Durma Madonna, Durma Göğe Bakalım

Serap Balyemez

Yazarın şu ana kadar yazılmış 5 makalesi bulunuyor.
  • 03 Temmuz 2016
  • 2.213 kez görüntülendi.

indir

Günlük yaşantımızda popüler kültür, beslenme-giyim alışkanlıklarımızı, toplumsal davranışlarımızı, bireylerle olan iletişimimizi, kültürel ögelere bakışımızı, dinlediğimiz müzik eserleri ve sanat eserlerine olan  ilgimizi etkilediği gibi yazın dünyasını da etkilemiştir. Belli bir dönemde bazı yaşam pratikleri bazı müzikler bazı kitaplar moda olup göğe çıkartılmıştır. Sonra ise tüketim toplumunun içinde ağızda eriyip giden şeker gibi yaşadığı dönemde popüler  kültürün içinde yer alan nesneler, zamanla damaktaki tadını yitirmiştir. Hızlıca tüketilen, popülaritesini kaybeden nesneler-davranışlar gibi tıpkı döneminde çok satanlar listesinden inmeyen popüler edebiyat ve onun türü olan popüler roman eserleri de genel olarak  kısa süreli etki yaratıp daha sonra kayan bir yıldız gibi edebiyat dünyasında popülerliğini yitirmiştir. Çok satanlar listesinde popüler romanların olması göze çarpan bir gerçek. Popüler romanlar, literatürde hemen hemen benzer cümlelerle nitelendirilerek roman içinde olay örgüsünün çok rahat anlaşıldığı, kolay okunan, estetik roman gibi  üstkurmacaların metafizik anlatımların yer almadığı, okuyucuyu  bir fikir çatışmasına yöneltmekten ziyade  daha çok duygularına hitap eden, heyecanlandıran, haz alabileceği odaklı üretilen romanlardır. (Kürşat Başar, Canan Tan, Duygu Asena, Ahmet Ümit…)

Bir romanın popüler olması, çok satması onu niteliksel olarak yüceltmediği gibi adının çok fazla duyulmaması, çok satmaması onu niteliksel olarak belirleyen bir ölçüt diyemeyiz. Nitekim; çok satanlar listesinden inmeyen öyle kitaplar var ki, kitabın üçüncü serisi yayımlamış lakin dönüp tekrar okuma isteğin üç sayfasına bile yoktur.  Öte taraftan her popüler romanı da kolay okunan, kolay kurgulanan, endüstri edebiyatın içinde eriyip giden iz bırakmayan olarak da göremeyiz. Ancak bir toplumun okuyucu kitlesi popüler romana daha çok ilgi duyuyor ise orası deşifre edilmelidir  diyebiliriz.

Edebiyat sosyologu Robert Escarpit’e göre, bir edebi eserin(kitabın) varlığı ile bir okuyucu topluluğunun varlığı arasında sıkı bir münasebet vardır.. Bir kitapçı dükkanındaki düzenden, çevreyi, dolasıyla toplumu tanıyabileceğimizi söyler. ’’Kitapçı dükkanının raflarında hangi kitaplar var?’’, ‘’Kitapçı en çok hangi kitapları satıyor?’’ gibi soruların cevabı okuyucuların niteliği hakkında belirli bir fikir verebilir.[1] Yine Berna Moran, edebiyat sosyolojisinin bakış açılarından birinin de; ‘’Bir toplum en çok hangi romanları okuyor? ‘’ sorusudur demiştir.[2] Kitapçılarımızın, çok satanlar listesinden de  anladığımız üzere; toplumun okuyucu kitlesi daha çok aşk, polisiye, bilim kurgu, içindeki cevheri çıkar, Allah de gerisi gelir temalı popüler romanları tercih edip, onları top ona yükseltmiştir. Birkaç kitap evinin çok satanlar listesine baktığımda listede göze çarpanlar; Cahit Zarifoğlu– Yedi Güzel Adam, Küçük Prens– Antonine De Saint Exupery, Ahmet Ümit– Elveda Güzel Vatanım, Erhan Altunay, Pekin Çift– Ayasofya’nın Gizli Tarihi, Oğuz Atay–Tutunamayanlar, Sabahattin Ali–Kürt Mantolu Madonna diye hemen hemen her kitap evinde çok satanlar listesinde başı çeken kitaplardır.

Popüler romanların çok satanlar listesinden inmemesi  hatta bir meta haline gelmesi, 1980 ‘den beri var olan bir gerçektir. Bir başka gerçek ise imgeleri, metafizik anlatımı, üstkurmacaları ile  popüler roman anlayışından çok farklı olan Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı ile Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sının yıllardır çok satanlar listesinden inmemesi. Bireyin iç dünyasını, toplum içindeki psikolojisini, topluma baş kaldırısını yansıtması ile altını kalın kalın çizdiğimiz kitaplardır, edebiyatımızın baş tacıdır, tutunamayanların topluma tutamacıdır bu romanlar. Ancak akla nedir bu kitapların çok satanlar listesinden inmemesi sorusu geliyor. Nedir Kürt Mantolu Madonna’nın hala sönmeyen büyüsü? Türk edebiyatında insanı derinden etkileyen, sunduğu malzemeler, harekete geçirdiği duygular ile sarsıntıcı etki yaratıp kitleleri  peşinden sürükleyen, düzene, aşka, olanaksızlıklara karşı  toplumca kenetlenip sorgulama yapabilceğimiz bir başka yapıt yok mudur? Bu noktada bir nevi sosyal medyanın bazı kitapların popülerliğini yükseltiğini düşünüyorum. Bazı romanların, şiir kitaplarının sosyal medyada çok fazla paylaşılması, ön planda olması okuyucuyu onu almaya doğru güdülemektedir. Sanal ortamda çok  fazla göz önünde bulunması insanları o kitaba erişmeye yönlendirmekte, merak duygusunu perçinlemektedir. Şüphesiz ki bu viral etkisi ile bazı kitapların  çok fazla göz önünde olması, bazı şiirlerin-sözlerin çokça tüketilmesi bir süre sonra asiti kaçmış kola tadı vermekte ve edebiyatın sosyal medya üzerinden tüketilmişliğine yol açmaktadır.

Edebiyatı bir ‘’moda sahasına’’ çevirip popüler olanı tüketirken, Cemal Süreya’nın Sevda Sözleri’nin bir anlamı kalabildi mi? Atayların Oğuz’unun Olric’inden sonra Küçük Prens iç sesimiz oldu. Mevlana’yı Şems-i zaten çoktan tarihe gömdük. O kadar çok tükettik ki okuduğumuzda bazı yazarların bazı eserleri artık haz almıyoruz, kelimelerinin hissettirdiği duygular azaldı. Madem ki Oğuz Atay’ın, Sabahattin Ali’nin kitaplarını çok benimseyip çok satanlar listesinden indirmedik (ki olabilir, bazılarımızın hayat rotasını belirler bu kitaplar) neden hala toplumsal-bireysel cebelleşmelerde birbirimizi hala anlayamıyoruz. İç dünyamızla dış dünyamız arasında dengeyi sağlayan bu baş yapıtlar sadece ‘’ Kullan at ‘’ pratiği içinde özünü, suyunu yitirdi mi ?

[1] Aktarım Mustafa Kemal Şan, 2004, s.313; Aktaran Robert Escarpit, 1968, 81, 89

[2] Berna Moran,(2012). Edebiyat Kuramları Eleştirisi, İletişim yay, İstanbul, syf. 86

YAZARIN SON YAZILARI
Göçün Kadınları - 5 Mayıs 2016
Vesikalı Yarim Üzerine - 10 Nisan 2016
Korku Toplumu - 18 Mart 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ