Feodalizm

  • 14 Mart 2015
  • 3.258 kez görüntülendi.
Feodalizm

Feodalizm {feudalism) Bazı tarihçiler, feodalizmin ancak Batı Avrupa’nın Orta Çağ kurumları için kullanılabilecek, teknik bir terim olduğunu öne sürmüşler, çoğu sosyolog olmak üzere başka araştırmacılar da feodalizm fenomenini daha soyut bir tarzda, genel bir siyasal örgütlenme yöntemi, dolayısıyla başka çağlarla (Tokugawa Japonyası gibi) özdeşleştirilebilecek bir biçim olarak kavramsallaştırmışlardır.Feodalizm terimi ilk kez on yedinci yüzyıl İngilteresi’nde, o zamanlar hızla yok olmakta olan bir toprak sahipliği biçiminden söz etmenin bir yolu olarak kullanılmış; daha sonra, on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda hukuk akademisyenleri tarafından benimsenerek sosyolojinin kurucularının sözcük dağarcığına girmiştir. Sosyolojinin öncüleri feodalizmle tipik biçimde Batı Avrupa’da “kapitalizmin içinden çıktığı toplum tipini anlatmayı amaçlarken, hiçbirinin tam anlamıyla gelişmiş bir feodalizm kavramı formüle edememeleri ilginç bir noktadır. Bununla birlikte, aşağıdaki satırlarda görüleceği gibi, böyle bir kavramın oldukça etkili embriyoları, fazla güçlük çekmeden hem Karl “Marx’in hem Max “Weber’in tarihsel yazılarından türetilebilir.Feodalizm kavramının nasıl formüle edilmesi gerektiği konusunda bir sürü tartışma yapılmıştır ve bu tartışmalar halen sürmektedir. Sosyolojik kavramsallaştırmaların büyük kısmı nomotetik (genellemeci) niteliktedir. Bu konuda en çok bilinen idiografık (tekilleştirici) formülasyonun sahibi ise Feodal Toplum {Feudal Society, 1961) adlı eseriyle Fransız tarihçi Marc “Bloch’tur.Bloch’un yorumu, hem kendi içeriğiyle oldukça etkileyici olduğundan, hem de kendisi ile çeşitli sosyolojik alternatifler arasındaki karşıtlık, sosyal bilimlerde kavram oluşturma konusundaki temel tartışmaların bir kısmına ışık tuttuğu için ilgiye değerdir.Bloch, her toplumun biricik olduğunu ve kendi bağlamında anlaşılması gerektiği şeklindeki bir metodolojik öncülden yola çıkar. (Özellikle Japonya’dan bahsederken feodalizm gibi bir şeyin Batı Avrupa bağlamı dışında varolmuş olabileceğini ancak gönülsüzce kabul eder.) Bloch’un eseri, terimleri Louis “Althusser’in kullandığı anlamlarda büyük ölçüde “ampirist ve “hümanisttir.Bloch’un benimsediği bu öncüllerin sonuçları, feodal izm-vassallık ilişkisinin özünü formüle edişinde açıkça görülebilir. Orta Çağ’daki Fransa’yı konu aldığı oldukça ayrıntılı bir incelemesinde, vassallığı, “savaşçı ideali”, yani “karşı karşıya olan iki insanın biriyle zıt biçimde yaşamak anlamında” özgürce girdiği karşılıklı yarar sözleşmesi olarak tanımlar. Feodal toplumların tüm ayırt edici özellikleri bu ilişkiden çıkacaktır: kalıtsal vasilik; fıeflik (toprağın lordlar tarafından vassallarına verilmesi); otoritenin parçalara  ayrılması; vergi ödeyen ama denetim altında tutulup kendi kendine de disipline eden bir köylülük. Vassallığın kurumsallaşmasının kaçınılmaz (ama Bloch’a göre üzücü) sonucu, “(başlangıçtaki) yükümlülüğün arılığı”nın lekelenmesi ve onun etrafında örülen yaşam tarzının giderek yok olmasıydı.Toplumsal fenomenlerle ilgili gerçek sosyolojik yaklaşımların, neredeyse tanım olarak bile, her toplumun ayrı ve tamamen eşsiz bir varlık olarak ele alınması gerektiği varsayımından yola çıkması mümkün değildir, ancak Batı Avrupa’daki (Japonya’daki değilse bile) feodalizmle ilgili literatürde kesinlikle böyle bir yaklaşımın benimsendiği görülür. Oysa makro-sosyolojik açıklamalarm çoğunun olmazsa olmaz (sine qua non) koşulu karşılaştırılabilirlik varsayımıdır ve açıklamaları birbirinden farklı kılan şey, bunların, açıklamaların temeli olan kavramların fonnüle edilmesinden önce ya da sonra yapılmış karşılaştırmaları temel alıp almadıkları; yani, formülasyonu kurarken ampirik mi, yoksa gerçekçi bir bakış açısına mı dayandıklarıdır.Formülasyonun ampirik bir yaklaşımla kurulduğu yerlerde (Joseph Strayer ve Rushton Coulbom’un 1956 tarihli Feodalisin in History derlemesinin yazarlarında görüldüğü gibi), olasılık dahilindeki çok sayıda feodalizm örneği birbiriyle karşılaştırılmış ve bulunan ortak özelliklerden hareketle bir genellemeye varılmıştır.Apaçık bir ampirik genelleme olmadığı için, Weber’in feodalizme dair *ideal tipinde bu zayıflık görülmez.Hiçbir yerde açıkça formüle edilmiş olmamasına rağmen, bu ideal tipi, Weber’in  Ekonomi ve Toplum (Economyand Society, 1922) ve Genel İktisat Tarihi (General Econpmic History, 1923) kitaplarında bulunabilecek feodal toplumsal ilişkiler tartışmalarından çıkarmak görece kolaydır. Weberci terimlerle, feodalizm, geleneksel bir »tahakküm tarzı bağlamında »karizmanın rutinleşmesinin bir örneğini temsil etmekteydi. Dolayısıyla iktidar, bir fieflik sistemiyle desteklenmiş olarak »patrimonyal şekilde örgütleniyor ve sertlerin (özgür olmayan köylülerin) toprağı işleme hakkı karşılığında lordlanna değişen oranlarda ve genellikle çok çeşitli biçimlerde rant (emek, nakit ya da ayni olarak) ödemeye zorlandıkları bir sömürü sistemine dayanıyordu.Weber’e göre, sisteme iç dinamiğini kazandıran etken rant mücadeleleriydi.Weber’in feodal rant kavramını, Marx’m »gerçekçi tarzdaki kavram oluşturması temelinde kurduğu feodal rant kavramından türettiğini düşündürecek metinler vardır. Bir kere, iki kavram arasında, ayrıca bu kavramları destekleyen akıl yürütme biçimlerinde çarpıcı benzerlikler görülmektedir. En önemlisi, iki kuramcı da, »sömürünün lordların üstün kudreti temelinde elde edilen rantlar biçiminde şekillenmesini, üretim sürecinden dışlanmaları durumunda lordların bir alternatiflerinin kalmayacağını ileri sürerek açıklamışlardı.Öte yandan Barry Hindess ile Paul Hirst Precapitalist Modes of Production (1975) başlığını taşıyan çalışmalarında, Marx’in Kapital’dzki genel »üretim tarzı kavramını geliştirerek kaydettiği ilerlemeler ışığında bu argümanı gözden geçireceğini, en azından bunu yapması gerektiğini savunmuşlardı.Söz konusu yazarlar bu yaklaşımlarını, feodal lordların üretim sürecinde gerçekten önemli bir rol oynadığına dikkat çekerek destekliyorlar ve bu temelde, Marx’m ve başkalarının, feodalizmin kritik bileşeni olarak siyasal baskıya atfettikleri önemin kavramsal azgelişmişliğin işareti sayılıp kabul görmemesi gerektiğini, onun yerine, lordların sertlerden artı ürün elde etmelerine olanak sağlayan bir iktisadi ilişkiler şartnamesinin konmasını istiyorlardı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ