Materyalizm

  • 14 Mart 2015
  • 592 kez görüntülendi.
Materyalizm

Materyalizm (materialism) Sosyoloji ve sosyolojiyle ilgili disiplinlerde, materyalizm kelimesinin üç ayrı anlamı vardır vc bunlar, bir noktaya kadar birbirleriyle bağlantılı olsalar da, çok yaygın biçimde birbiriyle karıştırılır. Materyalizmin birinci anlamının kökeni, popüler ahlâka ya da siyasal anlaşmazlığa dayanır. Bu anlamına göre materyalizm, yüksek ahlâk, ruhani değerler ya da ilgilerden olma pahasına, küçük duygusal zevkler, maddi mülkler veya fiziksel konfor arzusunun yaygın bir modeline gönderme yapar.Materyalizm sözcüğünün bu kullanımı genelde olumsuz anlamdadır.Materyalizmin ikinci anlamı, bir dizi metafıziksel konuma (gerçekliğin temel doğası hakkındaki felsefi görüşlere) işaret etmektedir. Materyalist metafiziksel konumların açıkça M.Ö. beşinci yüzyıl kadar erken bir tarihte Yunanistan’da ortaya çıktığı savunulmakla birlikte, materyalizmin modern bir dünya görüşü olarak yaygınlık kazanması on yedinci ve on sekizinci yüzyıllarda Avrupa’da gerçekleşmiştir.Klasik dönemde madde, biçimin karşıtı olarak görülürken, maddenin modern çağın erken döneminin egemen düşüncesindeki karşıtı ruh veya zihindir.*Descartes’ın metafiziği, tüm varoluşu iki temel öze indirgemiştir: genişlemeyle karakterize edilen ve bedensel varoluşun özü olan madde ile düşünceyle karakterize edilen ve mekânsal olarak konumlandırılmayan zihin.Mekanik bilimindeki çağdaş ilerlemeler, maddenin modern çağın erken dönemindeki felsefi değerlendirmeleri için bir temel oluşturmuştur ve ayrıca, tüm fenomenlerin eninde sonunda mekanik terimlerle değerlendirilebileceğini vaat etmektedir. Thomas »Hobbes’un Leviathan’mm ilk bölümleri, algılama, hafıza, irade, duygular, öngörü, muhakeme, vb. gibi insanın zihinsel işlemlerinin mekanik terimlerle değerlendirilmesi yönündeki bu tür bir materyalist çabanın (Descartes’a karşı) ilk kayda değer örneğidir.Ruhbani otorite ile siyasal iktidarın sıkı bir şekilde iç içe geçtiği bir dönemde, bu tür öğretiler, içlerinde gizli olan anlamlar dolayısıyla kesinlikle radikal ve yıkıcı bulunmuştur. On dokuzuncu yüzyılda ise »sosyalist ve »komünist doktrinler, hem savunucuları hem karşıtları tarafından materyalizmle birlikte ele alınmıştır. Ancak bilimdeki değişimlerle, özellikle yaşam bilimlerinin gelişimiyle birlikte materyalist öğretilerin içeriği de değişecektir.Organik (mekanikten farklı olma anlamında) metaforlar daha belirgin hale gelmiş ve maddi dünyanın felsefi açıklamaları yapılırken gelişme süreçleri ile tarihsiciliğe yer açılmıştır.Bu eğilimler, özellikle »Feuerbach.*Marx ve »Engels’in başını çektiği on dokuzuncu yüzyılın ortalarındaki materyalist başkaldırıda çok açık bir biçimde görülmektedir.Adı geçen bu düşünürler, hem »idealizmi hem de sığ indirgemeci materyalizmi (mekanik temel üzerine kurulu, duyusal varoluşun, bilinçli ve aktif insan öznelerin ortaya çıkışının tam bir değerlendirmesini sunmakta yetersiz kalan bir yorum) reddetmişlerdir. Oysa bu fenomenler, herhangi bir şekilde idealizme teslim olarak değil, maddenin kendisinin, sürekli ilerleyen bilimsel bilginin olanaklı kıldığı, giderek karmaşıklaşan ve derinlikli değerlendirmelerle anlaşılmak zorundaydı. Engels daha sonraları, bu felsefi yaklaşımın ilkelerini »diyalektik materyalizm başlığı altında sistematize etmiştir.Materyalizmin sosyolojide bilinen kullanımının üçüncü anlamı Marx veEngels’le ilintilidir. Bu anlamıyla materyalizm, ihtiyaç karşılamanın doğal çevreyle etkileşiminin, hem insani toplumsal yapıları hem de çelişki örüntülerini ve ayrıca tarihsel değişimlerin uzun süreli dizilerini anlamada öncelikli bir yere sahip olduğunu ileri sürmektedir.Bu öğreti ile metafıziksel materyalizm arasında açık bir benzerlik olmasına karşın, ikisi oldukça mantıklı bir şekilde birbirlerinden bağımsızdır.Marx ve Engels’in son dönem yazıları, insan toplumlarının temel farklı biçimlerini, maddi üretim, dağıtım ve tüketim etkinliklerinin toplumsal örgütlenmesi aracılığıyla tanımlama ve sınıflandırma girişimlerini içerir. Buradan hareketle ayırt edilmiş olan »üretim tarzları, hem kendi farklı toplumsal tahakküm, boyun eğme ve çelişki örüntülerine.hem de tarihsel değişime ve yeni toplum biçimlerine olası geçişe dair belirli eğilimlere sahipti. Kültürel formlar, düşünce şekilleri ve siyasal kurumlar, her üretim tarzının özellikleri olarak değerlendiriliyordu.Toplumsal açıklamaya getirilen ve “tarihsel materyalizm” adı verilen bu yaklaşım, çoğunlukla siyasal ve kültürel süreçler pahasına iktisadi yaşama yaptığı aşırı vurgu yüzünden eleştirilmiştir.Buna karşın, Marx ve Engels -tartışılır bir biçimde- çalışmalarının bu tür iktisadi determinist ya da indirgemeci yorumlarıyla aralarına bir mesafe koymuşlardır. Bu mesafe, kısmen Marx ve Engels’in “üretim tarzı” kavramı ile geleneksel biçimde iktisadi etiketiyle adlandırılan etkinlikler kümesi arasındaki uyuşmazlıkla ilşkilidir. Ayrıca tarihsel materyalizm, iktisadi, siyasal, sanatsal ve diğer pratikler arasında kurumsal ayrımlar olan toplumlarda bile, bu tür iktisadi olmayan etkinliklerin, sınırları yine iktisadi yapı tarafından belirlenen kabul edilebilir olanaklar dahilinde kendi *göreli özerklikleri olduğunu ileri sürer. Yirminci yüzyıl Marksistleri tarafından ortaya konulan en çetin problemlerden birisi, bu ilişkilerin daha özenli ve ampirik bakımdan savunulabilir açıklamalarını yaratabilmekti. İhtiyaç karşılamanın doğayla etkileşimi çerçevesinde, tarihsel materyalizmin, yirminci yüzyılın sonuna doğru -sosyal bilimcilerin çevresel problemlere ilgisinin gittikçe artmasıyla-tüm potansiyelini ortaya koymaya başladığı iddiası tartışmalı bir iddiadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ