Gerçekten “Eşit” Miyiz?

Cansu Taşar

Yazarın şu ana kadar yazılmış 12 makalesi bulunuyor.
  • 07 Aralık 2016
  • 1.196 kez görüntülendi.

f2a41806-be5c-4611-82d3-eef92835419e

Bir terim olarak varlığını insanlığın doğuşuna kadar uzatabileceğimiz “eşitlik” olgusu insanlığın çoğalmasına ters olarak az rastlayabileceğimiz bir durumdur denilebilir. Bu nedendendir ki üzerine düşünülmesi ve farkındalık oluşturulması da o kadar azalmıştır. Nedir eşitlik olgusu? Hangi durumlarda ortaya çıkmaktadır? Eşitlik yaratılan bir durum mudur yoksa varlığına pek rastlamasak da zaten süregelen bir durum mudur? Eşitlik konusu hakkında yorumlayabileceğimiz ve oluşumu hakkında da temellendirebileceğimiz bir çok durum söz konusu olabilir. Eşitlik sınırlandırılabildiği gibi çoğaltılabilir de. Genellendirilebilir, özelleştirilebilir, temellendirilebilir. Eşitlik herşeyden önce farkındalık ister. Bu sebeple bu yazıda, eşitliğin akademik oluşumundan ve süregelmişliğinden ziyade farklındalığı konu edilecek ve bu nedenden yola çıkılarak gündelik hayatta eşitsizliğe farkındalık yaratmak bu yazının temel amacı olacaktır.

Gündelik hayat denildiğinde belli başlı rutinleşmiş durumlar ve gündelik olarak gerçekleştirdiğimiz eylemler karşımıza çıkabilir. Eşitlik; gündelik hayatımızda, bizimle beraber hareketlerimizde, düşünce yapımızda, davranış biçimlerimizde kendini gösterir. Eşitlik olgusu bu ve bunun gibi duurmlarda aslında ne kadar eşit olunduğu ile ilgili değil, nasıl ve nerelere karşı eşit olunduğu ile ilgilidr. Bunun için de kısa bir öz eleştiri yapmak, kendimizde oluşan durumlara karşı aslında farkındalık yaratmamıza sebep olacaktır. Çok basit örnekler vererek ve basite indirgeyerek bu durıumu tanımlayabiliriz. Kadınlar söz konusu olduğunda aslında daha gerçekci bir soruyla karşılaşmamız gerekiyor ve cinsiyetçi anlamda gerçekten eşit miyiz? diye kendimize sormamız gerekiyor. Kadının ve erkeğin eşitlik durumları ile ilgili yazılan, düşünülen ve fikir belirtilen birçok konu olmakla beraber temel konu eşitliğin aslında davranışlarımızdaki yansımalarıdır. Şöyle ki; kadınlara yapılan eşitliği/eşitsizliği söz konusu haline getirirsek eğer, herhangi bir toplu taşıma aracında sizleri etkileyen veya yanınızda bulunan bakımlı/güzel bir kadına yer verme olasılığınız bakımsız veya kimsesiz durumundaki kadına yer verme olasılığınız ile aynı mı olacaktır? Ön yargılarımızdan sıyrılıp biraz daha samimi yanıtlarla cevap verirsek eğer, bu soruya belki de daha yapıcı bakabiliriz. Kadınlar hakkında genellikle eşitlikten ziyade eşitsizlik konusu daha baskın gelmektedir fikrimizde. Fakat bunu daha olumlu ve yıkıcıklıktan ziyade daha bütünsel olarak ele alırsak zihnimizde oluşan durumlar herhangi bir olayda bir geri dönüt noktasıyla eşitsizlik konumunda olunduğunu ve doğru olarak eşitlik durumuna geçilmesi gerektiğini bizlere yansıtacaktır. Kadınlara karşı toplum olarak içerisinde bulunduğumuz ve aslında kadın-erkek demeden gerçekleştirdiğimiz yargılar eşitsizliğin farklı bir boyutudur. Alışveriş yaparken, ev içinde, dışarıda, sokakta kalıplaşmış bazı cinsiyetci terimleri kullanırken yada direkt olarak uygularken farkında olmadığımız, kendimize hatta bazen çocuklarımıza uyguladığımız bu karakteristik özellikler toplum olarak aslında hepimizi etkilemekte ve ileride oluşacak kişilik özellikleri için onları sürekli yıpratmaktadır. Bilinmelidir ki insan sürekli değişen, gelişen ve çelişen bir varlıktır. Bu noktada sınırlarımızı koymak ve bu farkındalığı yaşatmak gerekmektedir.

Kız veya erkek çocuklarımıza karşı içerisinde bulunduğumuz durumlar eşitsizlik suretinin farklı bir tabelası ve aslında en belirgini olanı olabilir. Yine burada da cinsiyetci tahribatlar söz konusu olmaktadır ve bireyi etkilemektedir. Örneğin; ev içinde kız çocuğumuza ve erkek çocuğumuza yüklediğimiz görevler, onlardan talep edilen davranışlar, belirli kalıplaşmış kimlik yansımaları doğurmaktadır ki bu çocukların kritik dönemleri için sağlıklı bir izlenim verememektedir. Sadece bir dakikalığına çocuklarınızın konumlarını ve onlara uyguladığınız davranışlarınızı değiştirin, ne kadar farkettiğini göreceksiniz. Eşitlik durumu çok dikkat gerektiren ve bir anlamda da yozlaşmış kültürel bağlantıların artık koparılmasını gerektiren bir iç savaştır. Eşitliğin ciddi anlamda olduğu toplumlarda şimdi ki yüzyılın asıl makro sorunları olan savaş, ırkçılık, ayırımcılık, işsizlik, tecavüz, şiddet, intiharlar, açlık gibi çoğaltılabilen, nice sosyal, bireysel ve kültürel sorunların sonuçlandırılıp, iyileştirildiğini görebilirsiniz. Verilen ve söz konusu edilen durumlar derin analizler içeren, her biri kendi çapında incelenmesi gereken genel olgulardır. Fakar şüphesiz ki her birinin eşitlikle ve sorun temelli kökenleriyle gündelik hayatta yeri vardır. Bu durum kadın-erkek eşitliğinden, hayvan-insan eşitliğine ve oradan da geniş çaplı değerlere verilen kültürel eşitliklere dayandırılabilir. Tercihlerimizde, kendimize verdiğimiz kurallarda ve çizdiğimiz yolların içerisinde eşitlikle, başkalarının yaşamına saygıyla ve insan haklarıyla ilgili aslında bir sürü örnek bulabilir ve buradan da farkındalığı besleyip, onu büyütebiliriz. Eğitim gibi değerlerin gerçek ve asıl saf eşitlikle beslenmesi, yayılması ve sürdürülebilmesi şart olduğu kadar toplumların sağlığı için de en mübah yol olduğu unutulmamalıdır..

Cansu TAŞAR,

Sosyolog, Öğretmen

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ