Kadın, Yaşam, Çocuk ve Umut

Cansu Taşar

Yazarın şu ana kadar yazılmış 12 makalesi bulunuyor.
  • 12 Ekim 2016
  • 723 kez görüntülendi.

tumblr_nhayub6tnf1swwuvyo1_1280

Bir umutsuzluktan yola çıkarak başlamak istiyorum sözlerime fakat sonra bunun biraz haksızlık olacağı aklıma geliyor yemyeşil, henüz yola çıkmamış güzel günler için. Haksızlık demişken gelin biraz söz edelim, hiç farkında olmadığımız ama yaptığımız ve bizlere yapılan haksızlıklardan. Güzelliklerin sır kapısının, sur kapısının ardına itildiği, kadın elinden mahrum bırakılmış onca şiir gibi duran haksızlıklardan. Sonsuz yaratılış gibi apaçık ortada bulunan, rotası belli olan, masumiyeti en zor, en kıyılmamış toprakların altından çıkarmış olan kadınlara duyulan haksızlık. Kimiz biz? Niye buradayız? Neden doğduk? Ne için yaşıyoruz? Nereye çıkıyor bu dakik planlarımızın sonucu? Neden yozlaştık? Burnumuzun dibindeki buharlı duyguları nasıl uçurduk? Hatırladıkça burnumuzun direğini sızlattığını bile bile.. Neden hiçbir şey yapmadık? Çünkü, Kadın’dır dedik. İttik öteye. ‘Kadın gibi’ dedik, sevemedik. Hatta daha sevimsiz kelimler kullandık. Dünya’nın ne kadar sevgiye aç olduğunu kutuya saklayıp, kilitleyip o kutuyu orada unutmuş gibi. Öteledik bütün saygı içeren kimliklerimizi. Biraz geçmişten gelen, boyumuzdan büyük yargılardan beslendik, biraz da biz kirlettik dilimizdekilerle. Olabildiğince iyimser yazmaya çalışıyorum, olabildiğince terimsiz ve olabildiğince hak ettikleri gibi. Sonra, bir sonraki güne tazeledik bu haksızlığı. Üstüne kattıkça kattık, büyüttük, boyumuzu geçti sonunda. Ardından, teoriler kurduk. Yok etmeye çalıştık. Senden benden daha da apaçık, orada duran bu varlığa, biz bu kötülüğü neden yaptık? Arkamızda bıraktığımız o kişilerden gelen, umutlarla büyüyen çocuklarımıza, kendimizden fütursuzca hiç üşenmeden aktardık bu haksızlığı. Bayıla bayıla unuttuk anneliği. Annelik için görevlendirmeler yaptık. Evde, işte, sokakta. Toplumsal cinsiyet rolleri belirledik. Saygısızca çocuk sayılarını belirledik, sevgisizce kıyafetleri için şart koştuk! Hangi hakla? Haksızca! Uçurduğumuz güzel duyguların ardından, kullandığımız kötü sözlerin ardından baktık. Ama onlar orada değiller, uçtular. Hatırlanmayacak, farkında varılmayacak insanlığımızdan öte haberler getirdiler üstelik. O sebepten kitaplarda, şiirlerde, yanımızda aramak doğru değil. Sesimizde aramalıyız.  Annelik olgusuna saygı duyarak ve yeni teoriler üretmeyerek. Senin marketten aldığın, yanındaki komşuna bıraktığın o roller, yarın yine aynı şekilde karşına çıkacak. Üstelik ne kadar haksızlık katıldığını bilemeyeceksin. KADIN’dır diyorum. Bütün umutların adı.  Sevdalandığın gibi kalmalı, baktığını görmelisin ve onu öyle bırakmaya gayret etmelisin, üzmemeli, incitmemeli, sevmelisin. O yüzden sesimden ne çıktıysa onu hissetmeni istiyorum. İnsan gibi. O yüzden ince ince işlenmiş teorilerden burada bahsetmiyorum, bahsetmeyeceğim. Hisset diye. Yakalaman için kendini.  Beklediğin o eşitlik, sana gelmeyecek. Taa ki sen onu, kendin alana kadar. Her yerde bulunan bu eşitsizliği fark ettiğin gün, anladığın gün şayet kendin onu evine getirdiğin gün, rolleri atıp yerine saygıyı koyduğun gün, hak ketmiş olacaksın onu. Kadındır diyorum! Kadındır diyeceğim geleceğe, inatla. Ensesinden tutulup dövülmüş, odalarda sessiz bırakılmış, elinden umutları alınmış her kadın için diyeceğim. Ve sizler de diyeceksiniz. Terk etmeyeceğiz onları. Ellerinden tutup, hak ettikleri gibi! Yaşamla ölüm arasındaki çelinmiş, çelişkiye düşürülmüş duyguların yanıldığını anlayarak ve bunu anlatmaya öteki(!)lerden başlayarak. Neyse ki, umut var! diyerek. Her bir adıma  ‘daha güzel’ olacak deyip başlayarak. Avuntuların içinde büyüyerek belki, ama hep eşitçe, hep haklı olarak. Kadınlarımızın elinden tutup, henüz yaşamamış oldukları Dünya’yı onlara yaşatarak, ama hep iyisiyle. Anlaşmayı orta yol bilerek. Saçını severek ansızın, farkındalık yaratarak. Evet, severek onları. Sıcak bir gülücükle, ister bir anne olarak olsun, ister sevgili iyileştireceğini bilerek bütün yaraları. Bütün kötü şeylerin üstesinden gelerek, umudu hep saklayarak. Yaşatmak demek geliyor içimden, içimize mesken tutana kadar yaşatmak. Yaşamanın ve yaşatmanın onların eş değerliliğinde olduğunu kendimize hep sebep bilerek. Haykırmalı, kitapla veya şiirle değil. Duygularla, doğrudan. Nihayet, bütün kadınların sesine değene kadar…

                Sosyolog,

Cansu Taşar.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ