“Göç Türleri Üzerine Bir Değerlendirme”

Cansu Taşar

Yazarın şu ana kadar yazılmış 12 makalesi bulunuyor.
  • 12 Mayıs 2016
  • 1.681 kez görüntülendi.

zorunlu-goc-resimleri (25)

Göç; şartları, ortaya çıkaran etmenleri, gelişimi ve etkileri sebebiyle incelenmesi gereken, üzerinde analizler yapılması gereken bir olgudur. Göç, yıllardan beri ister göç edilen yerde olsun, ister göç etmiş olunan yerde olsun hep çeşitli sosyal, politik, ekonomik ve kültürel meseleleri etkilemiştir ve etkilemeye de devam etmektedir. Göç insanların yaşadığı tarihe, bulunduğu coğrafyaya ve sahip olduğu ülkenin ekonomik-politik gelişim temellerine göre şekil alan, bu şekle göre değerlendirilen ve sonuçlara ulaşılan bir olaydır. Dolayısıyla göç etme sebepleri de yine ülkelerin sahip olduğu fiziki ve sosyal değerlere göre incelenmelidir. Bu sebepler çeşitlilik göstereceği gibi belirli bir etken üzerinde yoğunlaşabilir ve göçün seyrini, hızını, büyüklüğünü etkileyebilir, ülkeler arasındaki ilişkilerin seyrini değiştirebilir.

Literatür taramaları yapıp incelemelerde bulunduğumuzda, göç etme sebeplerinin kişilere bağlı olduğu durumlarda görüyoruz ki bu sebepler genellikle ekonomik temeller (maddi kazançlar, refah düzeyi, gelişmişlik seviyesi, modernlik etkisi) bağlamında yön bulmuştur. Dolayısıyla bir bireyin göç etme durumu kendisine bağlı sebeplerden dolayı oluyorsa, bu sebepler; çeşitli maddi sıkıntılardan kurtulmak, daha iyi bir yaşam düzeyine erişmek, daha rahat yaşayabilmek, daha iyi bir şekilde geçinebilmek, hayat standartını arttırmak ve kaygılarına son vermek gibi çeşitli sebeplerdir. Bu sebepler çoğalabilir, değişebilir ve zamanla yok olabilir. Fakat göç etme durumunda bireylerin hangi şartlara bağlı olarak göç ettiği ve hangi şartları iyileştirmek istedikleri ve bu şartların önemlilik boyutları göçe etki dereceleri açısından önemlidir. Ekonomik temelli sebepler göç olgusunun hangi boyutta, ne kadar yoğunlukta olacağını, hangi ölçülerde kitlesel olacağını, kalıcılığını ve ülkeler arası olup olmayacağını belirleyebilir. Bu durum göçün sonuçlarını geniş ölçüde, belki de uluslararası olarak etkiler ve boyutları hakkında çıkarımlar verir. Herhangi bir göç hakkındaki ekonomik temelli sebepleri bilmek,  göç edilen ülkenin durumu hakkında ve göç modeli hakkında bilgiler verir.

Güllüpınar’a göre “Göç ekonomik, sosyal, kültürel ve bireysel ya da psikolojik açılardan ele alınabilir. Ancak, bireylerin hayatlarını sürdürebilmek için yaptıkları emek göçü veya daha çok kazanmak amacıyla yer değiştirmeleri göçün ekonomik açıdan değerlendirilmesinde üzerinde en çok durulan konudur”(Güllüpınar,2012:56).

Denildiği gibi göç unsurları değişebilir fakat insanların göçü yapmadan önce ve yaptıktan sonra edindikleri nitelikler, göçe etki eden ve göç durumunda gelişen etmenler geniş birer tartışma konusu olabilir. İnsanlar hayatları boyunca birçok sosyal olayın hem yaratıcısı hem de etkilenen tarafı olmuşlardır. Bu anlamda göç olayının sonuçları; bazen bir kişiyi ve bazen de büyük bir topluluğu etkileyip, ardından gelecek olan siyasi, politik ve geniş etkili olayların nedeni konumunda olabilir. Göç ediliş sebeplerinin ekonomik boyutu bu anlamda incelenmesi gereken, detaylı araştırmalar yapılması gereken bir boyuttur.

Güllüpınar’a göre “Uluslararası göç literatüründe sıklıkla karşılaşılan göç nedenleri dört ana başlıkla değerlendirilebilir:

  1. Ülkelerarası farklı demografik özellikler,
  2. Kapitalizmin devresel krizleri,
  3. Bölgeler arası gelir farklılıkları,
  4. Küresel olarak yeniden yapılanmaya zorlanan ekonomiler vb.”(Güllüpınar,2012:56).

Görüldüğü üzere ekonomik temelli göç yukarıdaki gibi farklı kollara ayrılabilir ve farklı sonuçlar çerçevesinde tartışılabilir. Göçün ekonomik temelli olmasının önemli noktası, ekonominin hayatının her alanını az ya da çok etkilemesi ve her alanı yönetebilme gücüne sahip olmasıdır. Göç uluslararası olabildiği gibi, ülke içinde ve hatta şehir içinde de olmaktadır. Gelişen dünya perspektifi ile beraber modernleşme, radikalleşme vb. gibi olay göçün seyrini ve göç büyüklüğünü de etkilemiştir. Bu olaylardan önce göçler ülke sınırları içinde yine çeşitli sebepler doğrultusunda olmaktaydı.

Bu sebeplerden yine ülkemizde günümüze göre çıkarlar açısından biraz eskide kalmış fakat hala yer yer devam etmekte olan belirli bir kent ve belirli bir köy arasındaki göçleri ele alabiliriz. Köy ve kent arasındaki göçler belirli, sınırlı sayıda sebeplere bağlı olarak yapılabilir. Günümüzde dediğimiz gibi imkânların artması doğrultusunda göçün yönü, büyüklüğü ve kalıcılığı da artmıştır fakat köy ve kent arasındaki göçler en temel anlamda işçi(mevsimlik-işgücü) göçleri, belirli bir otorite tarafından yönlendirilmiş zorunlu göçler, ilkel göçler ve kısıtlı göçler olarak ayrılabilir. Bu ayrımların sınırlı olarak yapılmasında en kalıcı faktör köy ve kent ilişkileri arasındaki etmenlerin sınırlı ve ülkemizin geçmişine göre sadece belirli sebepler etrafında şekillenmiş olmasıdır. Bunlara örnek olarak ekonomi unsuru çerçevesinde mevsimlik göçleri verebiliriz. Bu göçler köyde yaşayan insanların maddi gelirini arttırmak için sadece belirli zamanlarda başka bir köye veya kente göçmesine neden olabilecek düzeyde etmenlerdir. Bu etmenler sınırlı nedenlerle ve sınırlı alanda yapılan değişimlerle köyü ve köyler arasındaki göçleri etkiler. Uluslararası alanda yapılan göçlerle köyler arası yapılan göçlerin temelinde ekonomik anlamda aynı amaçlar olsa da dediğimiz unsurlar içinde(büyüklüğü, niteliği, hızı) farklılıklar gösterir. Bu da köyler arası göçlerin bölgesel çapta etkili olduklarını kanıtlar.

Köyler arasında gelişmişlik düzeyi, yine köyler arasındaki farklılıklardan ötürü oluşmaktadır. Sosyolog Behice Boran’ın “Toplumsal Yapı Araştırmaları” kitabındaki ova ve dağ köyleri arasındaki göçlerin sebepleri yine ekonomik temelli olarak Marksist ve bir anlamda zorunlu göçler statüsündedir. Behice Boran yapı araştırmaları bağlamında köyler arasındaki değişimleri, ilerleme düzeylerini, sosyal yaşam farklılıklarını, statülerini ve bu statüler arasındaki farklılıkların şekle dönüşmüş halini konu almaktadır. Bu yüzden Behice Boran kitabının kuramını genel olarak köylerdeki değişimler üzerine kurmuştur. Behice Boran’ın asıl amacı yapısal değişimlerini ortaya çıkarmaktır. Marksist kuram göçü tamamen tarihsel olay ve durumları yok sayarak ekonomi temelli, kapitalizm temelli ele alıp açıklamıştır. Dolayısıyla göçün insanları teşvik edecek çeşitli politikalarla yapıldığını bu anlamda zorunlu göçler statüsünde olduğunu söyler. Açıklamak gerekirse, göç durumu Marksist kuramda belli başlı otoriteyi elinde bulundurarak himaye altına alan güçler tarafından yönetilmiş ve insanları bu anlamda etkilemiştir. İnsanlar sosyal ve psikolojik olarak en iyisi dayatılan bu güçlerden etkilenmiş, en doğrusunun o ülkelerde olduğunu, refah seviyesinin o ülkelerde en fazla olduğunu düşünerek oralara göç etmişlerdir ve bu göç beraberinde arkada kalan insanları da harekete geçirmiştir. Bu anlamda gidilen ülkelerde oluşan işçi yığını kapitalist ekonomiye sahip bu güçler tarafından kullanılmış, emek fazlalığı değerlendirilmiştir.

Behice Boran, bu ilişkiyi ova ve dağ köyleri arasındaki değişkenlere bağlı olarak incelemiş, köylerin konumlarındaki farklılığın göç etmede etken unsur olduğunu da söylemiştir. Göçlerin ise genellikle aynı oranda, akraba ilişkilerinden ötürü insanların birbirinden etkilenip sürekli daha iyi ve gelişmiş hayat statüsüne ulaşmak amacıyla olduğunu söylemiştir. Bu doğrultuda genellikle birbirlerinden etkilenen köylüler daha iyi yaşam statüsü olan ve şehre yakınlığıyla bilinen ova köylerine göç etmek istemektedir.

Behice Boran, insanlarda bu isteğin oluşmasındaki etkenin zamanla değişen ve gelişen statülerden, durumlardan kaynaklandığını ve insanlar üzerinde görünmez bir “zorunlu göç” etkisi bıraktığını söylemektedir. Bu söylem tıpkı Marksist kuramın dediği gibi göçleri dünyanın değişen modernliğine bağlayan bir söylemdir.

Behice Boran değişmeler doğrultusunda, değişmeleri ispatlamak için yaptığı bu araştırmasında, genellikle üstü kapalı olarak makineleşme ve kapitalizm nedeniyle bu araştırmanın Marksist temelli olduğunu ve göçlerin de bu noktada zorunlu göçler olduğunu ifade etmektedir. Fakat aynı zamanda Behice Boran’ın araştırmasında söz konusu edilen ova ve dağ köylerinden ova köyleri konum itibariyle merkeze daha yakın olduğu için Merkez-Çevre göç teorisiyle de ilişkilendirilebilir. Ova köylerinin bulunduğu konum yol üstünde olup şehir merkezine daha yakında olduğundan dağ köylerinden ve diğer köylerden buralara göç edilmektedir. Ova köyleri bu anlamda merkez konumdaki köyü, diğer dağ, aşiret ve göçmen köyleri ise çevre konumunda olan köyleri ifade etmektedirler. Buradan da Marksist temelli bir sonuç çıkarmamız mümkündür çünkü ova köyleri bulunduğu konumdan ötürü göç alan ve çeşitli gelişmiş, makineleşmiş bir alanda bulunmaktadır. Bu nedenle zorunlu olarak çevresindeki köylerin işçi potansiyelini kendine bağlamaktadır.

Sonuç olarak bu makalede göç türleri başlığı altında Behice Boran’ın Toplumsal Yapı Araştırmaları kitabında ova ve dağ köyleri arasındaki göçün sebepleri, bu göçlerin doğurduğu farklı sebepler incelenmek istenmiştir. Bu anlamda Marksist bulgular ve değerlendirmeler eklenmiş, ortak nokta olarak Marksist söylemin de dediği gibi kırdan kente göçlerin feodal üretim tarzından kapitalist üretim tarzına geçişle ilişkili olduğu ispatlanmaya çalışılmıştır. Ova ve Dağ köyleri arasındaki nüvelenmenin merkezden çevreye doğru olduğu, göçmen ailelerin yaşayış yerlerine göre değerlendirilmiştir. Daha sonrasında merkez çevre kuramı çerçevesinde ova ve dağ köyleri arasındaki göçler değerlendirilmiş ve Marksist kuramın bu kuramla ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Göçün ekonomik sebepleri üzerinde durulmuş, ihtiyaç ve imkân fazlalığının göç üzerinde ne derece de etkili olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Marksist kuramın teorisindeki düşünceler ve Behice Boran’ın Toplumsal Yapı Araştırmaları kitabında geçen teoriler özdeşleştirilmiştir. Göç etme sebeplerinde ve göç unsurlarında ekonomik temelli göç durumunun etkisi ortaya konmaya çalışılmıştır.

Cansu Taşar

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ