E-Devlet ve E-Türkiye

Fatih Avcı

Yazarın şu ana kadar yazılmış 24 makalesi bulunuyor.
  • 18 Mart 2016
  • 814 kez görüntülendi.

electronics-repair

Bazı akademik çevreler tarafından dijital devrimin sanayi devrimine benzetildiğine önceki yazımda kısaca değinmiştim. Şimdi ise özellikle Avrupa Birliği ve e-Avrupa projeleri çerçevesinde daha doğrusu bu birliğe uyum sağlama ve projelerde yer alma çerçevesinde benzer etkilerin olabileceği tartışması üzerinde duracağım. Başta birçok Avrupa ülkesine olmak üzere bu proje ve adımlar toplumlar üzerinde baskı oluşturdu. Çünkü dijital uçurumun büyümesi, bilgi çağına geçememe ancak bu projelere uyum sağlayamama nedeniyle meydana gelir algısı oldukça yaygındı. Bir baskının mevcudiyeti dışında dünyada oldukça olumlu, faydalı işlerin yapılabileceğini gösteren örnekler de mevcuttu. Bu sebeplerden dolayı Türkiye ve diğer ülkeler Avrupa merkezli bazı projelere dâhil oldular. Ülkemizin AB’ye üyelik süreci içinde birliğe sunduğu Ulusal Program’ın Bilim ve Araştırma başlığı altında, “hükümetimiz AB çerçevesinde başlatılan ve yürütülmekte olan e-Avrupa girişimini desteklemekte ve bu girişime katkıda bulunmak istemektedir. Türkiye’de Bilgi Toplumu oluşturulmak amacıyla e-Türkiye girişimini başlatıp, yönlendirmeyi ve Avrupa Birliği’ndeki çalışmalarla eşgüdümü sağlayacak bir kurumsal yapıyı, ilgili sektör, akademik çevreler, sivil toplum örgütleri ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği oluşturmayı hedeflemektedir” denilmektedir(Uçkan, 2003:155)… Bu amaç doğrultusunda Türkiye iki hedef üzerinde durmuştur: e-Avrupa+ girişimine katılmak ve e-Türkiye projesini başlatmak. Bu bağlamda Türkiye’nin izleyeceği yol e-Türkiye atılımı altında uluslararası bir hedef olarak e-Avrupa+ kıstaslarını sıralamak ve uygulamaya koymak olarak belirlenmiştir. Sıralanan kriterlerin muhtevasını ise; aday ülkelerin ekonomisinde reform ve modernleşme çalışmaları yapılarak şirketlerin veriminin artırılması, yeni şirketlerin kuruluşunun desteklenmesi, rekabetin artırılması ve aday ülkeler için belirlenmiş özel bazı uygulamaların gerçekleştirilmesi oluşturmaktadır(Öztürk, 2007:159). Böylece bu maddelerin uygulanmasıyla ülkelerin bilgi toplumu olabilme doğrultusunda adımların atılması, potansiyellerin ortaya çıkarılması hedefine ulaşılmış olacaktır. Yapılan toplantılar sonucunda programa kabul edilen Türkiye, e-Avrupa+ projesine son katılmış ülke konumunda bulunmaktaydı ve bunu 2001 yılında dönemin başbakanı Bülent Ecevit bu programa katıldığımızla ilgili resmi bir bildiri yayınlanmıştır(Uçkan, 2003:158). Sonraki aşamada e-Türkiye projesinin TÜBİTAK koordinasyonunda olması gerektiği ile ilgili karar alınmış ve Avrupa Birliği’ne sunulmuştur. Bu sunum sonucunda ise ülkemizde koordinasyonun kim tarafından yürütüleceği ve neler yapılacağı hakkında tartışmalar olmuştur.

Telekomünikasyon Hizmetleri Yönetmeliği’nin amaçları doğrultusunda ele alınan esas ve usuller şu gibi düzenlemeleri içermekteydi: Elektronik sözleşme, elektronik imza kanunu tasarısı, kişisel verilerin korunması yasa taslağı, ulusal bilgi güvenliği teşkilatı ve görevleri hakkında kanun tasarısı taslağı. Bu tartışma ve tasarılarla ülkemize hızla yeni kavramlar girmiş, yeni birimler oluşturulmuştur. Belki de buna en iyi örnek bilişim suçları ve buna istinaden düzenlenen Türk Ceza Kanunu’dur. Bu düzenlemeyle bilişim suçları konusu genişletilmiş, detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bahsini ettiğimiz konulara sadece devleti ilgilendiren, tek yanlı değişmeler olarak bakmamamız gerekir. Bunun çok çeşitli sosyolojik yönü ve problematiği de mevcut. En basitinden değindiğimiz suç olgusuna bu açıdan bakabiliriz. Bireysel ve örgütsel suçlarda ne gibi değişmeler olmuştur? Suç algısı ve tanımlamasındaki yeni şekillenmeler nelerdir? Bunlarla mücadele için neler yapılıyor ve birey-toplum-devlet ilişkisi bu yeni algılarda nasıl işliyor? Konumuzun ilerleyişi itibariyle sorduğumuz sorular suçla ilgiliydi fakat bu değişim toplumun algısını birçok yönden değiştirdi yahut değiştirmeye başladı diyebiliriz.

Türkiye’de farklı amaçlara yönelik; POLNET, MERNİS, UYAP, TAKBİS, SAY 2000i, VEDOP-I, VEDOP-II gibi çok çeşitli e-devlet projeleri başlatılmıştır. Örneğin  MERNİS(Merkezi Nüfus İdare Sistemi), nüfus kayıtlarının bilgisayar ortamında toplanması ve toplanan bu bilgilerin çok yönlü değerlendirilip kullanılmasını sağlarken POLNET, gözaltı sürelerinin ve trafik denetimlerinin daha sağlıklı yapılması, bu denetimlerin kontrolünün vatandaşın internet üzerinden yapabilmesi gibi birçok önemli yenilik getirmiştir(Delibaş ve Akgül). 2002 yılından beri uygulanan bu proje vatandaş-devlet güvenini tesis etmede oldukça önemli bir noktadır. Fakat bu yenilik fayda sağladığı gibi beraberinde bazı soru işaretlerini de doğurmamış değildir. Bu kadar bilginin belli bir yerde toplanması bazı kuşku ve soru işaretlerini meydana getirmiştir. Acaba bilgilere erişim istenmeyen kişilerce yapılabilir mi? Gözetim toplumu haline gelmemiz bilinmemesi gereken bilgilerimizi de mi açığa çıkardı? Gibi düşünceler, bahsettiğimiz soruların bazıları. Bu projeler gündemdeyken aynı dönemde Avrupa Birliği’ne e-Türkiye girişimi için ilk rapor sunuldu ve e-Türkiye girişimi çalışma grupları oluşturuldu.

Bilgi toplumu olabilmek için bu yapılanmalar oldukça önemli bir yer tutmaktadır. E-dönüşüm sayesinde çoğu ülke gibi Türkiye de güçlü bir siyasi irade olabilmek için e-devlet ve bilgi toplumu uygulamalarını kalkınma planlarının-politikalarının arasına koyabilmiştir. E-Dönüşüm projesi ile kamu hizmetlerinin sunumunun hızlandırılması, ve idari işleyişin modernize edilmesi amaçlanmıştır(Temür, 2011: 12).Ülkemizdeki e-dönüşüm faaliyetlerini iyi bir şekilde takip edebilmek için Türkiye Bilişim Derneği bazı kıstaslar belirleyip yol haritası çizmiştir. Bu kıstaslara göre e-dönüşümün alt faaliyetlerini on maddede toplayabiliriz:

  1. Vatandaşa yönelik e-kapı ve ortak hizmetlerin yürütülmesi,
  2. Kurumsal stratejinin hazırlanması ve yürütülmesi,
  3. Dış ilişkiler: Uluslararası ilişkiler, AB ile ilişkiler,
  4. E-devlet projelerinin pazarlanması: 4a. Kamu özel sektör iş birliği
  5. Mali anlamda yapılması gereken icraatlar: 5a. Kurumun bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve yönetilmesi, 5b. Diğer kurumlardan gelen proje tekliflerinin bütçesel olarak değerlendirilmesi,
  6. Kurumsal satın alma düzenlemeleri,
  7. Kurumsal hukuk işleri,
  8. Kurumun görevlerini sürdürmek üzere yapılacak her türlü faaliyeti koordine etmek ve temsil etmek,
  9. E-Devlet projeleri/uygulamalarını yürütecek nitelikli insan gücü oluşturulması,

10.Elektronik kamu hizmetlerine 7×24 erişim sağlanması.

Geniş anlamda kurum içinde teşkilatlanmayı ve genel idari işleri yönetmek, dış kurumlar ve uluslararası kurumlarla ilişkilerde e-dönüşüm ile ilgili çalışmalarda temsil görevi üstlenerek düzenleyici ve genel koordinasyon faaliyetleri yürütmek amacını üstlenen bu dernek e-devlet ve e-dönüşüm ile ilgili mevcut konuları başbakanın başkanlığında yılda en az iki kez toplanarak masaya yatırmaktadır. E-devlet uygulamalarını yönetme, geliştirme, erişim sağlama ve yaygınlaştırma noktasında ülkelerin önemli bir bütçeye ihtiyaç duyması malumdur. Bariz bir fark olsa da diğer ülkeler gibi Türkiye’nin de e-devlete bütçe ayırdığını görüyoruz. Örneğin 2011 yılında ABD’nin e-devlet için ayırdığı bütçe 77,5 milyar dolarken AB üyesi ülkeler 9,1 milyar avro ayırmıştır. Türkiye’ye baktığımızda ise yıllar ilerledikçe artan bir bütçe ayırma girişiminin olduğunu görüyoruz. Türkiye yatırım bütçesinin yaklaşık yüzde beşini kamuda bilişim teknolojilerine ayırmış ve 2010 yılı yatırım programında bilişim teknolojisi yatırımlarına 1 milyar 83 milyon TL tahsis edilmiştir(Temür, 2011:11). Devlet Planlama Teşkilatı’ndan elde ettiğimiz bilgiler doğrultusunda şunu söyleyebiliriz: Bilgi toplumu olma yolunda ülkemizde özellikle 2006-2010 yılları arasında uzun vadeli planlar oluşturulmuş ve 110’u aşkın proje tespit edilmiştir.

Bilgi toplumunun ve dijital devrimin ölçülmesiyle ilgili birçok değişken mevcuttur(PC, TV, Telefon kullanım oranları gibi). Bunlara sonradan eklenen en önemli değişkenlerden bazıları ise web sitelerin sayısı, host sayısı, bant genişliği gibi çeşitli kollara ayrılmaktadır. E-dönüşüm ve e-devlet projeleri kapsamında da ülkemizde kurumların web sitelerinin olması gerektiği gibi bir yönetmelik kabul edilmiştir. Artık çok çabuk gelişen teknolojilerle web sitelerden faydalanma ve onların işlevselliği oldukça önemli bir konuma gelmiştir. Mobil yakalılar kuşağı ve 2000li yıllarla başlayan Z kuşağı için bu tür teknolojik araçlar bir zorunluluk gibi algılanmaktadır. Peki bu araçlar, özellikle web siteleri ne kadar işlevsel? Nasıl bir kullanım yaygınlığına sahip? E-Devlet projesinin toplumun geneline erişimi için bu ne kadar önemli? Bu soruların cevabını vermeden önce e-devlet modelinin nasıl aşamalardan geçtiğini vurgulamamız isabetli olacaktır. E-devlet modelinin olgunlaşma aşamaları genellikle dört yol izler:

  • BİLGİ AŞAMASI: Web sayfasında kurumu ve hizmetleri tanıtıcı bilgiler yer almaktadır. Kullanıcılara yalnızca okuma-erişim olanağı verilmektedir
  • ETKİLEŞİM AŞAMASI: Bu aşamada devletle halk arasındaki etkileşim çeşitli boyutlarda gerçekleşir.
  • İŞLEM AŞAMASI: Bu aşamada kamu yönetimi biriminin web sitesinin etkileşim seviyesi artmış ve daha bütünsel bir işlevselliğe kavuşmuştur.
  • DÖNÜŞÜM AŞAMASI: Bu aşamada, bilgi sistemleri birleştirilmekte ve halk, devletten-vatandaşa ve devletten-iş dünyasına yönelik hizmetlere tek bir sanal adresten(portal) ulaşabilmektedir.(Delibaş ve Akgül)

Bu dört maddeyi beşe çıkarmış çalışmalar da mevcut(Öztürk, 2007:160). Ayrıca web sitelerinin temel kriterlerini ele alan, nasıl ölçüldüğü ve nasıl bir planlamanın olduğu konuları üzerine eğilen araştırmalar da bulunmakta. Fazla ayrıntıya ve teknik bilgilere girmek yerine sorularımızı cevaplayıp Türkiye’deki mevcut durumun ne olduğuna-neler yapıldığına bakmamız daha sağlıklı olacaktır.  Web sitelerinin işlevselliği bilişim teknolojilerinin artması ve bu teknolojiler hakkındaki bilgilerimizin gelişmesiyle paralel bir şekilde ilerlemekte. Ülkemizde özellikle kurumlarca kullanılan web sitelerinin yahut verilen elektronik hizmetlerin tasarımından altyapısına, içeriğinden kullanılışına kadar birçok değişim geçirdiğini bilmekteyiz.  Yukarda bahsettiğimiz aşamalardan sonra e-devlet kapısı kavramına bakmamız ve kısaca yorumlamamız isabetli olacaktır. E-devlet kapısı, kamu hizmetlerine tek bir noktadan erişim imkanı sağlayan bir internet sitesidir. Kapı’nın amacı kamu hizmetlerini vatandaşlara, işletmelere, kamu kurumlarına bilgi ve iletişim teknolojileriyle etkin ve verimli bir şekilde sunmaktır(https://www.turkiye.gov.tr/iletisim?hizli=CozumMerkezi). Tanımda belirtilen tek bir nokta vurgusu bize yukarda ifade ettiğimiz portal kavramını çağrıştırıyor. Ülkemizde e-devlet projeleri tam olarak uygulanmadan önce bilgilerin veya ulaşılması gereken belgelerin tek bir sunucuda toplanmadığını görüyorduk. Şimdi ise dönüşüm aşamasına geçilmesiyle böyle bir çabanın mevcut olduğunu söyleyebiliriz. Şuan ki aşamada e-devlet kapısı uygulamasından şu hizmetlere erişebilmekteyiz:

-Bilgilendirme hizmetleri

-Entegre elektronik hizmetler

-Ödeme işlemleri

-Kurum ve kuruluşlara kısa yollar

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanım oranı ve e-devlet hizmetlerine erişim hakkında TÜİK verilerinden yararlanarak kısaca şunları söyleyebiliriz: Bilgisayar ve internet kullanım oranları 2015 yılı Nisan ayında 16-74 yaş grubundaki bireylerde sırasıyla %54,8 ve %55,9 oldu. Bu oranlar erkeklerde %64 ve %65,8 iken, kadınlarda %45,6 ve %46,1’dir. Bilgisayar ve internet kullanım oranları, 2014 yılında %53,5 ve %53,8’di. İnterneti 2014 yılı Nisan ayı ile 2015 yılı Mart aylarını kapsayan on iki aylık dönemde kullanan bireylerin kişisel amaçla kamu kurum/ kuruluşları ile iletişime geçmek veya kamu hizmetlerinden yararlanmak için interneti kullanma oranı %53,2 oldu. Bu oran önceki yılın aynı döneminde (2013 Nisan-2014 Mart) %53,3’tü. Kullanım amaçları arasında kamu kuruluşlarına ait web sitelerinden bilgi edinme %50,5 ile ilk sırayı aldı7.

 

Son olarak e-devlet projesinin toplumun geneline erişiminin önemini vurgulamamız faydalı olacaktır. Hizmetin toplumun tüm kesimine erişimi, vatandaşın en çabuk yoldan ve 24 saat kesintisiz bilgilendirilebilmesi, kırtasiyeciliğin8 azaltılması gibi birçok etkenden yarar sağlanabilmektedir. Bu halk-bürokratlar-yöneticiler üçgeninde yaşanan olumsuzluklar ve sarsılan güvenin yeniden inşasının mümkün hale getirilmesi anlamı taşıyabilir. Bunun dışında devlet bu atılımlarla birçok külfetten kurtulma yoluna da gitmiş olur. Belki de buna Singapur örneğini verebiliriz. Singapur başlangıçta beş yıllık bilişim teknolojileri planı yaparak ülkenin her kesiminin başta bilgisayar olmak üzere teknolojik araçların kullanımını yaygınlaştırmış ve eğitimini vermiştir. Yapılan e-devlet uygulamalarıyla da güçlü bir siyasi iradeye, sağlam telekomünikasyon altyapısına, daha sağlıklı insan kaynaklarına ve bunların sonucunda ekonomik olarak büyümeye gidebilmiştir. Bu bakımdan bilgi toplumu olabilme sürecinde bilişim teknolojilerine ulaşabilme, e-devlet projeleri oluşturabilme ve uzun vadeli planlar yaparak sosyal bir refah devleti olabilme oldukça fazla önem arz etmektedir.

Fatih AVCI

Kaynak:

Akgül, A.D. & Delibaş, K. (2010), “Dünyada ve Türkiye’de E-devlet Uygulamaları: Türkiye’de E-demokrasi ve E-katılım Potansiyellerinin Harekete Geçirilmesi”, Sosyoloji Araştırma Dergisi, Cilt:13, Sayı:1

Öztürk, Lütfü. (2005), “Türkiye’de Dijital Eşitsizlik: Tübitak-Bilten Anketleri Üzerine Bir Değerlendirme”, Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Sayı:24, ss.111-131

Temür, Nuri (2011), E-Devlet: Kamu Hizmetlerinde Vatandaş Memnuniyeti, Türkiye Noterler Birliği: Ankara

Uçkan, Özgür (2003), E-Devlet E-Demokrasi ve Türkiye, Literatür Yayınları: İstanbul

YAZARIN SON YAZILARI
Küfür Neyi Örter? - 7 Aralık 2016
Queer Düşünce - 16 Ağustos 2016
E-Devlet ve E-Türkiye - 18 Mart 2016
Merdiven Hikayesi - 22 Şubat 2016
Soytarı Sosyolojisi - 17 Şubat 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ