Düşünen Bir Toplum İçin Düşünen Bireyler Yetiştirmeliyiz

Şenol Ceviz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 22 makalesi bulunuyor.
  • 04 Eylül 2015
  • 937 kez görüntülendi.

res2654

Eğitimde gerekli olanlarla gereksiz olanları artık ayırt etmeliyiz. Var olan her şey öğrenilmeli bizce, fakat bazı şeyler daha yoğun ve etkili bir şekilde öğretilmeli günümüz insanına. Dünya değişti, artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Yeni dünyada, insanlar sorunsuz bir şekilde bir arada yaşamanın yollarını arıyor. Bugün hangimiz Türkiye’nin içerisinde bulunduğu sosyolojik problemleri yaşamasını isterdi ? Kaçımız bu sorunlardan dolayı eş dost, arkadaşla konuşmuyor günlük hayatında. Kaçımız dualarında ülkemizin içerisinde bulunduğu sorunları dile getirmiyor ? Tüm bu sorunların ana problemi yine aynı kapıya çıkıyor; Eğitim. Problemlerin ortaya çıkışı denildiğinde akla gelen ilk maddelerden biri de iletişimsizliktir. Sağlıklı iletişimin olmadığı bir ortamda sorunlar kaçınılmaz olacaktır ve sorun daha fazla sorunu doğurur. Sağlıklı iletişim ise eğitim ile mümkündür. Kısa bir örnekleme yapalım şimdi. Karşınızdaki kişinin empati algısının oluşmadığını düşünün, bu kişiden her şeyi bekleyebilirsiniz değil mi ? Çünkü empati, ya da sempati algısı oluşmamış. Suça meyilli olabilir, ya da sizin canınızı fiziksel veya psikolojik olarak yaktığında vicdan azabı çekmeyebilir. Bu psikolojik olarak eğitimin eksikliğini gösterir, sosyalleşmemiş kendi başına kalmış bir insan profilini gösterir. Aynı şekilde toplum olarak da düşünürsek aynı kapıya çıkacağız. Sorunlarından bihaber bir toplum düşünün, fakat onları sürekli olarak yanlış yönde güdüleyen bir lider düşünün. Bilgisiz insanlara şekil vermek çok kolaydır, kolay kandırılırlar. Bir amaç vermeniz, onlara değerli birşeyler vaad etmeniz yeterde artar bile. Onlarda yanlış yaptıklarını bilseler dahi ideolojik olarak size bağlandıkları için başkaldırmaz, aksine verilen emirleri uygulamaktan keyif alırlar. Bu kısa örneklerden yola çıkılacak olunursa eğitimsizliğin bir toplum ve insan için en büyük tehdit unsuru olduğunu görürüz.
Türkiye eğitim sisteminde çok büyük yanlışlar ve hatalar görülüyor, bu konuya hemen hemen tüm akademisyenlerin katıldığını görürsünüz, ya da duyarsınız. Çok doğru söyledikleri aşikar. Dünya değişti dedik ya ! Günümüzde hemen her şey okadar hızlı şekil değiştirmekte ki, konu eğitim sistemi olduğunda da aynı şey geçerli. Artık direkt olarak sonuca giden bir sistem inşaa etmek zorundasınız. Türkiye’deki sağlıksız eğitim ortamını kısaca bir tanıyalım. Okullarımızda gereksiz bir çok ders verilmekte ve genç beyinler bu derslerle meşgul edilmektedir. Neden diye soracak olursak, eskimiş olan eğitim sistemi cevabını yanıt olarak göreceğiz. “ELEME SİSTEMİ” nedir bu eleme sistemi ? Zaten hali hazırda nüfus hızlı olarak artmakta ve bu nüfusa düzgün istihdam sağlayamamaktayız. Zeki insanlar, akıllı insanlar, IQ seviyesi yüksek, yaratıcı zekaya sahip insanları kullanmak yerine, insanların önüne bir müfredat konulur ve bu müfredata “gece gündüz çalış, en çok çalışan çalıştığının karşılığını alacaktır” denmektedir. Yahu ülkenin dört bir yanından ABD üniversitelerine davet edilen lise çağındaki genç beyinler var, bunlara ne diyeceksiniz ? Bu çocuklar YGS’ye ya da LYS’ye girmedi, yetenekli görüldükleri için sorgusuz sualsiz üniversiteler tarafından burslu olarak davet edildiler ? ABD bugün niye süper güç ? Teknolojisi sayesinde. Peki bu teknolojiyi nasıl elde ediyor ? Genç ve yetenekli bireyleri akıllı stratejilerle eğiterek. Cevap basit. Fakat ezberci eğitimle değil, rasyonel eğitimle. Yani öğrencilerinden herşeyi bilmesini ve öğrenmesini istemiyorlar. İstedikleri şey öğrencinin zevk aldığı konu hakkında, sevdiği konu hakkında uzmanlaşmaları. Çağımızın gerektirdiği şekilde, akıllıca. Biz ne yapıyoruz? Herhangi bir liseye gidin, müfredata bakın, coğrafya, fizik, kimya, matematik, edebiyat. İyi güzelde biz lise sıralarındayken sorgulardık bu sistemi. Tüm bu dersler acaba gerçek hayatta, ileride ne işimize yarayacak derdik, öğretmenlerimizden aldığımız cevaplar ise ya kaçamak olurdu, ya da geçiştirmelik. Coğrafya bize bugün genel kültürden başka bir şey katmadı, ama KPSS de LYS, YGS gibi sınavlarda müfredatta var. Eleme usulü sınavların baş tacıdır. Türkçe, yine aynı şekilde. Diğer saydığım derslerde bunlara örnektir. –Hiç olmasın demiyorum, çünkü gerekliler, fiziğe meraklı insanlar olacaktır, coğrafyaya, Türkçeye, matematiğe meraklı insanlar olacaktır. Bu dallarda ilerlemek isteyeceklerdir, fakat biz kendimizden yola çıktığımızda bugün bir çoğumuz ne matematikçi, ne coğrafyacı, ne Türkçeci, ne edebiyatçı, ne fizikçi, ne kimyacı. Bu dersler verilsin fakat ağırlıklı olarak verilmesin, tercihe hatta okunmak istenen, geleceğe dair planı yapılan meslekler öngörülerek verilsin, yani bir nevi seçmeli ders olsun. Şimdi, hayali de olsa kafalarınızdaki soru işaretlerini görebiliyorum. Bu dersler verilmeyecekse hangi dersler verilecek ? Bugün eğitim sistemimiz neden akıllıca değil, çünkü düşünen, doğru düşünen insanlar olmadığı için. Doğru nasıl düşünülür ? Felsefe ile, doğru düşünme tekniklerini öğrenerek, mantık ile, sosyoloji ile, sosyal bilimler ile, psikoloji bilimi ile. Bugün toplum sorunlarının tamamı insanların birbirini anlayamamasından, yani hem sosyolojik hem de psikolojik bilgilerin eksik olmasından kaynaklanmaktadır. İnsanlara öncelikle doğru düşünebilmeyi, sonra birlikte uyumlu bir şekilde yaşayabilmeyi, en sonunda ise insan psikolojisini öğretmeliyiz. Eğer bunu sağlayabilirsek barış ve istikrar ortamını buluruz karşımızda. Bu iki unsur var ise gelişmemek için hiçbir sebep göremiyorum. Barış ve huzurun olduğu hiçbir ülke geri kalmış değil. Doğru düşünen bir toplum, insan psikolojisini bilen bir toplum: bilinçli bir toplum olacak, ülke istikrarına katkıda bulunacak ve çözümü maddi, ekonomik olarak aramaktan vazgeçip uyum içerisinde yaşayan istikrarlı, etik değerleri ağır basan, ahlaki yönleri kuvvetli bir toplum doğacaktır. Bugün bizim belimizi büken şey: Kapitalizm için, umut penceremizi genişletmemizi söyleyen eğitim sistemine olan bağlılığımızdır. O kadar körleştirilmişiz ki en akıllılarımız dahi bu sistemin güruhunda kaybolup gitmiş, sorgulamaktan vazgeçmiştir. Sisteme hizmet ederken sadece piramidin bir parçası olarak görürüz kendimizi. Ben bu kelimeleri yazdıktan sonra bir tekne satın alıp denize açılmayacağım, ya da bir ormanda kendime bir kulübe yapıp dünyadan kopmayacağım, çünkü hepimiz gibi bende bu sistem içerisinde yaşamak zorundayım, en azından bu şekilde yaşamaya zorunlu hissediyorum. Önemli olan doğru düşünmek, doğruyu, kendi doğrumuzu görebilmek ve bilinçli hale gelebilmek. Eğer siz bilinçli bir birey olursanız çocuklarınızı da, gelecek nesli de bu yönde yetiştireceksinizdir. Gelecek nesil doğru düşünebilmenin farkına varır ise bazı şeyleri değiştirme şansları var.

Şenol CEVİZ

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ