Çocuklarda Öz Güven Gelişimini Desteklemenin Yolları

Sibel Demir Sarıoğlu

Yazarın şu ana kadar yazılmış 5 makalesi bulunuyor.
  • 03 Temmuz 2015
  • 621 kez görüntülendi.

Çocuklarda-özgüven

 

Her anne-babanın en büyük ortak hayallerinden biri de kendine güveni tam çocuklar yetiştirebilmektir. Gerçekten de öz güven bütün insanlar için oldukça temel ve çok önemli bir kişisel özelliktir. Zorluklara daha kolay mücadele edebilmek, yaşam karşısında daha dik durabilmek, problemlere karşı daha gerçekçi ve mantıklı çözümler üretebilmek, okul ve iş yaşamında daha başarılı olabilmek, daha sağlıklı ve kaliteli sosyal ilişkiler kurabilmek, kendini daha iyi ifade edebilmek, toplum içinde hakkını arayabilmek, istediğinde hayır diyebilmek öz güven ile alakalı konulardır.

Öz güven bir duygu, inanç ve bunun davranışlar ile sergilenmesidir. Kişinin kendine karşı tutumu, bakış açısı, kendini değerli görebilmesi, kendini sevip saygı duyabilmesi, olduğu gibi doğru ve yanlışları ile kabul edebilmesi, onaylayabilmesi, takdir edebilmesi; yani kısaca kendini nasıl görüp değerlendirdiği ile ilgilidir. Bu bütün yaşamı etkileyecek oldukça önemli bir konudur. Öz güven duygusunun temelleri, daha henüz bebekken ebeveynlerimiz ile olan iletişimimiz ile atılıp gelişir.

Psiko-sosyal gelişim kuramlarına göre 0-1 yaş arası güven duygusunun temellerinin atıldığı “güvene karşı güvensizlik” olarak adlandırılan oldukça önemli bir dönemdir. Yeni doğan bebeğin ilgi ve ihtiyaçlarının zamanında giderilmesi, bu ihtiyaçlar giderilirken kucağa alınması, bebeğin sevilmesi, okşanması, sevgi ve sıcaklığın hissettirilmesi onda güven duygusunun temellerini atacak ve “ben değerliyim, önemseniyorum ve seviliyorum” algısını yaratacaktır. Bu şekilde düşünen bir çocuk ailesine, kendine ve hayata daha çok güvenebilecektir.  Reddedilen, ilgilenilmeyen, soğuk davranılan, azarlanan bir çocuk ise “ben değersizim, önemsizim ve sevilmeye layık değilim” şeklinde düşünecektir. Bu tarz çocuklar ise ailesine, kendine ve çevresine karşı güvensiz olacak, bağlanma sorunları yaşayacak ve daha geri duracaklardır.

1-3 yaşları arasında ise çocuklar “özerkliğe karşı kuşku ve utanç” denilen yeni bir evreye girerler. Bu dönemde çocuklar kendi güçlerini keşfedebilmek, yapıp yapamayacaklarını görebilmek ve bunları da çevrelerine gösterip test edebilmek isterler. Eğer bu dönemde çocuğun tek başına yapabileceği merdivenleri çıkma, oyuncaklarını toplama, kıyafetlerini çıkarma, yemek yeme gibi davranışları desteklenirse; çocuk kendi gücünü keşfetmiş, “ben güçlüyüm, tek başıma da bir şeyler yapabilirim” şeklinde düşünen, özerk ve bağımsız bir birey olacaktır. Ancak ailesi tarafından kendi tek başına yapabileceği davranışlar engellenir ve müdahale edilirse çocuk gücünü keşfedemez, “ben güçsüzüm, bir şeyler yapabilmek için başkalarına ihtiyacım var, tek başıma hareket etmemeliyim” şeklinde düşünür ve bağımlı, kendinden şüphe duyan bir birey haline gelir.

3-6 yaşları arasında ise “girişimciliğe karşı suçluluk” denilen yeni bir döneme giren çocuklar; bu dönemde motor ve dil gelişimlerinin de artmaları ile çevrelerini ve yaşamı daha fazla merak edip sorgulamaya, incelemeye, daha girişken ve duyarlı olmaya başlarlar. Eğer bu dönemde aileler çocuklarının bu girişimlerini destekler, sorularına uygun yanıtlar verirlerse çocuk “ben değerliyim, önemseniyorum; sorup incelemeye, öğrenmeye hakkım var” diye düşünürler ve etraflarını keşfetmek için enerjilerini harcarlar. Ancak çocuk azarlanır, merak ve araştırma duyguları köreltilirse “ben değersizim, önemsizim, hiçbir şeyi merak etmemeliyim, öğrenmeye hakkım yok” diye düşünüp suçluluk duymaya başlarlar.

6-12 yaş arası ise artık çocukların okula başladıkları, ailelerinden uzak kaldıkları, deneyimlerini ve öğrendiklerini yeni yaşamına da aktarabilecekleri “çalışma ve başarılı olabilmeye karşı aşağılık / yetersizlik duygusu” olarak adlandırılan yeni bir evredir. Bu dönemde çocuklar bir şeyler üretmek, başarılı olmak, akranları ve arkadaşları tarafından beğenilmek, işbirliğine girebilmek isterler. Bu dönemde ailesi ve öğretmenleri tarafından desteklenen ve takdir edilen çocuklar “ben başarılıyım, yeterliyim ve yaptıklarım takdir ediliyor” duygusunu yaşarken, desteklenmeyen, başkaları ile kıyaslanan, tembel olarak nitelendirilen çocuklar ise “ben başarısızım, yetersizim” şeklinde düşünerek yetersizlik ve aşağılık duygularını yaşayarak, güvensiz olurlar. Bu dönemlerde kazanılan bu tarz olumlu veya olumsuz duygular bütün yaşam boyunca önemli bir rol oynarken; çocuğun kendine bakışını, kendilik değerini, kendilik saygısını, kendine onayını ve kendini kabullenmesini de etkiler. Ancak unutulmamalıdır ki öz güven gelişimi bir süreçtir ve temelleri ailede atılıp dış çevre tarafından da sonradan şekillendirilir. O yüzden anne-babalara düşen görev de öz güven gelişimini destekleyerek baş etme becerilerini güçlendirmektir.

Anne- babalar çocuklarının öz güvenlerini geliştirebilmek için şunları yapabilirler:

  1. Çocuğunuzu şartsız sevin.

Ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın çocuğunuzu şartsız, koşulsuz sevin. Sadece doğru yaptığında veya başarılı olduğunda değil; hatalarında ve başarısızlıklarında da yanında olup destek olduğunuzu ve her koşulda sevdiğinizi hissettirin.

  1. Ona güvenip sorumluluk verin.

Ona güvendiğinizi göstermek ve yaşına göre yapabileceği sorumluluklar vermek onun da kendine güvenmesini ve “başarabiliyorum” algısını geliştirmesini sağlayacaktır. Kendi işini kendisi yapabilmesi için fırsat tanınmalı, onun yapabileceği işler bir yetişkin tarafından yapılmamalıdır. Ayrıca başladığı işi bitirmesi konusunda da destek ve model olunmalıdır.

  1. Çocuğunuzdan beklentileriniz onun yaşına ve seviyesine uygun olsun.

Her çocuğun kapasitesi, ilgi ve yetenekleri, başarabilecekleri farklıdır. Onun için çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın. Onun neyi yapıp neyi yapamayacağının farkında olup ulaşamayacağı hedefler koyarak boş yere başarısızlık ve yetersizlik duyguları yaşayıp hayal kırıklığına uğramasına neden olmayın.

  1. Çocuğunuzun yanlışlarını onun kişiliğini eleştirmeden, suçlamadan gösterin.

Unutmayın her insan yanlış yapar ve yanlışlarından ders alarak öğrenir.  Eğer çocuğunuzun kişiliğini eleştirmeden sadece yanlışını gösterirseniz; çocuğunuz da hatasını anlamak ve düzeltmek için çaba sarf eder. Önemli olan yetersizliklerinden çok, başarabildiklerinin üzerinde durmaktır. Başarısız olduğunda ise nedenleri üzerinde tartışmalı, sonraki denemeleri için destek verip motive etmelisiniz.

  1. Çocuğunuza sağlıklı sınırlar çizin.

Çocuğa uyabileceği, yaşı ve kapasitesine uygun, anlayabileceği, açık ve net kurallar koyun. Kuralların, sınırların belli olduğu, sevginin ve duyguların açıkça ifade edilebildiği, görüşlerinin önemsendiği bir ortam oluşturun.

  1. Onu olduğu gibi kabul edip her şeyi ile değer verdiğinizi ve takdir ettiğinizi belirtin.

Çocuğunuza sadece doğru yaptığı zaman değil; yanlış yaptığı zaman da değer verin, yanlışlarından ders çıkarmasını sağlayıp her şeyi ile olduğu gibi kabul edin. Yanlışları eleştirmek yerine; küçük çabalarını, performansını, doğru davranışlarını, ilerlemesini övüp takdir edin.

  1. Konuşurken göz hizasına inin.

Çocuğunuzla konuşurken çömelerek onun göz seviyesine inmeniz ona değerli ve önemli olduğunu, kendisini önemsediğinizi ve dikkate aldığınızı hissettirir. Ayrıca onun da ilişkilerinde göz teması kurmasını sağlayın.

  1. Çocuğunuzun sosyalleşmesini sağlayın.

Spor, müzik, resim gibi faaliyetlerle mümkün olduğu kadar sosyal ortamlarda bulunmasını, yeni insanlar tanımasını destekleyin. Girdiği ortamlarda başarabileceği görev ve sorumluluklar üstlenmesini sağlayın.

  1. Aldığı riskleri destekleyin.

Çocuğunuza zarar vermeyecek yeni deneyimler yaşamasına izin verip onu cesaretlendirin. Yeteneklerini keşfedebilmesi için yeni fırsatlar yaratın. Yeni yeteneklerini keşfetmek ve başarı duygusunu yaşamak güven uyandırır.

  1. Hislerinizi açıkça tartışıp belli edin.

Ailede duygu ve düşüncelerin açıkça konuşulduğu; gösterildiği, kişisel sorunların paylaşıldığı ortamlar yaratın. Ayrıca onun da duygu ve düşüncelerini ifade edebilmesine fırsat verin, onu dikkatle dinleyip motive edin. Böylece çocuğunuz da kendi duygu ve düşüncelerini ifade edebilecek, aile içi paylaşım gelişecektir.

  1. Çocuğunuza yol gösterin.

Çocuk öğrenmeden harekete geçip bir şeyi yapamaz. Ona ne yapacağını, nasıl yapacağını ve bunun sonucunda ne elde edeceğini anlatıp gösterin.

  1. Çocuğunuzu takdir ve teşvik edin.

Çocuğunuzun yaptığı olumlu davranışları takdir etmek, bu davranışları tekrarlamak için onu motive eder. Ancak olumsuz davranışlarını da eleştirmeyin ve onu suçlamayın; bu davranışın neden olumsuz olduğunu ona anlatın.

  1. Çocuklarınızı etiketlemeyin.

Çocuğunuz sizin onaylamadığınız bir davranış sergiler veya bir hata yaparsa ona “tembel, yaramaz, beceriksiz” gibi sıfatlar yüklemeyin. Eğer çocuğa sürekli bu tarz sıfatlar yüklenirse, çocukta bir süre sonra bunları benimseyip öyle olduğuna inanır ve yeni şeyler denemekten kaçar.

  1. O çocuk, anlamaz demeyin.

Çocuğunuzun da duygu ve düşünceleri olduğunu unutmayın ve bunu dikkate alıp saygı gösterin. Gerektiğinde teşekkür edin, özür dileyin, izin alın. Böylece hem davranışlarınızla ona örnek olmuş hem de “sen değerlisin” bilincini çocuğunuza aşılamış olursunuz.

  1. Davranışlarınızla ona model olun.

Unutmayın, çocuklar anne-babalarını taklit ederek öğrenirler. Bu yüzden çocuğunuzda görmek istemediğiniz davranışları siz de yapmayın.

Bütün bunlar çocuklarınızın öz güvenlerinin gelişimi için yardımcı olacaktır. Fakat bunlar için sizin de güvenizin tam ve çocuğunuz ile ilişkinizin sağlıklı olması gerekir. Ancak çocuğunuza bu şekilde model olabilirsiniz. Bu yüzden gerektiğinde bir uzmandan yardım almaktan çekinmemelidir.

 

Uzm. Psk. Danışman / Aile Danışmanı

Sibel Demir SARIOĞLU

 

 

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ