Medya Algıları Değiştirebilen Önemli Bir Silahtır

Şenol Ceviz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 22 makalesi bulunuyor.
  • 03 Şubat 2016
  • 6.198 kez görüntülendi.

yalan-soylemeyen-engellenir
Medya içerisinde bir çok ikilik barındırmaktadır. Son şahit olduğum ikilik ise medyanın yüzünü kızartacak cinstendi, fakat medyanın bir yüzü olmadığı ve ülkemizle birlikte dünyada da bir silah olarak kullanıldığı için böyle bir şey söz konusu bile olamaz. Nedir yüz kızartıcı bu suç ? Geçenlerde kendilerine ucu dokunmadığı için internet medyasında paylaşıldığını gördüm ve okudum bu haberi. Başlık gayet dikkat çekiciydi. Sağlık bakanlığı çok ünlü iki marka olan migros ve carrefour’un zeytinyağı ürünlerinde oynama yaptıklarını tespit etmişti. Yani üretime hile karıştırmış bu iki firma. Normalde olsa, özellikle daha küçük adı sanı duyulmamış şirketler medya tarafından yerden yere vurulurdu, fakat iş medyanın reklam aldığı bu iki büyük markaya gelince medyanın ikiyüzlü oluşunun en açık ve net şeklini görmüş olduk. Tabi halkın tüm bu olan bitenden haberi yok, medya duyurmadığı için. Hiçbir televizyon, gazete ve görsel basın yayınlamadı. Bildiğim kadarıyla sadece internet üzerinden haber yapan bir kaç site yayınladı. Tabi sosyal medyanın, bende dahil bir çok kişinin bu haberi almasında rol oynadığını söylemeden olmaz. Sosyal medyayı takip eden kişi sayısı, sayısal verilere göre ülkemiz genel nüfusuna oranla biraz düşük kalır. Tabi sosyal medyayı farkındalık oluşturmak ve bilgi alma, bilgi verme amaçlı kullanan insan sayısı daha da az olduğundan bu haber pek ses getirmedi. Medya bu iki büyük markadan reklam aldığı için bu haberi yapmadı, kampanyalar başlatılmadı ve sosyolojik olarak bakıldığında medyanın ne denli güçlü bir silah olduğunu buradan görebilirsiniz. Bundan çok daha az önemsiz olayların ülke gündeminde aylarca olduğunu gördük geçmişte, fakat bu türden bir olay maalesef gündemde kalmayı bırakın gündeme dahi getirilmedi. Tüketim toplumunu kontrol etmek işte bu kadar basit. Aynı medya bu iki büyük markanın yasaklı olan ürünlerini aynı topluma hiç hissettirmeden dahi satabilir kanaatindeyim. Sanki danışıklı bir dövüş söz konusu. Büyük televizyon kanallarının derdi reklamlardan olmamak anladık da bu iki markanın hiç reklam vermediği kanallar neredeydi. Pardon doğru ya, onlarında izleyici kitleleri belli, ya da ortada kontrollü bir şekilde kapatma politikası uygulanıyor. İşte gördüğünüz üzere insan sağlığının ne derece ucuz olduğu gözler önünde. Bizim, sosyolojide öğrendiğimiz medyanın olumlu özellikleri kısmında yazan “medya bir ulusun düzgün işlemeyen taraflarını eleştirel bir gözle görür, yazar ve o ulusun halkını olan bitenlerden haberdar eder” kısmı maalesef bizde şimdiye kadar çok sağlıklı işlemedi, işleyecek gibi de görünmüyor. Televizyon reklamları insanların algılarıyla oynayabiliyor. Ünlü hamburger markasında “AT” eti bulundu fakat insanların “at, mat yerim ben onu” mantığını o insanlara yutturacak kadar etkiliyor medya. Şimdiye kadar gördüğüm ve duyduğum en etkileyici sosyolojik olayı, toplumu kontrol etme adına yapılmış bir dümeni anlatayım sizlere. 80’li yılların ortaları sanırım, ünlü bir pizza markası İstanbul’da 3 tane pizza bayisi açıyor. Fakat ne hikmet ki bu dükkanlara ne gelen var ne giden, dükkanlar iş yapamıyor ve batma noktasına geliyor. Firma zarar ettiğini görünce tası tarağı toplayıp piyasadan çekiliyor, çekiliyorlar çekilmesine, fakat Türkiye’de büyük bir pazar var, “bu pazarı nasıl kullanırız” sorusunun cevaplarını aramaya başlıyorlar. O dönem çekilmiş Türk filmlerinde fast food’un tohumları atılmaya başlanıyor. Zengin çocuklar pizzacılara gidiyorlar. Pizzalar eve sipariş ediliyor. Filmlerde bu tür özendirme politikaları kullanılıyor. Ve o sıralarda ünlü pizza firması yine İstanbul’un belirli noktalarında bayiler açıyor ve bu sefer satışlarının ciddi derecede arttığını gözlemliyorlar. Derken bu firmanın reklamları dönmeye başlıyor ve Türkiye’de pizza kültürü böyle oluşuyor. Bunun adı “algı operasyonu”dur. Aynı şeyi sizde gidip ABD’de ekmek arası kokoreç kültürünü bu şekilde insanların algılarıyla oynayarak oluşturabilirsiniz. O insanların algı ve psikoloji olarak bizden hiçbir farkı yok. İnsanların damak tadı bölgeye göre değişmez, kültüre göre değişir. Sıfırdan bir kültür oluşturmak isterseniz, o toplumun algılarıyla oynamanız yeterlidir. Biz Türk milleti olarak nasıl bu raddeye kadar değiştiysek aynı şekilde diğer toplumlarda değiştirilebilir. Ve medya dediğimiz unsurda, algıların oynanması ve değiştirilmesi adına bilinen en büyük silahtır. Jean Baudrillard bu konuyu çok iyi açıklamıştır. Medyanın iyiden daha çok kötüye ve kötülüğe hizmet ettiğini söylemiştir. Amaç para kazanmaksa medyayı kullanarak çok kazanabilirsiniz. Yahudi ata sözüdür, “10 liran varsa 7’sini reklama, 3’nü satacağın mala yatıracaksın. Medya, saltanatının yalnızca iki yılını İstanbul’da geçiren Kanuni’yi kadın düşkünü, saraydan hiç çıkmayan bir hükümdar olarak adletmedi mi ? Bu yazımda anlatmak istediğim, Medya gücünün koca topluluklara şekil verecek kadar önemli bir silah olması ve ülke medyamızın hala dış güçlere hizmet ediyor olmasıdır. Yıllarca inançlarımızla dalga geçer gibi yeşilçam filmlerinde, kutsal isimlerin aptal olarak gösterilen karakterlere konulduğunu gördük. Ramazan, Şaban, Gaffur gibi isimler aklıma gelen örneklerdir.

Bilinçli tüketicilerin sayısının artmasını istiyoruz ve temenni ediyoruz. Maalesef Toplumumuz o kadar körlemesine tüketiyor ki bu ilişki tüketmeyi de aştı, şimdilerde tüketmek için bankalardan borç alınıyor. İhtiyaç için harcamaktan çok çevremizdekilerle ve kendimizle girdiğimiz yarış bizi bitiriyor. Bir telefon modeli giriyor piyasaya bir çok kişi elindeki telefonu satıp hemen o telefonu alıyor. “Benim telefonum en yenisi ve en iyisi olmalı” gibi düşünen kişilerin sayısı hiç de azımsanacak gibi değil. Aldığı aylık maaşın 3 katına telefon alan insanları gördüm, muhakkak ki sizde görmüşsünüzdür. İşte bu kontrolsüz tüketimdir, telefon firmaları her yıl üç, beş yeni özellik ekler son ürettiği modelin üzerine ve piyasaya sürer. Şekli şemali biraz daha farklıdır ve milyonlarca adet satarlar. Maalesef bilinçli tüketicileri oluşturmak için çok fazla seçeneğimiz bulunmamakta. Bu devran böyle devam edecek gibi görünüyor.

Şenol CEVİZ

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ