Gerçekçilik

  • 14 Mart 2015
  • 422 kez görüntülendi.
Gerçekçilik

Gerçekçilik (realism) Gerçekçilik gündelik dilde, »ütopyacılığın karşıtı olarak insanın özlemlerinin ölçülülüğüne, ya da ılımlılığına atfen kullanılmaktadır.Edebiyat ve görsel sanatlarda da, gerçekliği tam olarak betimlemeyi amaçlayan çeşitli yaklaşımları tanımlamak için kullanılır. Gerçekçiliğin bu kullanımlarının hepsi, insan düşüncesi ya da imgelemi ile zihinden bağımsız dışsal gerçeklik arasındaki bir karşıtlığı içermektedir. Gerçekliğin, akıl üzerinde bilişsel ya da normatif bir otoritesi olduğu görüşü de vardır. Felsefedeki gerçekçilik, hakkındaki düşünce ve inançlarımızdan bağımsız olarak varolan bir gerçekliğe işaret eder.Bu konuda, özellikle tümellerin (“kırmızılık” ya da “yumuşaklık” gibi özellikler) gerçekten varolup olmadığı, ya da bunların bizim dili kullanışımızın işlevleri (“nominalizm”) olup olmadığı gibi sorularda ciddi anlaşmazlıklar görülmektedir.Metafiziksel bir öğreti olarak gerçekçiliğe, bir dizi şüpheci argümanla itiraz edilmiştir. Şüpheci argümanlar gerek klasik Yunan felsefesinde, gerekse modern dönemin başlarında rüyalar, yanılsamalar ve sanrılar gibi duyularımızın bizi yanılttığı fenomenler hakkındaki deneyimlerimizi sorgulamalardır: Bu tür deneyimler bazen kaçınılmaz bir şekilde yaşandığına göre, her zaman böyle olmadığını nasıl bilebiliriz? Yanılmaya elverişli bir durumda gözlemlediğimiz şeyin, aslında yanılsamaya dönüşmemiş bir durumu yansıtmadığından nasıl emin olabiliriz? Bu tür itirazlar, daha yakın zamanlarda, dilin kullanımında dışsal gerçekliğe güvenilir göndermelerde bulunma yeteneğimize karşı itirazlarla desteklenmiştir: Düşünce veya dil dolayımı dışında dünyaya erişemediğimize göre, düşündüğümüz ya da söylediğimiz şeylerin güvenilirliğini kontrol edebileceğimiz bağımsız bir ölçütümüz olabilir mi? Yine de bu tür şüpheci argümanlar, gerçekliğin düşünceden bağımsız olmasının mutlaka reddedilmesi anlamına gelmez. Gerçekliğin varolması ve bizim onun doğasını bilemememiz (ya da muhtemelen bildiğimizi bilemememiz)mümkündür. Daha yaygın olarak bu tür »epistemolojik şüphecilikler, fenomenalizme, tekbenciliğe ya da zihin, düşünce veya dilden bağımsız bir gerçekliği reddeden başka görüşlere çıkmaktadır.Bilim felsefesinde »ampiristler, bilimsel kuramların öngördüğü (pek çoğu gözlemlenemeyen) şeylerin varlığına şüpheyle bakma eğilimindedirler:Bu tür varlıkların »kavramları yalnızca gerçek ya da olası gözlemlerin kullanışlı özetleridir veya tahminde bulunmaya uygun bir temel oluştururlar.Öte yandan bilimsel gerçekçiler, söz konusu kuramların, öngördükleri varlıkların (atomdan daha küçük parçacıklar, retrovirüsler, vb. gibi) iddia edilen varoluşlar olarak anlaşılması gerektiğini ileri sürmektedirler. Tabii bu iddialar doğru veya yanlış olabilir. Onların sosyolojideki muhaliflerinin çoğu ise, bilimsel gerçekçilerin bilimsel bilgi iddialarını eleştirel olmayan bir yorumla kabul ettiğini varsaymaktadır.Oysa durum böyle değildir. Tersine bilimsel gerçekçiler, gerçekliğin bizim onun hakkındaki bilgi ya da inançlarımızdan bağımsız olarak varolup hareket eden bir doğası olduğu görüşündedirler.Gerçekçiler de bu iddiaların doğru olup olmadığı konusunda herkes kadar şüpheci olabilirler. Gerçekçi olmayanların problemi, bilimin ne hakkında olduğu ve bilimsel bilgi iddialarının yanlış olması durumunda ne olacağı konusunda fikir yürütmemeleridir.Yirminci yüzyılın sonunda gerçekçi üst-kuramın felsefe ve sosyal bilimlerde yeniden canlanmasının Britanya’daki en önde gelen ismi Roy Bhaskar’dır. Bhaskar ve arkadaşları kısa bir süre önce, bilim felsefesi içinde hem ampirizme hem de »uzlaşımcılığa kapsamlı bir alternatif sunan bir bilimsel gerçekçilik (“aşkın” ya da •-eleştirel” gerçekçilik diye adlandırılır) geliştirmişlerdir. (Burada ‘eleştireli yapılan göndermenin nedeni, bilginin peşinde olmanın özgürleştirici bir etkinlik olduğunu ya da olması gerektiğini ifade etmektir.) Onun hakkındaki inançlarımızdan bağımsız bir dünya varsayımı kabul edilmediği takdirde, bilimsel deney ve bilimsel bilginin uygulanması gibi etkinliklerin anlatılamayacağı kabul edilmiştir. Ayrıca, bilimin bilgi için ihtiyaç duyduğu gerçek nedensel güç ve mekanizmaları, bu mekanizmaların etkinliğinin neden olduğu olayların o andaki gidişatından ayırmak zorunludur. Fiili olanın ampirik olandan, yani kişinin gözlemlediği bir küçük olaylar alt kümesinden ayırt edilmesi gerekir. Bhaskar böylesi bir bilim görüşünün, inceleme nesnelerinin doğalarındaki köklü farklılıkları eksiksiz biçimde ele almayı, sağlayacak bir şekilde, hem insan bilimlerinde hem de doğa bilimlerinde uygulanabileceğini ileri sürmektedir. Bhaskar’ın yayınladığı çok sayıda eser arasında başhcaları A Realist Theory of Science (2. baskı, 1978), The Possibility of Naturalism (1979), Scientific Realism and Human Emancipation (1986) ve Reclaiming Reality’dir (1989).

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ