Bir Aydınlatma Tartışması:Entelektüellik

Habibe Kulle

Yazarın şu ana kadar yazılmış 6 makalesi bulunuyor.
  • 25 Ocak 2016
  • 6.268 kez görüntülendi.

mağara

 

Aydınların aydınlatamadığı halkı, soytarılar aldatır.

Cemil Meriç

            Günümüzde neredeyse her okumuş olan kişinin slogan haline getirmiş olduğu bir tesellisi var “Ben entelektüelim” sözü. Ben bu sözü ne zaman duysam aklıma Ahmet Mithat Efendinin Felatun Bey isimli karakteri gelir. Hani Fransızca okuması olmamasına rağmen hava için Fransızca yazılmış gazeteleri koltuğunun altında taşıyan Arkasından da ben Nietzsche okuyorum toplum beni anlamıyor diyerek ortada gezinenler. Yani tam bir entel. Entelektüel olamayıp özenmekle yetinen. Entelektüel kavramına gelince o hayli karmaşık bir mevzu!

Kelime köken olarak Latince “intellectus”, anlamak sözcüğünden gelmektedir. Antik Yunan da ise mutluluğa götürecek olan bilgiye ulaşan kişiler için kullanırlar yani filozoflar için. Karşımıza Platon ve Aristo çıkar. Platon’un idea anlayışını anlatmak için kullandığı mağara betimlemesi tamda bu kavramı açıklamaktadır. Şöyle ki mağara nasıl bir toplumu ya da bireyin içinde bulunduğu evren yerine düşünülür ise ve o mağaradaki gölgelerini seyreden insanlar bilinçlenmemiş bir toplum ise entelektüel o mağaranın dışına çıkıp gerçeği gören ve bu bilgisini toplumun diğer üyeleri için kullanabilen kişidir. Aydın ise bu entelektüelin duvara yansımasıdır. Yani entelektüel kendini bir yere ya da topluma ait hissetmez oysa aydın daha çok bir aidiyet duygusu ile hareket eder. Etnisiteye bağlı kalır, entelektüel ise bunların dışına çıkabilendir.19.yy da ise entelektüel kavramı “önder” anlamında kullanılmıştır. Günümüzdeki anlamları ise kapsamlı bilgi ve birikim gerektiren konular ve bununla birlikte soyut konularla ilgilenen kişilerdir. Bir başka anlamı ise mesleği mal ve hizmet üreten diğer meslek gruplarından farklı olarak fikir ve bilgi yaymak olan kişi, kültür ve sanat konularında uzman kabul edilen kişidir.

Entelektüellik de diğer her şeye yapıldığı gibi farklı yorumlara maruz kalmış bir nevi araçsallaştırılmıştır. Örneğin Loria’ya göre üretici olmayan bir işçidir. Marksizm de ise işçi sınıfı ve aydınların çatışmasının bir ürünüdür. Marksizm de entelektüelin işçi sınıfından farkı yoktur her ikisi de emeğini kapitalist düzende satmak zorundadır. Aynı zamanda entelektüel kendi ürettiği ilme ve evrensel yoruma yeri geldiğinde yabancı bile kalabilmektedir. Burada yine entelektüel ile aydın arasında ki farklılığa parantez açmak gerekirse aydınlar bir nevi kapitalist düzenin orta sınıfıdırlar. Lenin’in ifadesi ile ideolog aydınlardır. Bunlar esas anlamda siyasi iktidarın methiyecileridirler. Sömürülen sınıfın sömürüldüğünü gizlerler. Bir nevi bekçilerdir. Entelektüel ise bunu yapmaz onun tarafı yoktur. Onlar evrenin adamlarıdır. Gramsci’nin aydınına diyecek söz yok. Onun aydınları tam bir adapte etme canavarlarıdır. Sivil toplumu siyasal alana adapte eden canavarlar. Yani aslında aydınlar entelektüelin gölgesi olmayı da tam beceremezler. Çünkü onlar evrenin havasını değil içinde bulundukları yerin havasını solumayı tercih ederler.

Oysa olması gereken aydın kimdir?

Cevabı basit ama anlaması biraz karmaşık, dediğimiz gibi entelektüelin gölgesidir.

Şimdi bir soru daha entelektüel kimdir?

Onun da cevabı basit ama anlaması karmaşık, Cemil Meriç’in ifadesiyle “ Hala bulunamayan kahraman: düşünce dünyasını her gün yeni baştan oluşturabileceğine inanandır”.

Pekala o zaman Türkiye’deki aydın kitlenin sorunu nedir? Onları duvara yansıtan entelektüelin sorunu olarak mı vardırlar, yoksa o entelektüelin gölgesini ortaya çıkaracak olan güneşte mi hayli sorun vardır? Tüm bunların cevabı ortadadır aslında. Bizler entelektüel olmadan yani idea’yı göremeden onun kötü kopyalarını kopya ediyoruz. Sonrada kötü kopyaları kopyalayarak gölgemiz olarak duvara yansıtıyoruz. İdea’ya ulaşamama sebebimizde ortada, bizler ya toplumu dışa iterek okuyoruz ya da okuduklarımızdan yola çıkarak toplum bizi dışa itiyor. İşte asıl sorun bir bütün olamamaktan kaynaklanıyor. Toplum bizden biz toplumdan bir haber yaşıyoruz. Yani entelektüel olamıyoruz.

Aydınlanmış bir toplumda buluşmak dileklerimle.

Habibe KULLE

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ