Koşullan(dır)ma

  • 14 Mart 2015
  • 383 kez görüntülendi.
Koşullan(dır)ma

Koşullan(dır)ma (conditioning) Davranışçı psikologların, öğrenmede uyaran-yanıt (Stimulus-Response) modelleri çerçevesi içinde kullandıkları bir terim. Koşullandırma terimi, yeni uyaran-yanıt bağlantılarının kurulma sürecini anlatır. “Davranışçılar genel olarak iki tip koşullandırmayı birbirinden ayırırlar.İlk önce Pavlov’un. köpeklerle yaptığı ünlü deneyleri sırasında saptamış olduğu klasik ya da Uyaran Tipi koşullandırmada, yeni bir uyaran daha önceden varolan bir yanıtla ilişkilendirilir. Sonra, yeni, eskiden nötr olan uyaranın zaten tepkiyi kışkırtan eski uyaranla ayrılmaz bir şekilde ilişkilendirilmesi sonucunda yeni bir Uyaran-Yanıt bağı kurulur. Pavlov’un deneylerinde, ağızdaki yiyeceğin eski, koşullanmamış (ya da koşullu olmayan) yanıtı, refleks olarak koşullanmamış (koşullu olmayan) bir yanıt doğurur. Bu uyaran yeni bir uyaranla (bir zilin çalışı) defalarca birlikte uygulandığında, bu yeni uyaran zaman içinde tükürük salgılatacaktır. Dolayısıyla, koşullandırılmış (koşullu) bir uyaran olan zilin sesi ile koşullandırılmış bir tepki olan tükürük salgılama arasında yeni bir bağ kurulmuş olur. Bu süreçte yiyeceğin zil sesiyleilişkilendirilmesi, yeni uyaranyanıt bağını kuvvetlendirmeye ya da pekiştirmeye, yani, zil sesine tükürük salgılama yanıtıyla karşılık verme ihtimalini arttırmaya yarayacaktır. Yeni uyaranın pekiştirme (yiyecek) olmadan sık sık tekrarlanması ise koşullu yanıtın ortadan kalkmasına yol açacaktır.İşlemsel, araçsal ya da Yanıt Tipi koşullandırmada ise eskiden nötr olan bir uyarıma yeni bir yanıt ortaya çıkmaktadır.Ortaya çıktığı zaman bu yanıtı pekiştirici bir şeyin devreye sokulması da bu yanıtı teşvik eden bir etken olur. Bu yaklaşım genellikle Amerikalı psikologlar E.L, Thomdike (Animal Intelligence, 1911) ve B.F. Skinner’la (The Behaviour of Organisms, 1938) birlikte anılmaktadır. Skinner’ın kafeslere kapatılmış farelerle yaptığı ünlü deneylerinde, farelerin bir çubukla sıkıştırılması, her sıkıştırmada bir topak yiyecek verilerek pekiştirilir (pekiştiren uyaran). Haz veren pekiştirme, pozitif pekiştirme diye adlandırılır. Pekiştirme hoşa gitmeyen bir şeyden (elektrik şoku, acı bir tat gibi) sakınma biçimini aldığında ise buna negatif pekiştirme denir. Pekiştiricinin değen öğrenilerek anlaşılıyorsa. buna da tali pekiştirici adı verilir. Örneğin, bir fare yiyecek almak için bir şeyi ele geçirmeyi öğrenirse, bu şey başka bir yem yanıtın koşullandırılmasında tali pekiştirici işlevini görebilir. İşlemsel koşullandırma da insanlara yönelik terapinin bir temeli olarak kullanılmıştır. Buna göre, hastalar, belli davranış kalıplarının istenilir sonuçlar doğurduğunu, yani onlara ödül getireceğini öğrenirler ve buna bağlı olarak o davranışın gelecekte daha sık yapılma ihtimali artar.Öğrenme kuramcıları arasındaki tartışmaların önemli bir bölümü, koşullandırmayla ilgili çalışmalarda yapılan ampirik gözlemlerin yorumuyla ilgili olmuştur. İlk davranışçılar, bunun basit, bilinçdışıyla yapılan ve otomatik bir süreç olduğunu ileri süren koşullandırma analizleri geliştirmişlerdir. Fakat birçok başka deneyde de, koşullandırma çalışmalarında gözlemlenen uyaran- yanıt bağlarının kurulmasında bilme süreçlerinin etkili olduğu doğrultusunda inandırıcı kanıtlar ortaya konmuştur.1960’lardan sonraki akademik psikolojide, bilme ve enformasyona daha çok vurgu yapılmaya başlanması, dikkatleri hayvanlar ve insanlar üzerinde yapılan koşullandırma çalışmalarından ve öğrenme olgusunu uyaran-yanıt modelleriyle kavramsallaştırma eğiliminden uzaklaştırmıştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ