Hırsızın Hiç mi Suçu Yok?

İsmail Atağan

Yazarın şu ana kadar yazılmış 16 makalesi bulunuyor.
  • 27 Mayıs 2015
  • 1.040 kez görüntülendi.

hırsız

Ne zaman bir hırsızlık-dolandırıcılık haberi duysam, okusam Nasreddin Hoca’nın meşhur fıkrası aklıma gelir. Malumunuz fıkra da Hocanın eşeği çalınır can sıkıntısı içinde durumu komşularına anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlar. Birisi : – Hocam demiş ne diye ahırın kapısına iyi bir kilit takmadın sanki? Bir başkası : – Evine hırsız giriyor da senin nasıl haberin olmuyor? Anlamadım hoca efendi diye konuşmuş. Bir diğeri de : – Hoca demiş, kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin. Çünkü doğru dürüst bir ahırın bile yok. Nereden baksan dökülüyor. Hoca kızmış: – Yahu demiş, iyi, güzel de kabahatin hepsi benim mi? Hırsızın hiç mi suçu yok?..

Ülkemizde de gün geçmiyor ki yeni bir dolandırıcılık-hırsızlık yaşanmasın, yaşanan her türlü dolandırıcılık, eh bu kadar da olmaz ki dedirten cinsten. İnternet, banka, televizyon, telefon dolandırıcılıklarının hadi hesabı yok. Sayısızca vatandaş mağdur olmuş, mağdur olmak bir yana neredeyse tek suçlu o olmuş. Her gün çeşit çeşit dolandırıcılık haberleri okuyoruz. Örneğin izlediği televizyon reklamında orijinal telefon diye sunulan bir telefonu alan vatandaş, siparişi gelince kargo kutusunda bozuk telefon çıktığını görür ve sipariş verdiği numarayı tekrar arar, arar arar arar, karşıdakiler açmaz ancak o sabır ve sinirle aramaya devam eder, neticede telesekreter açar telefonu, ilgili birine bağlanması tam 48 dakikasını alır. Kırk sekiz dakika bekledikten sonra şikayetini dile getiren vatandaşa verilen cevap; almasaydın gerizekalı mısın? Olur. Pişkinliğin bu kadarı… Başka bir örnekte telefon yerine maket telefon çıkar, armut çıkar, çıkar da çıkar, telefon dışında her şey çıkar, hatta telefon yerine lastik tamir seti bile çıkmışlığı var. Bunlar sadece telefon siparişi üzerine verilen dolandırıcılık örnekleri, televizyonda da baldan halıya, bağ asmasından kerpetene kadar dolandırıcılık reklamları, basit bulmaca tarzı sorularla bangır bangır bağıran tuhaf şahıslar, telefonla aranıp kendini hakim, savcı diye tanıtanlar, vs. vs… Bir günü dolandırılmadan geçirirsek ne mutlu bize, eğitimli-eğitimsiz, zengin-fakir fark etmeden herkesi çarpıyor bu dolandırıcılar. Hiç kimse de çıkıp Eee onlar da kanmazsın diyemez, dememeli çünkü her seferinde başka bir kurban bulup, çok değişik biçimlerde dolandırabiliyorlar. Hepimiz potansiyel birer kurbanız. Elbette dikkatli olmak gerekiyor, piyasanın çok altında fiyata sunulan ürünlere karşı şüpheyle yaklaşmalı iyice araştırmalıyız. Hatta emniyet yada tüketici mahkemeleri çeşitli broşür ve önlemler alarak halkı bilinçlendirmeli. Rtük kamu spotları ile vatandaşı uyarmalı. Ancak asıl mesele artık hırsız da suçu bulup ona göre önlem almaktır. Telefon numaraları, banka hesapları,yayın yaptıkları tv, anlaştıkları kargo şirketi belli olan bu dolandırıcılar için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı. En ağır cezalar verilmeli, hem maddi anlamda zarara uğrattıkları için hem de güven duygusunu zedeledikleri için…

Devlet yasal önlem almadıkça dolandırıcılar her geçen gün biraz daha profesyonelleşiyor. Suç insanlara güvenenlerde değil, güven duygusunu zedeleyen hırsız ve dolandırıcılarda…

İsmail ATAĞAN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Asuman Şayf dedi ki:

    Hirsizlik sadece maddi seylerin calinmasiyla olmuyor malesef guven hirsizligi sevgi hirsizligi inanc hirsizligi ve nicesi .. neyse guzel konu su telefon bal gibi sacma sapan reklamlardan biktik artik emeginize saglik.

  2. İsmail Atağan dedi ki:

    Yorumunuz için öncelikle teşekkür ederim…Şimdilik maddi hırsızlığa bağlı bir konuyu elle aldım, yeri gelince güven, sevgi, inanç hırsızlıklarına da değineceğiz. Ki maddi hırsızlık beraberinde insanlara güven sorununu da getiriyor. Böyle giderse paranoyak(herşeyden şüphe eden) bir toplum olup gideceğiz….

BİR YORUM YAZ