Fil,Fare Doğurdu

Alican Çetinkaya

Yazarın şu ana kadar yazılmış 11 makalesi bulunuyor.
  • 14 Kasım 2015
  • 1.350 kez görüntülendi.

dogruyol

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog, antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şey ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m kadar yukarıda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma baslar.
Kimyacı, “adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış.”
Fizikçi, “adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş.”
Jeolog, “burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış.””
Matematikçi, “sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış.”
Antropolog, “adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş.”
Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarıda olmasının nedenini sorarlar.
Adam cevap verir: “”Boru yetmedi.”
Bu hikayenin aslında sosyolojiyle bir şekilde irtibatı olan birçok kişinin düştüğü durumu en iyi şekilde özetlediğini düşünüyorum. Sosyoloji okumak ve onunla ilişki içinde olmak, birçok teoriyi bilmek ve bu teorileri gündelik yaşama aktarmak bizler için pekte kolay değil. Sosyolojiye dair elde ettiğimiz birçok bilgi birikiminin aslında toplumsal düzeye aktarmakta yetersiz kaldığı sorunuyla çok karşılaşmışızdır. Fransız ekolünden Durkheim, G.Tarde, Alman ekolünden Weber, Georg Simmel, Tönnies ve bunların yanında Bourdieu, Spencer, Giddens, Marx ve daha örneğini çoğaltabileceğimiz birçok sosyolog, filozof, antropolog vs. bilim insanlarının teorilerini, ortaya koydukları birikimlerini birçoğumuz sosyoloji ile irtibatımız sırasında okumuş ve bir şekilde rast gelmişizdir. Bu teorileri okumak, bilmek tartışmasız çok önemlidir. Fakat temel sorun bu teorileri olduğu gibi toplumsal yaşamımıza aktarmaya çalışmaktır ve bu kısır bir döngüye girmemize sebep olacaktır. Çünkü ortada olan bilgi birikimi belirttiğim gibi Alman, Fransız, Amerikan vs. ekolüne ve sosyolojisine dair birtakım saptamalar içermektedir ve bunları direk alıp toplumsal yaşamımıza aktarmak ise bizim bazı meseleleri bu teorilerle açıklamaya çalışmamızda yetersiz olacaktır. Çünkü teoriyi ve bilgiyi oluşturan temel malzeme bizim yaşadığımız toplumdan toplanmamış ve oluşturulmamıştır. Bu yüzden direk kopyala yapıştır mantığıyla ortaya çıkarmaya çalıştığımız sosyolojinin verim sağlamakta zorluk çekmesinin sebebinin bu olduğunu düşünüyorum.
Her gün yayınlanan yüzlerce tartışma programında ‘sosyolojik olarak’, ‘sosyolojini ele almak gerekirse’, ‘toplumun sosyolojisi’ vs. birçok kelimeyi oluşturan malzemenin ve alt yapının bizim oluşturduğumuz altyapı olmadığı ve bu yüzden saptamalarda her seferinde tekrara düşülmesi de bu yüzdendir. Çünkü çukurdan çıkarmaya çalıştığımız birçok şey daha öncesinde defalarca farklı insanlar tarafından çıkarılmış, çıkarılmaya çalışılmış ve üzerine konuşulmuş şeyler oluyor maalesef. Bu yüzden sosyoloji pratiğini bir file benzetmek gerekirse bizim ürettiğimiz bilgi fareden öteye gidemiyor ne yazık ki. O yüzden hikayede bahsedildiği gibi borunun yetmediği yerlerde bizler farklı saptamalar yapmaya çalışıyoruz ve sonuç olarak olaylara farklı yorumlar getirebiliyoruz. Çünkü olaya yaklaştığımız teori ve bilgi birikimini direk kullanıyoruz ve bizim coğrafyamıza ve toplumumuza uyarlamıyoruz. İşte bu noktada da bazı konularda boru yetmiyor ve biz hala bir şeyleri açıklamaya çalışıyoruz.

Alican ÇETİNKAYA

YAZARIN SON YAZILARI
Güvensizlik - 13 Aralık 2015
Fil,Fare Doğurdu - 14 Kasım 2015
Şimdi Sırası Değil - 18 Eylül 2015
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ