Eğitim Üzerine Kısa Bir Röportaj

Şenol Ceviz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 22 makalesi bulunuyor.
  • 20 Ekim 2015
  • 1.265 kez görüntülendi.

roportaj-post

Barış Beytekin ile kısa bir röportaj;

Eğitimin sosyoloji (toplumbilimi) ile olan ilişkisini tek cümleyle açıklar mısınız?

Eğitim toplumu oluşturan, aileler içerisinde yaşayan bireylerde başlar.

Sizce bireylerin aldığı eğitim sosyal bir statü kazanmasında ne ölçüde etkilidir?

Her insanın ihtiyaçlar kategorisi bulunmaktadır günümüzde. Yani insanlar ilk çağlarda güvenlik, yeme içme, gibi ihtiyaçlar sınıflandırması yapmışlar. bu konu günümüzde hala çok geçerli bir durum fakat, sadece daha tekdüze toplumlarda. Gelişmekte olan ve gelişmiş ülke insanlarında bu ihtiyaçlar sıralaması değişmektedir. Toplumda herhangi bir güvenlik kaygısı hissetmeyen, hatta kendi devletlerinden maddi yardım alan insanlar bu tür kaygılar hissetmezler. Eğitim, saygı görme ihtiyacının araladığı kapıdır. Sosyal statü ise bu saygı duyulma ihtiyacının vardığı noktadır. Bu durum kişiden kişiye değişmekle birlikte, bireyin içerisinde yaşadığı, büyüdüğü aile ve toplumsal şartlarla da alakalı bir konudur. Eğitimi sadece itibar için almak isterseniz belki amacınıza ulaşabilirsiniz, ya da çok para kazanmak için, fakat insanlığa bir faydanız mı dokunur ? Yoksa zararınız mı dokunur bilemem. Tek bildiğim Eğitimin sosyal statü konusunda büyük rol oynadığıdır, fakat bunun öncesinde de iyi bir eğitim almak için sosyal statü sahibi bir ailenin yetiştirdiği bir birey olmalısınız. Sadece şanslı olanlar üstün zekalı doğuyor ve çabalayarak kendi imkanlarıyla bir yerlere geliyorlar.

Türkiye’de sosyal hareketlilik daha çok hangi yönde gerçekleşmektedir?

Türkiye’de ki sosyal hareketlilik daha çok tüketim anlamında, yani sürekli çalış, sonra bu çalışmanın getirdiği stresi atmak için tüket mantalitesi olarak gerçekleşiyor.

Türkiye’de bireyler veya gruplar arasında bir tabakalaşma(sınıf ayrımı)olduğunu düşünüyor musunuz? Evet ise neden?

Evet, hatta bu sınıf ayrımının ayyuka çıktığını düşünüyorum. Nedenini söyleyeyim, bugün bir futbol karşılaşmasında görev aldım ve bir bey üstü aranırken çantasında elma bulundu, görevli “elma ile içeri giremezsiniz” şeklinde bir söz yöneltti, beyfendi ise “ben doktorum ya, ne olacak” şeklinde geveledi. Yani ben eğitimliyim, sahaya yabancı madde atmakla ne işim var şeklinde bir algı oluşturmaya çalıştı. Sözün özü statü sahibi insanlar bu statünün getirilerini hayatın hemen hemen her alanında kendileri açısından olumlu bir tabloya çevirmeye çalışıyorlar ve bunu yapan bir çok insan kendisini diğerlerinden yukarıda, üstte görüyor. Az önce verdiğim cevap ta buna örnek olabilir. Anne babadan zengin doğan çocuk da hayata 2-0 önde başlar, iyi eğitim alır ve diğerlerinden üstün hale gelir, sosyal tabakalaşma böyledir. Üstün olan kendinden olanı üstte görmek ister, bu hayatın hemen her alanıda böyledir. Çevrenize dahi bir göz attığınızda bunu görebilirsiniz.

Günümüz toplumlarında eğitim farklı sınıflardan bireylerin toplumsal hareketliliklerini ne yönde etkilemektedir?

Eğitimli insan daima birşeylerin bilincine varmış insandır. Yani çözüm aramasını bilir ve ararda. Önemli olan bunu fiili olarakmı arıyor, yoksa sadece pasif olarak mı ? Ben her zaman bir liderin diğer milyonlarca insanı etkileyebildiğine ve etkili olduğuna inanırım. Bireyler ne kadar eğitimli olursa olsun bilinçlerinin getirileriyle örgütlenip karşı koyamıyorsa tüm bu bilinç sadece düşündükleriyle kalır, yani somut birşeyler elde etmek için eylem gerekir, eyleme geçilmediği sürece hayatın hiçbir alanında başarılı olamazsınız. Alt sınıflar ise bilinçsizdir, düşünmekten acizdir, yönetilmeye muhtaçtırlar ve akıllı ve zeki, insanlar onları çok çabuk etkileyebilir, ele geçirebilirler.

Sizce eğitim bireylerin özellikle yukarı doğru sosyal hareketliliğini artırıcı yönde bir eşitlik aracı olarak işleyebilmekte midir?

Eğitim sadece çokça çaba gösterebilen, eğitim almaktan sıkılmayan, tam aksine zevk alan insanlar için artı bir değer olarak kayda geçer. İşin diğer boyutuda daha önceki cevabımda olduğu gibi zengin ailede doğan çocuk hayata önde başlar, fakat fakir içinde fırsatlar vardır, sadece zengin olan çocuktan daha fazla çaba harcamak zorundadır. Burada bir eşitlik yok, güçsüz güçlü olabilmek için daha fazla çaba harcamalı.

Geleneksel toplumlarla karşılaştırdığımızda günümüz toplumunda sosyal hareketliliğin çok daha yüksek olduğu,açık toplumlar olarak nitelendirebilir miyiz?

Açık toplum olarak değerlendirebiliriz evet, fakat ne açıdan ? Bahsettiğiniz konu bilinç ise evet günümüz insanı, toplumları geleneksel toplumlardan çok daha bilinçli durumda, fakat bu bilinç mutluluk getirdimi diye soracak olursak ? Cehalet mutlulukmudur ? sorusunu sormuş oluruz. Günümüz toplumunu geleneksel toplumlardan çok da farklı olmadığını düşünüyorum, sadece şartlar ve bahsettiğiniz sosyal hareketlilik daha fazla görülmekte gibi görünüyor. Geleneksel toplumlarda ise akraba ziyaretleri sıkça yapılır, aile dostları sıkça ziyaret edilir. Günümüz toplumlarında bunun esamesi bile okunmaz, çünkü şehir insanı yalnızdır. 120 dairelik apartmanda yaşayan bir insan düşünün, kendi yaşadığı apartmanında her gün yeni yüzler görüyor ve her karşılaşmasında biraz daha şaşırıyor bu duruma. Bu birazda sosyal hareketlilik dendiğinde ne anlamak istediğinize bağlıdır.

Şenol CEVİZ

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ