Modern Dünya Çıkmazı

Cem Ekiz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 10 makalesi bulunuyor.
  • 07 Aralık 2015
  • 1.041 kez görüntülendi.

modern dünay

 

Burada sıradan bir modern çağ eleştirisi okumuyorsunuz.  İsteğimiz az da olsa içinde bulunduğumuz dünyanın tarafımızdan algılanış halini kalemimizin verdiği kuvvetle sizlere anlatmaktır.Sizleri bu algıya ortak etmek gibi bir amaçta gütmüyoruz. Nefesimizin ortaklığı gibi fikirlerimizin de ortaklığını pekiştirmek yegâne düsturumuzdur.

Modernite nedir? Batıda geliştirilmiş akılcı bir zeminde işlev gören ve Kutsal olandan tamamıyla ayrılan bir felsefi akımın getirisidir. Dönemin ileri gelen filozofları modernite için toplumsallığın yapı ve süreç yönünden rasyonalizm ve sekülerizm gibi birçok soyut niteliklerinden bahsetmişlerdir. Bizde bunlara bağlı kalarak yaşamımıza kazandırdığı ontolojilere temas edeceğiz. Sırasıyla üzerinde konuşacağımız konuların anahtar kelimelerini vermek isteriz: kaçınılmaz gerçeğimiz “Zaman” ve hayatımızın her alanına nüfuz etmiş “Matematik”(Bilim).

Bilinç insanın iyesi olmaya başladığı andan itibareninsan;zihnini kullanmaya ve aynı zamanda zihninin de daha derinlerine inmeye başlamıştır.Daima bir koşuşturma içerisinde olan insan aklıyla felsefeyi keşfetmiş ve felsefenin kümülatif sürekliliği ile birlikte Moderniteyi ortaya çıkarmıştır. Ve artık modern insan tabiatın içerisinde kendini bir nesne gibi hissetmeyi bırakıp, kendini bir fabrikanın üretim ortamında ister istemez o canlılığını yitirici dev hamleler akdederken bulmuştur.

Kaçınılmaz gerçeğimiz “Zaman”

Elbette zaman kavramı modernite ile birlikte ortaya çıkmadı. Biz burada zamanın değişmiş olan içeriğine değineceğiz. Yeni zaman tanımını yaratarak sürekli geleceğin daha iyi olmasına inandırdık kendimizi. Zamanın hızlı bir şekilde kullanılması bizlere birçok şeyi kazandıracağı vaadiyle altın tepside sunulmuştu. Vaatler beklentileri karşılayamadı! Her şeyi o kadar hızlı ve iç içe yaşıyoruz ki vakti kullanma şeklimiz bizlerin bocalamasına, afallamasına ve yetişemez hale gelmemize sevk etmeye devam ediyor. Bir erkek gündelik zamanının üçte birini evde baba, üçte ikisini iş yerinde çalışan ve sosyal yaşamını idame ettiremediği için yaşam sevincini modernitenin rasyonelciliğinin ona sunduğu sosyal medya araçlarıyla gidermeye başlayan bir araç haline geliyor.

Yaşantımızı zamana yetiştirme hilkatindeyiz ve olmaya da devam ediyoruz.

Hayatımızın her alanına nüfuz etmiş “Matematik”(Bilim)

Artık tüm değer yargılarımız 1 ve 0 üzerine kurulu. Matematikle kesip biçtik önümüzde ki dallı budaklı yolları, bilimin kibriyle büyüdük, toprağı mülk edinerek pasifize olduk. Bedenimiz matematikle ölçtüğümüz mülkte iken ruhumuzda bu mülkün daimiliği için matematikle iş birliği yapıp daha fazla silah ve gerek duymadığı kadar fazla güce malik olabilmek çalışıp durdu. Zihninin derinliğine inmeye başlayan insanoğlu ne derece iyi-kötü düşünce enginliğine sahip olduğunu açık bir şekilde izahını tanımladı.

Modernite ile birlikte içleri boşaltılıp yeniden ortaya konulan zaman ve matematik metaforları: Bizi mülke tabi tuttu gezemedik göçmen kuşları gibi, sayılar ile sembolik bir dil oluşturup hiç de insani olmayan iletişimsel bir zafiyete düştük, kulaklarımıza seslenen müzik bile artık modern düsturla kendini kaybettirdi öyle bir hale getirildi ki annesinden koparılmış çocuğun ağlayışına benzemekte. İnsanın yapıcısı olduğu kendi yaşamsal serüveni için faydalı olacağını düşündüğü bütün üretimsel temalar sonun da kendilerini yaratan yapıya zarar vermek için bir ordu kurmuş bulunmaktalar.  Dikkatle bakıldığı vakit kaynağı insan olan her şey belli bir vakitten sonra silahını sahibine doğrultmuştur.

Üretim biçiminde ki değişikler, ticaretin soyutsallaştırılması, global kaygının medeniyet ve kültürlere indirdiği ağır darbe, ideolojilerin, felsefi paradigmaların, edebi yazının büyük üst anlatıların yerini bilimin ve teknolojinin o limitsiz gücü tarafından irtifa kaybetmesi bugünün insanın yaratıcı gücünü tayin eden o canlılığın yitirilmesine neden olmuştur. Bilim tarihine nazaran bugünkü yapılanmasını teknolojinin tahakküm edici korkutucu ve sempatik yönüne borçludur. Bilimi endüstriyel faaliyetin yegâne temeli olarak algılayan global anlamda mekanik bir zeka ile karşı karşıyayız.

Oysa bilim tarihin o kesinliksiz birikintileri ile insan yaşamına daha bir değerli ve manevi bir gidişat kazandırmalıydı. Peki nerde yanlış yapıldı? Ben bunu bilimin,  sosyolojinin ve felsefesinin yeterince yapılmadığı yada yapılanın yeterince insanları uyarıcı nitelikte olmamasına bağlıyorum. Bugün felsefe bütün toplumlar için marjinalize olmuş bir disiplin kifayetine sahip. Toplumsal yansıyışı kültürel ve medeniyet dairelerine göre değil tamamen global kaygının ilahlaştırdığı bilimin hizmetkarı olarak iş görür vaziyete düşürülmüştür. Sosyolojisi eksik bütün bilimsel çabalar kontrol edilemez bir yapıya bürünmüş insansızlaştırılmıştır.

Yaşam bu yüzyılda anlamsızlaştırılmıştır, yaşamın hakikaten anlamı yoktur, yaşama sevinci yoktur bu yüzden insan ölmüştür. Ve artık insan kendi gerçekliğinin reddini kabul ederek yaşıyor.

Cem EKİZ

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ