Kırık Pencereler Teorisi ve Suç Sosyoloji

Zeynep Arı

Yazarın şu ana kadar yazılmış 21 makalesi bulunuyor.
  • 20 Kasım 2015
  • 1.537 kez görüntülendi.

bin-580x275

Siyaset bilimci James Wilson ile kriminolog George kelling tarafından 1982 yılında geliştirdikleri kırık pencereler kuramı ile kırık pencereler benzetmesinden dolayı kent güvenliğini açıklamaktadır. Onların görüşüne göre , suçla mücadele etmenin en iyi yolu ,suçtan önce gelen düzensizlikle mücadele etmektir. Semtlerin ve sokakların görünümüyle hiç kimsenin ilgilenmemesinin nasıl düzensizliğe ve suça sürüklenebileceğini açıklamak için kırık pencereler imgesini kullanmışlardır. Gerçektende kırık penceresi olan evlerin , oradan geçenlere verdiği mesaj çok nettir. Başında kimsenin olmadığı ya da ilgilenmediğini düşündürecek ve sağa sola taş atan çocuklar birkaç pencereyi daha kıracak yine yoldan geçenler bu kez sokakla kimsenin ilgilenmediğini düşündürecek ve çok geç geçmeden o sokak suç yuvasına dönüşecektir. Ve sadece suçluların ve benzeri karanlık işleri yapanları o sokağa çekecektir. Ta ki bir cinayet işlenilinceye kadar. Bu tarz evlerin ve sokakların olduğu bu semtler güven ve huzur ortamından yoksun olduğu için tamamen huzursuzluk ve korku salacaktır ordan geçenlerin içlerine. Ve nihayet bu yerler ciddi suçların işlendiği yuvalara dönecektir.

Bu analiz, kamuya açık yerlerdeki düzensiz davranışların (her türlü küçük kırıp dökme eylemi,dilencilik,serserilik ve benzeri ) denetim altına alınması halinde ciddi suçlarda kayda değer bir azalma olacağı düşüncesini içermektedir. Yaya gezen polis devriyelerinin arttırılması (Britanyada’ki devriye polis felsefesi) suç mahalindeki suçu başlamadan önlemede etkili olacaktır.

ABD’deki şehirlerde varolan suç problemleriyle başa çıkmayı temel alan bu fikirler bir ölçüde başarıyla uygulanmıştır. Bunun en dikkat çekici örneği; trenlere yazılan yazılara , her gün sağa sola sataşılmasına ve benzeri hareketlere karşı sıfır tolerans politikasını benimseyen ve böylece New York Transit Autohority’sidir. Benzer girişimlerle Amerika’nın diğer şehirlerindeki suç oranlarında ve yozlaşmanın önlenmesinde kayda değer ilerlemeler sağlanmıştır.bunlardan en tipik olanları , semt izleme programları ,küçük düzensizliklere kesinlikle tolerans gösterilmemesi ,olaya dönük (tepkisel) politika belirlemekten uzaklaşıp halka yönelik(önleyici) politikalar belirlemeye geçiş , gençlerin yerel projelerine polisinde katılması , yetkilerin tek tek polis memurlarına devredilmesi, önceliklerin belirlenmesine yurttaşların da katılması ve savcılar ,polis, gözaltı memurları ve diğer yetkilerle işbirliği yapılmasıdır.

Bu stratejileri destekleyenler , bu sayede ileri toplumlarda özgürlük ile haklarının azami düzeye çıkarılmasına kayışta zorunlu bir düzeltici işlev gördüğünü ve temel özgürlüklerden vazgeçmeden kamusal mekanlara yeniden sahip çıkma yolunda etkili bir araç olduğu öne sürülmektedir.

Bu stratejiyi eleştirenlerin kaygıları ise, bu yolla kültürel çoğulculuğa hoşgörüyle yaklaşılmasına karşı potansiyel bir tehdidin ortaya çıkacak ve yurttaşların , kendi bölgelerinde düzeni yeniden sağlamak üzere ( kendi anladıkları biçimde) kafalarına göre fevri,ve hukuk dışı eylemlere girişmelerine meşruiyet kazandırabilecek olmasıdır.

Zeynep ARI

Sosyolog / Aile Danışmanı

YAZARIN SON YAZILARI
Alemin Özü - 15 Haziran 2016
Hayatın Pusulası - 10 Nisan 2016
Enaniyet Tuzağı - 9 Mart 2016
Sabır - 8 Ocak 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ