyasaya önem verilir ve uygulama geliştirir, mobil oyun üretir isek çok kısa sürede büyük rakamlar elde edebiliriz. Tabi bunu içinde bulunduğunuz devlet ya da özel sektör teşvik edebilmeli. Fakat bizim insanımız ya aşırı realist ya da boş vermiş durumda ve bu potansiyeli görmüyor. Özellikle futbol maçlarında görmeye alıştığımız cep telefonu flaşlarının slow şarkılar eşliğinde hafifçe sallanması bile bunun nasıl bir potansiyel olduğunu gözler önüne seriyor. Zira hemen hemen her vatandaşın cebinde bir adet akıllı telefon bulunmakta ve bu dünyanın gelişmiş ya da gelişen her ülkesinde aynı durumda. Iphone, samsung, htc  gibi büyük üreticiler ülkelerini birinci dünya ülkeleri arasına aldı, bu potansiyeli gördüler ve değerlendirdiler. Vatandaşın deyimiyle zengin daha zengin, fakir daha fakir oldu. Sadece mobil telefon sektörü değil bugün büyük paraların döndüğü bir çok teknolojik sektör bulunmakta. Madenlerimizi batıya ham madde halinde satarak değil, onları nasıl bize geliştirip yan ürünleriyle satıyorlarsa bizde aynısını yapmalıyız. Özel sektöre teşvik vermek yerine üniversitelerimize ARGE yatırımı yapmalıyız, bu yatırımların meyveleri çok kısa sürede alınabilir. 2013 yılında ABD manyetik sistemle çalışan silahlar icat etti. Bu silahlarda barut dahi kullanılmıyor, sadece manyetik sistem ve silah var  ve menzili barut ya da yakıt kullanan silah sistemlerinin çok daha fazla ilerisinde ve bunu sadece 200 milyon dolar ARGE yatırımı ile yaptılar. Yani demem o ki yaptığımız yatırımların sonuçlarını hemen görme isteğinden vazgeçip bu yatırımların meyvelerini sonradan alabileceğimize inanır isek çok hızlı bir şekilde bir Almanya, bir İngiltere bir Fransa olabiliriz. Burada önemli olan akılcı düşünmek, doğru teknolojiye ve bilime yatırım yapmak, ve sabretmek. Mevcut yönetimimiz ise sadece inşaat yapmakta ve gündemindeki sorunlarla uğraşmakta. Şu an geleceğe dair bir ışık göremiyorum kendi açımdan, çünkü ortada hayalini kurabildiğimiz bir gelecek yok. Köprü, otoyol, metro vs. bunlar çok önemli şeyler fakat tüm bunların yanında ülkenin gelişimini sağlayacak politikalar da üretmeliyiz. Üniversitelerimize ağırlık vermeliyiz, sanayimizi nasıl geliştiririz bunu düşünmeliyiz, taşeron ülke olmaktan çıkıp asıl üretici olmalıyız. Dünya’nın bir çok markası Türkiye’ye geliyor ve üretim yapıyor, bu da güzel fakat artık bu aşamadan kurtulmalıyız. Biz kaliteli araba üretecek altyapıya sahipsek kendi markalarımızı oluşturmalıyız, Dünya markalarımız olmalı ki koskoca bir ülke halkın genelinden vergi alınarak daha fazla dönmez, cari açıklar alır başını gider. Vergi sistemi bireysel girişimciler üzerinden dönmeli, onlar çok kazanmalı, devlete de kazandırmalı. Amerika birleşik devletleri yine bu konu da en başarılı örnektir, markaları sayesinde süper güç olabilmiştir. Çünkü yılda 60 milyar dolar bağış alan Harward gibi üniversiteleri var, onlar zamanında eğitime yatırım yapmış ve meyvelerini yiyor. Bizde hala yur tdışına meyve sebze ihraç etmekle yetiniyoruz.

Şenol CEVİZ

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ