Kant, Immanuel

  • 14 Mart 2015
  • 877 kez görüntülendi.
Kant, Immanuel

Kant, Immanuel (1724-1804) Tüm modern filozofların -en büyüğü olmasa bile- en büyüklerinden birisi olan Alman Immanuel Kant, hem »felsefede hem de tüm entelektüel disiplinlerde (elbette sosyoloji dahil olarak) derin ve kalıcı bir etki yapmıştır. Kant’ın eleştirel felsefesinin özü, kendi döneminde »epistemolojinin (ya da felsefi bilgi kuramının) egemenliğindeki iki rakip gelenek olan »ampirizm ile »akılcılığın (rasyonalizm) sentezini yapmasıdır.Kant, ampiristlere karşı, gerçek yapay önsel yargılar; yani, basit »totolojiler olmamakla birlikte, deneyimden de türetilemeyen yargılar bulunduğunu savunmuştu.Kant’ın büyük çalışması Saf Aklın Eleştirisi (Critique of Pure Reason, 1781) bu iddianın kanıtlanmasına, ayrıca, zamanı ve mekânı kavrayışımızı (“sezgi biçimleri”) ve deneyimimiz hakkında yargılarda bulunmamızı (“kategoriler” -nedensellik, zorunluluk, olanaklılık, vb.) sağlayan koşullar olan yapay önsel kavramlar ile yargıların sistematik bir şekilde türetilmesine hasredilmiştir. Bununla birlikte Kant’a göre, deneyimden türetilemeyen kategoriler ancak olası deneyimler alanı içinde meşru bir biçimde uygulanabilir. Olası deneyimlerin ötesinde “kendinde şeyler”e açıklamalar getirmek için kategorilerden yararlanmak, çözümsüz bir çelişkiye sürüklenmek anlamına geliyordu. Böylece Kant, bir yandan ampirizmin temel bir öğretisini reddederken, öbür yandan deneyimin ötesindeki “kendinde şeylerin bilgisine erişmede önde gelen ampiristlerin, teleolojik ve »metafizik iddialara karşı ampirik bilimin »bilişsel statüsünü savunma kaygılarını paylaşıyordu.Yine de Kant’a göre, onlara dair bilgi edinmek mümkün olmasa bile “kendinde şeyler” hakkında düşünmekten kaçınılamazdı. Bunun en önemli nedeni, nesnel ahlâki yargdarı akılcı bir temele oturtma zorunluluğuydu. Çünkü bir bireyin kendisini ahlâki bir düsturla bağlı hissetmesi, hem irade özgürlüğünü hem de bütünleştirici bir kişisel kimliği gerektirir ve deneyimin içeriğinde bunların ikisini de bulamazsınız. Kant’ın Critique of Judgement’taki (1790) estetiğe yaklaşımı da, nesnel deneyim yargılarında hiçbir şekilde uygulanamayacak fikirlerden (“gayelilik biçimi” gibi) yararlanmaktadır. Dolayısıyla, Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi’ndeki argümanlarının anti-metafızik eğilimlerine rağmen, bir yanda nesnel düzlemde bilinebilecek deneyim nesneleri alanı ile öbür yanda “‘kendinde şeylerin bilinemeyecek alanına yapılan önüne geçilemeyen anıştırmalar arasında hâlâ bir gerilim vardır. “‘Kendinde şeyler” alanı, özellikle ahlâki ve estetik yargıların temellendirilmesi ve algılayan, bilen ve eyleyen »öznenin kimliği için gereklidir.Sosyolojiyi etkilemiş pozitivist-olmayan epistemolojilerin başlıcaları, Kant’ın felsefesindeki gerilimleri yorumlayan ve çözen çeşitli Avrupa geleneklerinden (özellikle neo-Kantçılık, fenomenoloji ve yorumbilgisi) türetilmiştir.»Hegel’in “Mutlak İdea’nın kendini gerçekleştirdiği tarihsel »diyalektiği Kant felsefesinin eleştirisinden doğmuş ve hem tarihe bakışı hem de Marx ile Engels’in epistemolojisini şekillendirerek etkisini sürdürmüştür.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ