Mucitlik Ciddiyet İster

  • 22 Mart 2015
  • 1.028 kez görüntülendi.
Mucitlik Ciddiyet İster

mucit-icat-invention

Mucitliğin 50’den fazla tarifi olduğu söylenir. Mesela bazılarına göre mucitlik, hayal gücüne dayalı bir kabiliyettir. Bu kabiliyeti gelişmiş bir kimse, daha önce mevcut olmayan bir şeyin imajını zihninde şekillendirir. Eğer bu bir telifse, hafızasına ve mevcut tecrübelerine dayana rak sentezlediği imajlarla yeni ifadelere ulaşır, yani yazıda mucitliği yakalar (Daniels-McGhee ve Davis, 1994: 151).

Mucitlik için belli bir hazırlık devresi gereklidir. Her insan belli bir konuda mucit olabilir, yeterki buna hazır olsun. Gerçekten de insan ancak görmeye hazır olduğu eyleri görebilir, öğrenmeye hazır olduğu şeyleri öğrenebilir ve icat etmeye hazır olduğu şeyleri icat edebilir. Gerek maddi gerekse manevi his ve latifelerimize ait kanallar açık olmadan uyarıları, malumatı, ip uçlarını ve verileri almamız mümkün değildir. Yeni mesajları alabilenler, yeni imajlar oluşturabilirler.

Bu hazırlık safhasında “tecessüs” büyük bir rol oynar. Ancak mütecessis insanlar, başkalarının dikkat etmediği şeylere dikkat ederler, başkalarının farketmediği şeyleri farkederler. Muğlak görünen fenomenlere tolerans ve sabırla yaklaşırlar. Bütün hislerini aktif hale getirerek nesneleri ve olguları, yepyeni tecrübelerle yeniden inşa ederler. Yeni mesajları kaydederler. Kısacası sıradışı bir hassasiyet taşırlar (O’neill ve Shallcross, 1994: 78). Bediüzzaman Hazret leri bu “hazırlık”, “açıklık”, “tecessüs” ve “hüşyar olma” kavramlarına dikkat çekerken hayalattan tecerrüd etmeyi, külliyetle o hususi fenomene dalmayı, latifelerle ona karşı te veccüh etmeyi vaya kalbin gözüyle, ruhun nazarıyla ona mukabil durup, gözü ona tevcih edip beklemeyi tavsiye eder (Nursi, 1988: 167).

Mucitlik için hem mefhumlara hakim olmak hem de mevcut malumatı stratejik bir şekilde kullanmasını öğrenmek gereklidir. Bilmesini bilen, anlamasını anlayan, keşfetmesini keşfeden bir insan icatlara yaklaşmıştır. “Meta-kognitif” kabiliyetler olarak tanımlanan ve tefekkürü şuurlu bir şekilde yönlendirerek etkili malumat yardımıyla orijinal fikirler üreten bu istidatlar mucitliğin şartlarından biridir (Alexander vd., 1994: 90). Öte yandan akıcılık, detaylara inip ince işlemler gerçekleştirme, esneklik ve özgünlük de mucitliği tezahür ettiren kabiliyetler arasındadır (Guilford, 1959, 1967). Mesela öğrencilere yarım kalmış bir hikaye vererek onlardan bunu tamamlamalarını istemek, bu tür kabiliyetlerin tesbiti için güzel bir yoldur. Ortaya çıkan eserler, insicam açısından ne kadar akıcı, mana yönünden ne kadar ince işlenmiş, alternatif kurgu bakımından ne kadar esnek ve yorum açısından ne kadar açık ve özgün ise, o öğrencilerin o kadar çok mucitliğe sahip oldukları söylenebilir. Ancak mucitlik, beyinden ziyade ruhun bir fonksiyonu olduğu için, tam olarak tarif edilmesi çok güçtür. (Benzer bir güçlük zeka için de geçerlidir). Ortaya çıkan eserlere göre farklı yorumlar yapıldığı için, farklı tariflerin yapılmasını yadırgamamak gerekir (Loehle, 1994: 248).

Mucitliği geliştiren bir vesile de dile olan hakimiyettir. Bir nesne veya hadiseyi olabildiğince detaylı tasvir edebilen bir insan, daha önce tespit edilemeyen unsurları farkedebilir. Bu ayrıntılı tasvir için de yeni bir dile, yani muhtevası geniş, çağrışımları zengin kavramlara ve terimlere ihtiyaç vardır. Yeni kavramlarla yeni tasvirler yapan, detayları tetkik ederken genel ilişkileri de göz ardı etmeyenler icatlara ulaşabilirler. Mevcut tecrübelere, “taze” yorumlar ancak bu şekilde getirilebilir. Ülfet perdesi ancak bu yeni dille yırtılabilir (Ebert, 1994: 277).

Mucitlikle alakalı önemli bir husus da icatların birer tesadüf eseri olarak ortaya çıkmamasıdır. Zannedildiğinin aksine bir icat, “hazır” bir zihinle tesadüfi bir hadisenin etkileşiminden tezahür etmez. İngilizce’de “beklenmedik şeyleri bulma şansı veya icatlara kazaen ulaşma kabiliyeti” anlamında “serendipity” diye bir kelime vardır. Bu kelime, Batılılar’ın mucitliğe bakış felsefelerini özetlemektedir. Halbuki hazır bir ruh, sebeplere riayet ettiği için, kendisi farkında olmasa bile bir tür duada bulunmaktadır. Zamanı geldiyse, bu duası kabul edilir. Cehalet ve aczine binaen ilhama mazhar olur. Yani çevresindeki nesne ve hadiselere daha dikkatli baktırılır ve icatlar ihsan edilir. Penisilin, x-ışınları gibi icatlar hep böyle bir duanın eseridir, tesadüfün değil (Krş. De Chumaceiro ve Yaber, 1994: 254).

Özetle hepimizin içinde bir mucitlik tohumu saklıdır. Önemli olan bu tohumu keşfedip onun yeşermesi için gayret etmektir. Tohum çatladıktan sonra, “faydalı” eserler verilmezse, mucitliğin de bir manası yoktur. Ulvi maksatlar için kullanılmayan bir mucitlik, afettir.

Kaynaklar:

Alexander, P. A. vd. (1994). “Young Children’s Creative Solutions to Realistic and Fanciful Story Problems”. The Journal of Creative Behaviour. c. 28, s. 2.

Daniels-McGhee, S. ve G. A. Davis (1994). “The Imagery-Creativity Connection”. The Journal of Creative Behaviour. c. 28, s. 3.

De Chumaceiro, C. L. D. ve G. E. Yaber (1994). “Rosenman’s ‘Serendipity and Scientific Discovery’ Revised: Toward Defining Types of Chance Events”. The Journal of Creative Behaviour. c. 28, s. 4.

Ebert, E. S. (1994). “The Cognitive Spiral: Creative Thinking and Cognitive Processing”. The Journal of Creative Behaviour. c. 28, s. 4.

Guildford, J. P. (1959). “The Three Faces of Intellect”. American Psychologist. 14, 469-79.

Guilford, J. P. (1967). The Nature of Human Intelligence. New York: McGraw-Hill.

Loehle, C. (1994). “Discovery as a Process”. The Journal of Creative Behaviour. c. 28, s. 4.

Nursi, Said (1988). Mesnevi-i Nuriye. Istanbul: Envar Neşriyat.

O’Neill, S. ve D. Shallcross (1994). “Sensational Thinking: A Teaching/Learning Model for Creativity”. The Journal of Creative Behaviour. c. 28, s. 2.

 

© Yusuf Alan, Son Değişiklik Tarihi: 15.07.1997

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ