Güvensizlik

Alican Çetinkaya

Yazarın şu ana kadar yazılmış 11 makalesi bulunuyor.
  • 13 Aralık 2015
  • 1.118 kez görüntülendi.

GÜVEN

”O günler en iyisiydi, ya da en kötüsüydü, akıl çağıydı ve aptallık çağıydı, inançlar zamanıydı ve inançsızlıklar zamanıydı, ışık mevsimiydi ve karanlık mevsimiydi, umut baharıydı ve umutsuzluk kışıydı; yaşayabilmek için her şey vardı önümüzde ve yaşayabilmek için önümüzde hiç bir şey yoktu. Hepimiz doğrudan cennete gidiyorduk, hepimiz doğrudan cehenneme gidiyorduk.” Charles Dickens İki şehrin hikayesi
Son yapılan bir araştırmaya göre Danimarka’nın yüzde 77’si, Noverç’in yüzde 73’ü, Güney Kıbrıs’ın yüzde 69’u, isveç’in ise yüzde 66’sı insanlara güvenilebileceğini dile getiriyorlar. Türkiye’deki katılımcıların yüzde 86’sı insanlara karşı ‘dikkatli olunması gerektiğini’ düşünüyor. Yani toplum olarak birbirimize güvenmiyoruz. Her seferinde millet olarak bizleri bir arada tutan ‘değerlerden’, toplumsal bütünlüğümüzü sağlayan ‘değerlerden’ bahsedilir. Peki bu bütünlük gerçekten sağlanıyorsa neden bu güvensizlik?
Yaptığımız her işte sayfalarca imzaladığımız kira, borç, evlilik vs. gibi sözleşmeler, adım başına kurulmuş olan noterler, senetler ve bunun gibi kendimizi garantiye almak için başvurduğumuz korunma mekanizmaları sizce de çok fazla değil mi?
Bankadan ya da gsm operaratörlerinden gelen aramalarda iyi bir kampanya ya da fırsat olsa bile mutlaka altında bir şey vardır diye açmamamız, ucuza bir ürün bulduğumuzda mutlaka bir eksiği vardır düşüncesi, reklamlarda ürünlerin ödeme ile alakalı kısımlarının hızlı ve küçük yazılarla sunulması, taksiye bindiğimizde gözümüzün taksimetrede olması en kısa yoldan gitmek için dikkatlice yola bakmamız, aldığımız ürün çürük mü bozuk mu acaba diye incelememiz vs. gibi birçok örnek gündelik yaşamımızda sürekli dikkatli olma çabasına yol açıyor. Ve bu durumda bu derece güvensizlik duygusunun ortaya çıkması oldukça normal bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Gündelik pratiklerimizin tümünde bu duruma karşı bir savunma mekanizması içerisinde bulunuyoruz. Dolandırılmamak ve kandırılmamak için sürekli olarak dikkatli olmaya zorlanıyoruz.
Durkheim ekonomik gelişmede iş disiplininin önemini ilk vurgulayanlardan birisidir. Aynı şekilde Weber de ekonomik kalkınmada meslek ahlakının önemine “Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu” adlı eserinde dikkat çekmiştir. Weber’e göre bir işin, mesleğin ister uhrevi ister dünyevi bir kaynağa bağlı olarak büyük bir ciddiyet ve sorumlulukla yapılması gerekir. Weber’de protestalığın aynı zamanda bir meslek ahlakını beraberinde getirdiği düşüncesi hakimdir. Bizim toplum yapımıza bakıldığında dini referansların büyük ölçüde bu şekilde bir yansımasının olmadığını görmekteyiz. Toplumsal hayatımızı büyük ölçüde din, gelenek, görenek vs.nin düzenlediğini söylüyoruz. Fakat bu beraberinde bir meslek ahlakını ne yazık ki getirmiyor.
İşte bu meslek ahlakının kaybedilmesi de beraberinde güvensizliği getiriyor. Talep ettiğimiz her hizmette, yaptığımız her alışverişte güvensizliği ve sürekli dikkatli olma çabasını ortaya çıkaran meselenin aslında bu olduğunu düşünmekteyim.
Şimdi en başa Charles Dickins’ın sözlerine dönelim. ‘O günler en iyisiydi, ya da en kötüsüydü. Hepimiz doğrudan cennete gidiyorduk, hepimiz doğrudan cehenneme gidiyorduk.”
Alican ÇETİNKAYA

YAZARIN SON YAZILARI
Güvensizlik - 13 Aralık 2015
Fil,Fare Doğurdu - 14 Kasım 2015
Şimdi Sırası Değil - 18 Eylül 2015
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Anonim dedi ki:

    Yazılarınızı keyifle okuyorum bir sonrakini sabırsızlıkla bekliyorum başarılarınızın devamını dilerim.

  2. Anonim dedi ki:

    Cok dogru tespitler yazilariniz icin tesekkur ediyor ve devamini merakla bekliyorum.

BİR YORUM YAZ