Bürokrasi

  • 12 Mart 2015
  • 644 kez görüntülendi.
Bürokrasi

Bürokrasi (bureaucracy) Bürokrasi, yetkili idareciler topluluğu ile belirli bir idare sisteminde (örneğin bir “devlet ya da resmi örgütte) geçerli prosedürler ve işlerden oluşur. Her ne kadar kavramı kendisi bulmamış olsa da (ilk kez Fransa’da, on dokuzuncu yüzyılın başlarında ortaya atılmıştı), bürokrasi fenomeninin incelenmesine en özgün katkıyı Max “Weber’in yaptığı genel bir kabul görmektedir. Ayrıca, bürokrasi konusuna ilk katkıda bulunan kişiler arasında hemen hemen bir tek onun yaklaşımı bu olguyu aşağılayıcı nitelikte değildir.Bürokrasi kavramı genellikle Weber’in akılcı ve etkin örgütle ilgili, hem mevkiler hem de o mevkileri dolduranlar için belli vasıflar öngören “ideal tiplerinden biri olarak anlaşıldığı halde, aslında bununla sınırlı olmayan bir olgudur.Bürokrasinin tam değeri, ancak bürokrasiyi yalnızca daha geniş kapsamlı “akılcılaşma (rasyonalizasyon) sürecinin bir sonucu olarak görerek değil, aynı zamanda Weber’in “demokrasi ve “tahakküm üzerine çalışmalarının temelinde değerlendirerek anlaşılabilir.Tahakküm, yani iktidarın meşru ve kurumsallaşmış biçimde kullanımı, bir tür idareyi, dolayısıyla demokratik bir sistem içinde lider ile seçmen aıasında konumlanmış görevlilere uygun bir rolü gerektirmektedir. Ortaya çıkan örgütün tipi, gücü elinde bulunduranların bu gücü astlarının gözünde meşru göstermelerini sağlamak için geliştirdikleri meşruiyetin niteliğine bağlıdır. Bürokrasi, işte bu meşruiyet, akılcı kurallara göre gücün kişisel-olmayan düzlemde kullanılmasını öne çıkaran akılcı- yasal bir biçime kavuştuğu zaman gelişip serpilecektir.Bürokrasinin ayırıcı özellikleri şunlardır: bir makamlar hiyerarşisi ile hiyerarşik düzeyler arasındaki iletişimi sağlayan kanallar; dosyalar ve gizlilik; genel kurallarla belirlenip yönetmeliklerle düzenlenen, açıkça tanımlanmış yetki alanları; resmi işlerin özel işlerden idari biçimde ayrılması. Bürokrasiyi oluşturan insanlar, Weber’e göre, seçimle gelmekten ziyade yukarıdan atanmış görevlilerdir, ömür boyu görevde kalma hakkı ve yüksek statünün nimetlerinden yararlanırlar, sabit bir maaşları ve emekli aylıkları vardır, bir meslek sahibi olmuşlardır ve kariyerleriyle makamlarına sadakatle bağlıdırlar.Bürokrasi, hedefe ulaşmada mutlaka en etkili araç anlamına gelmemesine rağmen, diğer tüm tahakküm biçimleri karşısında salt teknik açıdan üstünlüğe sahiptir, çünkü akılcılık ve etkinlik her zaman için açıkça belirlenmiş bir hedefe göre ölçülmelidir. Bürokrasi, her şeyden önce. kamusal ve özel idarenin kesin ve sürekli biçimde yürütülmesini gerektiren kapitalist piyasa ekonomisiyle bağlıdır. Bürokrasi, akılcılığı; akılcılık da riskli faaliyetlerde belirsizliği en aza indiren hesaplanabilirliği içerir. Böyle bir hesaplanabilirlik ise kitle demokrasisini; hukuk önünde biçimsel düzeyde herkesin eşit duruma geldiği, böylece keyfi muameleyi azaltan düzleyici bir süreci kapsayacaktır.Weber’in rasyonalleşme süreciyle ilgili kötümser görüşü, onun tam anlamıyla yerleşmiş bürokratik yapıların yok edilemeyeceği konusuna duyduğu ilgisine açıkça yansımaktadır. Yöneticiler, komünizm sonrası Doğu Avrupa örneğinin açıkça gösterdiği gibi, eğitimli personelle boy ölçüşemezler.Profesyonel bürokratlar da yaptıkları işlere yapışırlar ve bu yüzden sürekli olarak yerlerini sağlamlaştırma peşindedirler.Son olarak, siyasetçiler (ister seçimle ister başka bir yolla siyasette yer alıyor olsunlar), idari sırları açık eleştirilere ve denetime karşı bir silah olarak kullanan uzman bürokrat karşısında giderek bir amatör konumuna sürüklenmektedirler.Bunun için, bürokratik bilgi “*güç”tür; hem uzman bilgi anlamında, hem de memurların rutin işlemler ve prosedürler arkasına gizlenmelerini sağlayan saklı bilgi olarak “güç”tür. Bu terimin o zamandan bu yana, memurların aşırı derecede güce başvurdukları ya da örgüt yapısının aksadığı her durumu anlatmak üzere kullanılmaya başlanması da şaşırtıcı değildir. Bürokrasiler, yerine getirmeleri için tasarlandıkları hedefler bakımından, söz konusu bir görev için gerekli olandan daha fazla personelin çalıştığı, sorumlulukların sistem içinde dağıtılıp silikleştiği, kurallar, formaliteler ve dosyaların yine gerekli olan ölçüleri çok fazla aşacak şekilde çoğaldığı ve görevlilerin, hizmet ettikleri varsayılan amaçları hiç dikkate almadan (başka bir deyişle, bürokratik araçların kendi başına bir amaç durumuna gelmesine kölece seyirci kalarak), sadece düzenlemelerin metnine harfi harfine bağlı kaldıkları zamanlarda etkilerini kaybedebilirler.Bürokrasi, Weber’in öngördüğü gibi kendi kendini besleyen bir kast olarak ortaya çıkabilecek, eğitimli uzmanlar yetiştirmeye eğilimlidir. Weber, Marksizan bir yorumla, kapitalizm ile sosyalizmin daha geniş kapsamlı bir bürokratikleşme süreci içinde; yani, üretim, yıkım, araştırma araçları ile işçi, asker, akademisyen ve idarecinin yönetiminin ayrılmasıyla sınırlandırılabileceğini iddia etmiştir. Stanislav Andreski’ye (Max Weber’s Insights and Errors, 1984) göre, aslında artık bu terimle ilişkilendirilebilecek dört aynı anlam bulunmaktadır.”Bürokrasi”, Weber’in tarif ettiği biçimde idari fonksiyonları yerine getiren insanları; bu insanların girdikleri ilişkiler ağını; bir topluluk olarak kullandıkları gücün miktarını; idari makinedeki çeşitli türde aksaklıkları anlatabilir.Çağdaş sosyoloji literatüründe bu işlevlerin dördü de açıklıkla sergilenmiştir.Andreski’nin kendisi, bürokrasi teriminin yukarıda sıralanan anlamların üçüncüsü için, yani, “idarecilerin gücünün otorite sahibi olan diğer kişilerden ya da başka liderler grubundan daha fazla olması durumu” anlamında kullanılması gerektiği görüşündedir. Weber bu anlamda tam bir bürokrasi görecek kadar yaşayamamıştır (tam bir bürokrasinin ilk örneği, Sovyetler Birliği ‘nde Stalin’in ölümünden sonra kurulan, kişilik kültünden uzaklaşmış yönetimdir).Öte yandan Çin İmparatorluğu da, mandarinlere (onların gücü imparatorla yakınlarının ayrıcalıklarına bağlı ve onlarla sınırlı olmasına rağmen – Weber’in *patrimonyalizm diye adlandırdığı istikrarsız bir siyasal tahakküm biçimi) kafa tutabilecek hiçbir sınıf olmadığı için bürokrasinin sanayi-öncesine ait yakın bir biçimini oluşturur.Weber’in bürokrasinin doğasıyla ilgili yazılarının, gerek sonradan ortaya çıkan “örgüt (organizasyon) kuramı için verimli bir kaynak olduğundan, gerekse giderek kompleks hale gelen bir dünyada gücün demokratik biçimde kullanılması koşullarının incelenmesine katkıda bulunduğundan en ufak bir kuşku bile duyulamaz. Weber’in bürokrasi incelemeleri, kavramsal açıdan dağınık ve ampirik bakımdan yer yer sorgulanabilir olmakla birlikte, idari makinelerin gelişmesi ve işleyişinin araştırılması açısından rakipsizdir. îlk sosyologların diğerlerinin çoğu demokrasiye ve özgürlüğe yönelik ilerici hareketleri önceden görmüşlerken, sadece Weber giderek artan bürokratikleşmeyi görebilmiş ve bu anlamıyla onun analizi zamanın sınavından başarıyla geçmiştir. Yine de Weber’in bu konuyu ele alışı dağınıktır ve kesinlikle bürokratikleşme için kolay bir giriş metni olduğu söylenemez. Sosyoloji öğrencileri için bu konudaki en iyi başlangıç metni hâlâ Martin Albrow’un Bureaucracy’sisidir (1970).

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ