Markalaşma Daima Kazandırmıştır,Aksi İspatlanamaz

Şenol Ceviz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 22 makalesi bulunuyor.
  • 03 Temmuz 2016
  • 1.262 kez görüntülendi.

marka

Dün akşam arkadaşımla iftara diye çıktık, düştük yola. Önce Eyüp daha sonra Sirkeciye geçtik. Tabi arkadaşım duymuş, çok meşhur bir köfteci varmış. O köfteciyi arıyoruz. Şimdi diyeceksiniz ki bize bunu niye anlatıyorsun ? Ben buradan da bir tespit çıkarabilmeyi başardığımı düşünüyorum da bundan anlatıyorum. Neyse, bu köfteciyi aradık bulduk, bulduk ama dükkan kapalı. Ve ardından hemen karşısındaki dükkanın masasına oturduk, masalar o meşhur köftecinin önüne konulmuş. Meşhur köftecimiz ramazan dolayısıyla kapatmış, belli ki adam tok esnaf. Kazanacağını kazanmış daha fazla kazanmayı da istemiyor. Ya da bizim bilmediğimiz daha farklı sebepleri olabilir, ama gördüğüm bir yazıdan sonra bu sebepleri çürüttü maalesef. Bu bahsi geçen köfteci abimiz sabah köftelerini hazırlar ızgaraya atmaya başlarmış, elindeki köfte ne zaman biterse bitsin dükkanı kapatır gidermiş. Yani elindeki köfteler öğlen biterse öğlen kapatır, öğlene doğru biterse o zaman kapatırmış. İlginç değil mi? Bu türden bir çalışma sistemini ilk kez duydum, eminim sizi de şaşırtmıştır. Şimdi benim buradan çıkardığım sonuca gelecek olursak, bu abimiz markalaşma nasıl olur bunu çözmüş. Markalaşmanın tüm adımlarını gerçekleştirmiş, olayı çözmüş ve işi dükkanı erkenden kapatma boyutuna kadar vardırmış. Markalaşma işi böyledir. Öncelikle işini kaliteli yaparsın, tabi belli bir süre bu kaliteyi ayakta tutabilmek için ‘kar’ı çok önemsememelisin, bu süre zarfı boyunca senin ürünlerinin kalitesi kulaktan kulağa yayılır, hiçbir reklama ihtiyaç duymazsın. Kısa zaman sonra markalaşmış olursun ve yavaş yavaş ürünlerinin değerini artırırsın, daha sonra değeri dahada artırmak için ürünlerinin sayısını azaltmalısın ki az olan değerli olur mantığı her daim tutmuştur. Yani kalite eşittir azlık denklemi şart. İşin garip kısmı bu abimiz bu köftelerini pahalı da satmıyor. Bir porsiyon köfte 12 TL evet yanlış duymadınız 12 TL. ve bu abimizin bu küçük dükkanına Türkiye’nin en meşhur gurmesi Vedat Milör gitmiş ve bizzat gazetesinin köşesinde dükkanın ve köftelerin ne kadar kaliteli olduğunu yazmış. Tabi köfteleri daha deneyemedik fakat en kısa sürede denemek isteriz. Bu türden lezzetleri denemek isteyenleri de bu durumdan haberdar edelim dedik.

Diğer yandan şu dakikalarda gördüğüm bir gazete haberinin içeriği, az önce anlattığım köfteci abimizin markalaşma adına yaptıklarının tam tersiydi. Turistik bölgelerdeki otelcilerin piyasaları canlandırmak adına Türkiye’deki 3.5 milyon memurun otellerini ziyaret etmesi için yaptıkları çalışmadan bahsediyordu. Memur bakanlıktan alacağı çek’i otele verecek, bakanlık da bu çeki yıl boyunca memurun maaşından eşit miktarlarca kesecek. Yani elindeki hazır müşteriyi kaybettin sonra yerli turistin peşine düştün. Bundan 10 yıl önce Türkiyenin turist potansiyelinin ne kadar çok olduğundan bahsedilirdi televizyonlarda. Hatta bunun için tv programları yapılırdı. Hedefler konuşulurdu. Evet o yıllarda Türkiye’ye bol miktarda turist gelirdi, bu doğru fakat turistin sayısı çok olunca aç gözlü esnaf bu gelen turisti ayaklı dolar euro olarak görmeye başladı. Soygunculuğa başladılar. Tavuk döner ayran istanbulda 7 8 lirayken antalyanın gözde tatil merkezlerinde 100 liraları buluyordu. Turistler bir bara girdikleri zaman, 500, 600 euro gibi hesapları ödemek zorunda bırakıldıktan sonra yavaş yavaş Türkiyeyi terk etmeye başladılar. Siz olsanız böyle bir uygulamanın yapıldığı bir ülkeye bir daha gelirmisiniz ? Hatta hiç unutmam, bizim zengin futbolcularımız bir tatil yöresinde 6 lahmacun 3 ayran söylemişlerdi de 400 tl civarındaki gelen bir fişi kendi sosyal hesaplarından yayınlamışlardı. Bir şeyi bol bulduğumuzda onu iliklerine kadar sömürmeyi çok seven bir yapımız var malesef. Tabi bunu genellemek yanlış ama etik değerleri olanların etik değerleri olmayanlara göre azınlık olmaları kaçınılmaz bir gerçek malesef ülkemizde. Fiyatı 25 TL yi geçmeyecek bir hizmete 400 TL istemek o Turisti kaçırır arkadaş. O insan bir daha burayı ziyaret etmez. Rusların uyguladığı turist ambargosundan bahsetmiyorum. Dikkat etmek gerekirse yazımın başında bahsettiğim köfteci abimiz gibi esnaflarımız olsaydı bugün, 20 milyon turist ağırlamak yerine 40 milyon turist ziyaret edebilirdi ülkemizi.

Köfteci abimizin yerini merak edenler için adresi veriyorum.

Adres: İstanbul, Hoca Paşa, 34110 Sirkeci/Fatih/İstanbul

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. furkan dedi ki:

    Hocam ben 9. sınıf öğrenciniz furkan , siz dünyanın en iyi ingilizce öğretmenisiniz..

BİR YORUM YAZ