Futbol ve Cinsiyetçi Söylem

Alican Çetinkaya

Yazarın şu ana kadar yazılmış 11 makalesi bulunuyor.
  • 18 Haziran 2015
  • 1.604 kez görüntülendi.

page

Büyük bir taraf ve futbol sevdalısı olarak ele aldığım bu çalışmanın temel sorunsalı, futbol ile ilgili programlarda ve tribünlerde kadının yer alış biçimlerini ortaya koymak ve kadınlara bu mecralarda yaklaşımın ne denli cinsiyetçi söylemler içerdiğine dair örnekleri ortaya koymaktır. Cinsiyet kalıp yargıları nedeniyle kadının ve erkeğin farklı özelliklere sahip olduğu düşüncesi ve bu düşünce doğrultusunda kadının ve erkeğin pozisyonlarının ve rollerinin belirlenmesi bazı alanları tamamen kadın ya da erkek alanı diye özelleştirmemize sebep olduğu düşünülmektedir. Bu alanlardan birisi olarak futbol tamamen erkeğin tahakküm kurduğu bir spor dalıdır. Bu alanın özelleştirilmesi kadınların kendisini bu alanda sınırlamasına neden olmaktadır. Futbol odaklı alanlarda cinsiyet kalıpyargıları ve önyargıları sürdürülmekte ve insanların bu yönde etkilenmesi sürecine olanak sağlamaktadır. Bu yargıların oluşma alanı olarak ise futbol sayfalarındaki gazete manşetleri çalışmada dikkat çektiğim noktalar olmuştur.
Cinsiyetçi söylemlerin dışa vurulduğu bir alandır futbol. Ve söylemlerin yıllarca süregelmesi kadınlara ve diğer farklı cinsel yönelime sahip kişilere yönelik aşağılayıcı söylemlerin içselleştirilmesine sebep olmuştur. Bu içselleştirme süreci öyle bir hal almıştır ki günlük çıkan çoğu spor gazetesinin manşetlerinde normalleşme süreci doğrultusunda manşetler atılmış ve söylemler artık bu süreç ile birlikte manşetlerde de yer almaya başlamıştır.
Örnek resimlerde görüldüğü üzere gazete manşetlerindeki cinsiyetçi dil de futbolun eril bir alan olduğu fikrini güçlendirmektedir. Manşetler görüldüğü gibi cinsiyetçi, kadın düşmanı olmaktadır. Bu söylemler tribünde ve manşetlerde görülmesinin yanı sıra daha farklı bir boyut da kazanmış ve bir gazete ismi olarak da kullanılmaya başlamıştır.

Can Kozanoğlu’na göre, seyirlik bir spor olarak Türkiye’de neredeyse tüm erkeklerin günlük yaşamının bir parçası olan futbol ağırlıklı olarak ‘Üç Büyükler’ etrafında dönen bir taraftarlık kimliği ile oluşmaktadır. Türkiye’de futbol gündelik hayatın en popüler metinlerinden biridir. Medyada bu temsiller taraftarın sesi olma iddiasıyla yer alır. Bu iddia homofobik ve ayrımcı slogan ve tezahüratlarda da tezahürünü bulur. Yakın zamanda yayımlanmaya başlayan AMK diye bir spor gazetesi ismiyle dahi cinsiyetçi ve şiddet içeren bir futbol dilinin yansımasıdır.
Görselde belirtilen spor gazetesi aslında genel olarak söylemin ne kadar içselleştirildiği ve aslında bu söylemlerin şiddetinin ne kadar arttığına dair bir örnektir. Bu bağlamda genel olarak futbol medyası egemen toplumsal kimliklerin yeniden kuruluşunda etkin bir rol oynamaktadır.
Futbola dair inşa edilen bu ataerkil söylem öyle egemen bir söylem ki bu cinsiyetçi kalıpların mağdurları olarak gözüken kadınlar bile statlarda bizzat o dilin kendisiyle konuşuyorlar. Örnek görselde de görüldüğü gibi rakibi yenmenin çakmak/sokmak/koymak gibi fiillerle ve mutlaka cinsellikle alakalı başka argo tabirlerle dile getirilmesi, yenilen rakibi aşağılamak için kadına ait rol ve sözlerin kullanılması artık o kadar insanlara normal geliyor. Özellikle 3 büyüklerin maçları yani derbi olarak nitelendirilen maçların sonucunda yenilen takım yenen takımın karısı olarak tabir edilmektedir. ayrıca rakip takıma yenilmek tecavüz olarak nitelendirilmekte ve hem cinsiyetçi söylemin kullanılmasına hem de tecavüzün komik bir şekilde anlatılarak meşrulaştırılmasına kaynaklık etmektedir.
Futbolun “erkek oyunu” olduğuna dair egemen görüş, “kadınlar futboldan anlamaz”, “kadınlar maça gitmez” gibi cinsiyetçi söylemler, kadınları futbola ve aktif taraftarlığa yabancılaştırmaktadır. Bu söylemlerin oluşturulduğu manşetler dışındaki diğer bir alan ise spor programlarıdır. Spor programlarından erkek üstünlüğünü temele alarak oluşturulan bir yapı söz konusudur. Meseleye örnek teşkil etmesi bakımından bir spor programında;
‘Girdiği bir iddiayı kaybetmesi durumunda etek giyeceğini söyleyen Ümit Özat, yeni iddiasını kazanması durumunda ise iddialaştığı kişiden kadın çorabı giymesini istiyor. Ümit Özat, kaybederse etek giyeceğini söylediği iddiasının ardından kendisini eleştiren Ahmet Hakan’a da yine, “Kimin eteğinin altına saklanıyorsun” diye yanıt veriyor.’
Erkek, toplumdaki cinsler hiyerarşisinin en tepesinde yer alıyor. Güç ve egemenlik onda. Kararları o verir, tercihleri o belirler. Bu yüzden, bir şekilde erkekliğinden (hakim konumundan) uzak görünmesi, onun için utançla, gurursuzlukla, rezil olmakla eş anlamlıdır!.. İddia kaybeden erkek de utandırılmayı, aşağılanmayı, gülünç duruma sokulmayı ve dalga geçilmeyi hak etmiştir. Bunu yapmanın en kestirme yolu ise tabii ki erkeği kadın gibi giydirmektir!. Gündelik uygulamalarda hayatın bir parçası haline gelmekte, hem toplumsal hem de kurumsal düzlemde cinsiyete özgü yapılar ortaya çıkmakta ve hayatın her alanında etkileri görülmektedir.( Mehmet Özyazanlar ,2014).
Genel bir özet yapmak gerekir ise bu söylemlerin ve algının değişebilmesi açısından tribünlerde küfür ve söylemlerin bitirilmesine yönelik çalışmalar ve yasalar önemli adımlardır. Ayrıca spor programlarında (her ne kadar yine de kadının cinsel kimliği ile o programlarda yer almasını ele almaz isek ) sunuculuk yapan kadınların sayısındaki artış ve kadınlar futbol dünya kupasının düzenlenmesi, kadın hakem uygulamaları bu algıları ve söylemleri tamamen bitirmese de azaltacak adımlardır. Bu şekilde oluşturulan alternatif uygulamalar en azından kadın sunucular konusundaki algının ve kadınların futboldan anlamadığına dair algıya yönelik çok önemli adımlar olmuştur.

Alican ÇETİNKAYA

KAYNAKÇA
http://www.evrensel.net/yazi/70467/cinsiyetci-kirlilik
http://papazincayiri.blogspot.com.tr/2012/09/umit-ozat-meselesi-ve-ataerkil-futbol.html

YAZARIN SON YAZILARI
Güvensizlik - 13 Aralık 2015
Fil,Fare Doğurdu - 14 Kasım 2015
Şimdi Sırası Değil - 18 Eylül 2015
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ