Külliyenin Söylediği

Fatih Avcı

Yazarın şu ana kadar yazılmış 24 makalesi bulunuyor.
  • 14 Temmuz 2015
  • 686 kez görüntülendi.

kulliye

Toplumumuz tarih boyunca çeşitli yapılar ve yapılanmalar görmüş, farklı yerler keşfetmiş ve değişik mekanlarda bulunmuştur. Toplumun ve toplumu yönetmeye çalışan insanların göçebe hayattan günümüze kadar yaşadığı yerler zamana ayak uydurmuş, dönemin insanlarının ihtiyaçlarını karşılamak için tasarlanmış ve kullanılmıştır. Göçebe hayatta buna büyük görkemli çadırlar, otağlar eşlik ederken zaman ilerledikçe, dönem değiştikçe, farklı toplumlarla etkileşime girildikçe; köşk, saray, kale, külliye gibi yapılar, mekânlar bunun karşılığı olarak vücut bulmuştur. Tabii ki bu farklılık, toplumun kültürü, büyüklüğü, belleği gibi faktörlerle doğrudan ilişkilidir. Günümüzde ise devlet erkânının kullandığı bu tür yapılarda bir değişime gidilmekte ve bu değişim bizlere birçok şey anlatmaktadır. Köşk-külliye değişimi… Köşk farsça kökenli bir kelime olup bahçesi olan büyük evler için kullanılmakta ve büyüklükleri çeşitlenmektedir. Beş mimarımız tarafından tasarlanıp 1924 yılında bitirilen ve daha sonraki eklemelerle bir kompleks halini alan bu yapı 90 yıl cumhurbaşkanlığına hizmet etmiştir. Köşkten külliyeye geçişimiz oldukça manidardır ve belki de Selçuklulardan, Osmanlılardan beri kullandığımız külliyelerin varlık-bilgi-değer birliğini nasıl simgelediğine işaret edilmek istenmektedir. Evet, külliyeler bizim için oldukça değerli ve anlamlı yapılardır. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin bizim şimdi bahsedeceğimiz birliğin ihtivasını ne derece oluşturduğu tartışılır fakat külliyelere devlet erkânının üstünden işaret edilmesi olumlu bir durum olarak algılanmalıdır. İslam’ın oldukça özgün bir yapısını teşkil eden varlık-bilgi-değer birliği külliyelerle mimari tasarılara dönüşmüş, toplumsal mekânlara kutsallık kazandırmıştır. Kur’anın anlam bütünlüğünde iman(varlık), ilim(bilgi) ve amel(ahlak-değer) birbirine adeta yapışık boyutlardır. Bu kavramların her biri altında birçok kavram ve boyut bulundurma özelliğine sahiptir. Ama hepsi birlik olma ve birbirine bağlanma bakımından birliği-vahdeti oluşturmaktadır. Özellikle bilgi kavramı, altında bulundurduğu; hakikat, adalet, hikmet gibi kavramlarla ayrı bir öneme sahiptir. El Attas bu noktaya istinaden “bilgi hakiki imandır” tanımlamasıyla bilginin ne derece kapsayıcı olduğunu vurgulamıştır. İnsanın evrende neden var olduğunu bilmesiyle, mekânda, külliyede nerede olduğunu bilmesi, kendini tanıması ve ona göre davranması benzer şeylerdir. Külliyeler büyük ve parçalı bir yapı olarak varlık-bilgi-değer birliğini, içinde bulundurduğu; cami, medrese, imaret, aşevi, çarşı gibi yapılar ile sağladığını söyleyebiliriz. Halkın kullandığı külliyelerin hangi parçasından hareket edersek edelim bir bütüne-birliğe varırız. Tabiri caizse, bu yapılar bir evi oluşturan temel malzemeler gibidir. İnsan bu bütünlüğü sağladığı zaman o gerçek anlamda bir ev olabilir. Ve o insan hakiki bilgiye, kendisine, varlığa ulaştığı zaman o mekânda mutlu ve amaca uygun şekilde yaşayabilir. Gazali bu konuda benlik bilgisi ve benlik varlığının aynı şeye tekabül ettiğini söylemiştir. Bu kişisel bilme durumu toplumsal boyutta düşünüldüğünde adalet, edep vb. kavramların mevcudiyeti kaçınılmaz olabilecektir. Bu önemli nokta itibariyle ve birçok yapısıyla bir birliği teşkil eden külliyeler Selçuklu ve Osmanlı döneminde toplumun vazgeçilmeziydi. Şehirleşme bu yapıların etrafında hilal şeklinde yayılmaktaydı. Varlık-bilgi-değer birliği toplumsal refahı da sağladığı gibi bu halkanın herhangi birinde yaşanan kırıklık toplumsal bunalıma ve kargaşaya yol açabiliyordu. Velhasıl kelam, külliyelerin ve külliyelerin işaret ettiği vahdet anlayışının bizlere hatırlatılması yahut hatırlatılmaya çalışılması, seküler ve modernist bazı ideolojilerin karşısında anlamlı bir adım olduğu kanısındayım. Bu birlik temalı yazımızı İbn-i Rüşt’ten bir alıntıyla bitirelim:

“Ahlaken kötü olan bir yargıç, adil bir yargıç olamaz.

Çünkü ahlaken kötü olan kişi, ne erdem bilir ne de erdemin cevherini”

Sağlıcakla…

Fatih AVCI

YAZARIN SON YAZILARI
Küfür Neyi Örter? - 7 Aralık 2016
Queer Düşünce - 16 Ağustos 2016
E-Devlet ve E-Türkiye - 18 Mart 2016
Merdiven Hikayesi - 22 Şubat 2016
Soytarı Sosyolojisi - 17 Şubat 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ