Çocuk Gelinler

Asuman Şayf

Yazarın şu ana kadar yazılmış 11 makalesi bulunuyor.
  • 26 Ekim 2015
  • 2.918 kez görüntülendi.

uc_evlilikten_biri_cocuk_h62807

Tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye’nin de kanayan yaralarından sadece biri çocuk yaşta evlendirilmeye zorlanan kızlar. Daha çocuk olmayı yaşamadan kadın olmaya zorlanan kızlarımız. Evliliğin, cinselliğin ne olduğuna dair en ufak fikri bile olmayan daha çocukluktan gençliğe bile geçmeden , kendisinden onlarca yaş büyük bir adama zorla ‘’kadın ‘’ diye verilen kızlarımız…Maalesef çoğumuz  medyada  (dillendirildiği ölçüde)duyduğumuz , yakinen şahit olduğumuz belki kendi ailemizde bile olan ‘’küçük gelinlere’’ ya da ‘’çocuk kadınlara’’ değinmek istiyorum yazımda.

Ataerkil toplumun kadına atfettiği roller , eğitimsizlik ,toplumsal cinsiyet eşitsizliği,  yoksulluk , toplumsal normalar gibi bir çok etmen pek çok çocuğun hayatına mal olabiliyor. Öyle ki daha çok küçük yaşlardan itibaren ‘’satılacak eşya’’ gibi bakılmaya başlanıyor kız çocuklarına. Yaşının kat be kat fazlası paralara başlık parası adı atılda resmen satılan masum çocukların intihar girişiminde bulunduğu gibi haberlere maalesef ki şahit olmaktayız, şahit oluyoruz olmasına ama hiçbir etkisi olmuyor bu durumun hatta aksi olup örnek bile olduğu durumlar olabiliyor .Ne yazık ki medyanın rolü burada çok etken … Güya çocuk gelinlerin yanlış olduğunu anlatmak için diziler yapılıyor ama bu dizilerde resmen kadının kocasına nasıl itaat etmesi gerektiğini  öğretiliyor bilen içinde pekiştiriliyor.

Erken yaşta evlenilmeye zorlanan küçük kızlar toplumdan uzak , her türlü sosyalleşmeye kapalı sadece eşine itaat eder vaziyette evden dışarısını görmeyen bireylerin yetişmesine  neden oluyor. Bunun sonucu da  her tülü fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklar baş gösteriyor , çocuk daha hazır olmadığı aile ve ev içindeki rollere sürükleniyor  ve beraberinde bedenen , ruhen her türlü sömürüye maruz kalıp şiddet görüyor. Bugün haberlerde çocuk gelinlerle yapılan röportajlarda benzer  ifadeleri görmekteyiz ; ‘’ evcilik oynayacağız deyip gerdeğe götürdüler’’ ,  ‘’sokakta oynayan çocukları görünce onları izleyip üzülüyordum’’ , ‘’kayınvaliden , kayınbiraderim tarafından şiddet görüyordum’’, ‘’küçük yaşta evlendirdiler beni çünkü küçük biz bunu eğitiriz diye’’.. daha da artırılabilir. Duyduğumuz cümlelerden ortak bir çıkarım yapacak olursak ; her birinin hayatı elinden alınan, istekleri ,arzuları göz ardı edilen , ikinci sınıf insan muamelesi gören  masum çocukları görürüz.

Böylesi evlilikler resmiyet kazanmadığı için genelde dini ritüellerle yapılmaktadır yanı bizim duyduğumuz, bildiğimiz oranlar çok sığ kalmaktadır , derinlemesine bir araştırma yapılsa maalesef bu oran görünenden çok daha fazla çıkacaktır. Sadece Türkiye’de değil dünyanın pek çok yerinde erken evliliklere rastlanmaktadır .bu yerler genelde az gelişmiş ya da gelişmekte lan ülkeleri kapsamaktadır. Bunların nedenleri kimileri yoksulluk , eğitimsizlik olurken ; kimileri tamamen ataerkil toplumun geleneksel yapısından kaynaklanmaktadır yani sorunu genel bazda ele almak yanlış olacaktır fakat ortada ki ortak yanlış daha çocukken evlendirilmeye zorlanan çocukları bu duruma iten zihniyettir.

Daha çocukken kadın hatta anne olan çocuklar hayatın zorluklarıyla küçük yaşlarından baş etmek zorunda kalmaktadır . Kendisi henüz çocukken , kucağındaki çocuğa annelik yapması beklenmektedir.Yine burada en büyük sorunlardan birisi ortaya çıkmaktadır.Küçük yaşta evlendirilen ve hatta okuma yazma bile bilmeyen bireyler  eğitimsizliğin olumsuzluğuyla çocuklarını yetiştirmekte bu da topluma sağlıksız bireyleri n yenileri eklenmesi demektir.

Etrafınıza daha çocukken evlendirildiğinde yakınan kadınlar görmekteyiz , hayalleri  umutları içlerinde kalmış kadınlar, sadece okuma yazma öğrenseydim yeter diyen kadınlar , hayatın yüküne erken çekmeye başladığı için  sayısızca hastalıkla uğraşıp yanında hastalığının önemsenmediği kadınlar, kendi canıyla uğraşırken hiçbir şeyi yokmuş gibi kocasına itaatinde kusur etmemesi beklenen kadınlar..

Evlilik o kadar meşakkatli bir süreç ki sadece birkaç etmene bakılarak bir insanlar ömür geçirmeyi planlamak yetmemekte. Hani derler ya  ‘’evlilik çocuk oyuncağı değildir’’ diye işte maalesef tam da burada durulması gerekiyor . Bu cümle o kadar doğru bir cümle ki ama kaç kişi gerçekten idrak edebiliyor?  10 yaşındaki çocuğa hadi bu senin kocan deyip bir adama teslim ederek bu cümleyi nasıl doğruluyoruz? Şu bir gerçek ki evlilik gerçekten çocuk oyuncağı değildir. Bizler birey olarak her birimiz içinde yaşadığımız bu topluma karşı sorumluyuz , öyle de olmalıyız çünkü bir insan değişirse bir toplum değişir. Bu yüzden her birimiz daha fazla duyarlı olup etrafımızda olan bu saçma sapan yavanlığa dur diyebilmeliyiz. Yine bu ve buna benzer sorunları önlemek için eğitim ailelere, çocuklara verilmelidir. Okullarda bununla ilgili çalışmalar yapılmalı , insanlar bilinçlendirilmelidir. Medyada  halkı bilinçendirmek için çalışmalar yapılmalıdır. Kısacası Toplumun duyarlılığı artırılmalıdır.

Asuman ŞAYF

Sosyolog/Aile Danışmanı

YAZARIN SON YAZILARI
El Alem Ne Der? - 1 Aralık 2015
Çocuk Gelinler - 26 Ekim 2015
İşsizlik Sorunu - 29 Eylül 2015
İletişim Üzerine - 9 Eylül 2015
Nedir Bu Öfkenin Sebebi? - 26 Temmuz 2015
Reklamlarda Kadın - 6 Temmuz 2015
Kadın Cinayetleri - 24 Haziran 2015
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 3 YORUM
  1. Hüseyin POLAT dedi ki:

    Öncelikle yazı için teşekkürler. Önemli bir konuda güzel bir yazı olmuş. Ama bu konuda kaleme alınan bir çok makalede ‘ çocuk gelinler’in daha çok duygusal konuda kaldığını gördüm. Bu yüzden izninizle bir şeyler eklemek isterim. Öncelikle kadınların okur yazar oranının az olmasının temel nedenlerindendir. Annelerimizin olduğu kuşak 15-18 arasında evlenmiş, büyük annelerimiz ise 10-15 yaş arası. Eğitim sürekli eksik kalmış, okur yazar oranı erkeklere göre 10 kat kadar geri düşmüş. Bu durumda ekonominin eril bir özellik kalmasına neden olmuş. Ekonominin eril özellik kazanmasıyla birlikte, her geçen gün önemini arttıran ekonomik durum kadını erkeğe iyice bağımlı yapmış ve şiddet olaylarının başlangıçtan itibaren çok hızlı bir sıklık gösterdiğini söyleyebiliriz. Bu bağlamda bir çocuk gelin eğitimden uzak olduğu için ekonomik özgürlüğe kavuşamamış, ekonomik özgürlüğe kavuşamamış çocuk gelinin şiddete maruz kalma olasılığı artmış ve bu konuda gerekli eğitime sahip olmadığından hukuki açıdan kendini savunamaz konumdadır. Ayrıca böyle bir psikolojideki bir annenin kendi kızını ya da oğluna nasıl yetiştireceği de ayrı bir soru işaretedir.

    1. Asuman Şayf dedi ki:

      bu yazımda da diğer yazılarımda da önemli üzerinde durduğum bir konudur kadınların okumasının erkeklerden daha önemli olduğu, çok haklısınız çocuk yetiştirirken anne çok daha önemli o yüzden bir kadının mutlaka okuması gerek bu illaki üniversite okuyup çalışmak demek değil kendisini geliştirmek için okuması demek istediğim ki topluma yararlı bireyleri yetiştirebilsin .Atalarımız boşuna dememiş ”ağaç yaş iken eğilir” diye ki o yaş ağacı eğecek annelerin cahil olmaması gerek. Yorumunuz ve fikirleriniz için çok teşekkür ederim.

  2. Anonim dedi ki:

    helal olsun

BİR YORUM YAZ