Hümanizm

  • 14 Mart 2015
  • 744 kez görüntülendi.
Hümanizm

Hümanizm (humanism) Özünü başlıca önceliğin her zaman insan çıkarları ve onuruna verilmesi gerektiği inancının oluşturduğu, çok geniş kapsamı olan bir felsefeler kümesi. Hümanizmin kökleri genellikle antik Yunan’a kadar götürülmüştür, ancak tohumları başka yerlerde de görülebilir (örneğin, dikkatleri Tann’dan ve tinsellikten uzaklaştırıp.”insanlardı ve onların sanat, edebiyat ve tarih eserlerini incelemeye yöneltmeye çalışan Rönesans’ta; Aydınlanma’nın “akılsallığa dönük ilerici kaygılarında; Tanrı’nın öldüğüne inanan Modernist harekette).Hümanist felsefeler, değişiklik sergilemekle birlikte, “insanın her şeyin ölçüsü olduğu”nu söyleyen Protagoras’la, ya da “insanlığın gerçek inceleme nesnesinin insan olduğu”nu söyleyen Papa’yla aynı şeyi vurgularlar. En yaygın hümanizm düşüncesi de, düşüncelerinin merkezine Tanrı’yı koyan *dinlerin reddedilmesini içerir. Dünyanın her tarafındaki Hümanist Birlikler (örneğin Humanist dergisinde oluşmuş birlik gibi), “dünyanın doğasının, insanın niyetleri ve faaliyetlerinin insani girişimlerde belirleyici rol oynayabilmesine olanak tanıdığı, çevresel ortamın sadece koşullandırıcı bir etken olabileceği” görüşündedirler (C.W. Reese, The Meaning of Humanism, 1945).Hümanizm çağdaş sosyal bilimde pek çok biçime bürünmektedir. Örneğin, genellikle Kari *Marx’m ilk yazılarıyla, bilhassa “yabancılaşma görüşüyle birlikte anılan bir “Marksist hümanizm vardır. Bazen Üçüncü Güç diye adlandırılan hümanist psikoloji, örneğin Gordon “Allport, William “James ve A.H. “Maslow’un çalışmalarında görüldüğü gibi, gerek “davranışçılığın gerekse “psikanalizin karşısında bir yerde durur ve “benlik ile onun potansiyelinde odaklanır. Yine, C. Wright “Mills, Alfred McClung Lee ve diğerlerinin çalışmalarıyla özdeşleştirilen bir “hümanist sosyolojiden söz edilebilmektedir.1970’lerden sonra “yapısalcılar ile “yapıbozumcuların yazılarında hümanizme güçlü eleştiriler yöneltilmiştir.Sözgelimi Michel “Foucault’nun çalışmaları, insan özne üzerinde yükselen bilgilerin gelişmesinin bir “arkeolojisini sunmuş; Jacques Derrida ile Roland Barthes’ın göstergebilimsel çalışmalarında yazarın öldüğü ve şeylerin “merkezsizleşmiş” bir doğası olduğu iddia edilmiş, böylece insan özne yaratıcılığın merkez noktasından çıkarılmıştır; Louis “Althusser de, insana duyulan inancın epistemolojik bir felaket, bir “öz idealizmi” ve “burjuva ideolojisinin miti” olduğunu ileri sürmüştür. Yine de hümanizm, tüm bu saldırılara rağmen, Batı düşüncesinde geniş bir etki yapmaya devam etmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ