Fikir İnsanlarına Ünvan Verilmeli, Bürokrasi İnsanlarına Değil!

Şenol Ceviz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 22 makalesi bulunuyor.
  • 14 Haziran 2015
  • 780 kez görüntülendi.

25602459

Bürokrasinin yaşama getirdiği kolaylıklar kadar, toplum hayatını zorlayan, olumsuz  yanları da vardır. Önce şunun tanımını yapalım, bürokrasi nedir ? Ben bu tanımı Sosyolojik bakış açısı ile yapmak istiyorum. Bürokrasi, çok sayıda insanın birlikte sorunsuz ve düzenli yaşaması için iş hayatını ve kamu düzenini kolaylaştıran bir unsurdur.Örnek vermek gerekirse; pasaport başvurusu yapmanız gerekir başvuruyu yaparsınız sizin gibi pek çok sayıda başvuran birey olduğu için başvurular belli bir sıralama ile yapılır yani düzen vardır. Tüm bu sıralamaya göre araştırmalar yapılır, imzalar atılır, mühürler ve kaşeler basılır. Size verilen tarihte de gider pasaportunuzu alırsınız. Bürokrasi bir sıralandırma ve düzenleme çabasından ibarettir. Peki bürokrasi Türkiyede nasıl işler ? Türkiye Cumhuriyetinde aşırılığa kaçılmış bir bürokrasi yaptırımı vardır. Tam olarak nasıl ve ne için sorularının cevaplarını aramaya kalkarsak bu konu uzar gider.O yüzden kısa olarak değinmekte yarar var. Hepimizin bildiği gibi kamu da bir memur yapılanması söz konusudur. Memur tanım olarak devlet için çalışan ve devlet tarafından sosyal hakları güvence altına alınmış kişi demektir. Bizde ise memurlaşma konusu biraz tanımın dışına çıkmış gibidir. Zira bürokrasi ve memurlaşma söz konusu olduğunda herkesin aklına gelen ilk şey “ağır işleyen, yavaş ve çalışmanın hakim olduğu” bir yapılanma gelir. Nitekim öyledir de he bunu kalkıp da devletin tüm kurumlarına yayarsak yanlış olur fakat bir çok kurumda bu yavaş ve ağır işlem vardır.Buna defalarca şahit olmuşuzdur. Kendimize sorarız, bir ehliyet almak için neden sürücü kursuna bin tl para veririz diye. Şahsen ben bu konularda çok ince düşünen biriyim ve bu konuya kafa yormuşluğum da vardır. Bugün hangi sürücü kursuna giderseniz gidin son derece basit, ve hemen herkesin geçebileceği bir sınav sistemine hazırlık yapıldığını görürsünüz.Direksiyon eğitimini ise sürücü kurslarının %80 nin den fazlası vermez bile, direksiyon dersi verilse dahi bu 2 saatlik bir eğitim olur ve toplamda iki gün sürer. Peki biz neden sürücü kurslarına para veririz ? Çünkü bunun böyle olması gerektiğini bize bürokrasi söyler, dayatır. Burada bir dayatma söz konusudur. Peki şöyle bakalım, o basit teori sınavını geçen herkes şoför adayı oluyor mu olmuyor mu ? Bugün ilkokul mezunu insanlar dahi bu sınavı kolayca geçiyor ve bir çok kişide daha önce araba sürdüğünden dolayı direksiyon sınavını rahatça geçebiliyor. Peki biz bu sürücü kursuna neden para verdik? 3, 5 evrakı MEB e postalasın diye mi, kargo işi yapsın diye mi ? Elbette öyle ! Sürücü kursları işlerini her ne kadar ciddiye alsalar da basit teori sınavından sonra akraba, eş dost, anne, babadan alacağınız direksiyon eğitimi bu sınavı geçmeniz konusunda yeterli oluyor. Peki bu uygulama daha önce hayatında hiç şoför koltuğuna geçmemiş biri için yeterli mi? bence değil, ya sizce ? Biz sosyologların en iyi yaptıkları şey eleştirmektir, çünkü sosyologlar var olan yanlışları ve düzensizliği görebilmek için eğitim almıştır. Bürokraside de bahsetmiş olduğum sürücü kursu örneği gibi bir çok yanlış vardır. Rasyonel (akılcı) bakış açısı kazanmamış bir toplumunuz var ise yönetenleriniz de toplum gibi olur.Bunu herhangi bir ideolojiyi kınamak için ya da bir grubu eleştirmek için söylemiyorum. Bu sadece bir tespit,analizdir ve eleştiridir. Eleştirinin olmadığı ortamda ise kişi yanlışlarını daima doğru bilecektir. O yüzden fikir insanlarına unvan verilmelidir, bürokrasi insanlarına değil.

Hemen hepimiz şuna şahit olmuşuzdur “Trabzonlu genç girişimci büyük bir başarıya imza attı, icat ettiği makine gelecekte insanlığa büyük yarar sağlayacaktır.” Bu başarının sahibi daha icadı yapar yapmaz ulusal basına çıkar ve hemen ardından bir İngiliz ya da Amerikalı girişimci bu adamın yaşadığı yeri bulur ve çeşitli para ya da iş vaatleriyle bu kişiyi alır götürür, kimsenin haberi olmaz bile. Aradan yıllar geçen sizde dersiniz ki yahu 2, 3 yıl önce bir haber çıkmıştı, gerçekten insanlığa büyük katkı sağlayacak bir buluş yapılmıştı, nerede bu adam? hani bu buluş üretilmedi, henüz insanlığa faydası yok ? O kişi ya bürokrasiye takılmıştır, ya gereken desteği bulamamış tüm hayallerinden vazgeçmiştir ya da az önce bahsettiğim gibi yabancı yatırımcılar tarafından alınıp götürülmüştür. Aslına bakılırsa potansiyel açısından bakıldığından ciddi ARGE yatırımları dahi yapılmadan halktan dahi buluşlar, icatlar çıkıyor, fakat söz konusu değerlendirmeye geldiğinde “pısss” söndü gitti. Yatırımcı yok, kişi sermaye bulamıyor. Örnekler sadece bununla da bitmiyor. Bir süre önce gittiğim bir açık oturumda şu an adını hatırlayamadığım bir akademisyen de bu konuya değinmişti. “Bizim doktora öğrencilerimiz, yüksek lisans öğrencilerimiz tezlerini yabancı dergilerde yayınlatıyorlar, tezleri okuyan kişiler ise bu tezleri değerlendirip kullanıyorlar” şeklinde bişeyler söylemişti. O an’da aklımda bir ampül yandı, “evet çok yanlış bir uygulama” dedim içimden. Bir sürü parlak fikir, proje, tez, yabancı dergilerde yayınlansın, kaymağını batılılar yesin, bu nasıl iş? Daha farklı uygulamalar getirilebilirdi zamanında fakat getirilmemiş ve ben bildim bileli bu iş düzen böyle yürüyor. Dünya ekonomik sisteminin en önemli kaynağı ve anahtarı “akıl gücüdür” hamallıkla beden gücü ile para kazanma devri hiçbir zaman yoktu, daima aklını kullanan güçlü oldu ve yönetti. Aklın gücünü kullanmayıp tüm düzeni, işlevselliği bürokrasiye yüklersek bu da bir nevi hamallık olacaktır, hatta hamallık da değil aptallık olacaktır.

Şenol CEVİZ

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ