Neden Gruplandırırız ?

Şenol Ceviz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 22 makalesi bulunuyor.
  • 20 Mart 2015
  • 913 kez görüntülendi.

grup-terapisi

Hepimizin bildiği gibi gruplamak gruplandırmak belli başlı konu, teknik, ve analiz etme gibi durumlarda kullanışlı bir yöntemdir. Özellikle sosyologlar ve istatistikçilerin işine çok yarar. Bir konu hakkında survey araştırması yapmak için belli başlı insan grupları üzerinden çalışmaya başlanır, yaş, boy, tahsil, cinsiyet, gibi çok farklı kriterler kullanılır, ve hedef kitle üzerinde çalışmaya başlanır. Peki gruplandırma başka ne işimize yarar. İnsanların en sık yaptığı şeylerin başında gelir gruplandırma. Örnek vermek gerekirse, sevmediğimiz bir kaç insan da ortak nokta ararız ve ilk akla gelen doğum yerleri, yetiştikleri kültürler olur. Her yörenin insanında ortak özellikler vardır, biraz gerçekçi olmak gerekir. Ankara’nın insanı koca koca adamlara bebe der mesela, yada İzmir’e genel tabirle Gavur İzmir denir, Kastamonu’lulara ise şehrin girişindeki bir tabeladan ötürü farklı isimler ve lakaplar takılır. Yani koskoca şehirleri bile gruplandırmışızdır. Bu konuya genel ve objektif anlamda baktığımızda biz insanlar çevremizdekileri gruplamaya eğilimliyizdir. Nedenlerini sorguladığımızda sürekli olarak cevap arayan bir aklımızın her şeyi kolaylaştırmaya çalıştığını görürüz, insanları tek tek sınıflandırmak yerine önyargıyla yaklaşır hemen yaftalarız. Burcu burcuna uymuyor, biz anlaşamayız diyen insanlar tanıdım, bu konu o derece ciddi. Yahu burç dediğin bir safsatadan ibarettir, bi insan belli bir tarihte doğdu diye dünyanın 12 de 1 aynı karakterimi taşıyor ? İnsanları burclara bölelim o halde, dünya üzerindeki tüm insanlar 12 farklı karakterde olsun, 7 milyar insanın 583 milyonu aynı karakterde ve özelliklere sahip demektir. O halde bukadar insan aynı karakterde ise neden savaşıyorlar, 12 farklı insan grubumu anlaşamıyor ? Bu konunun tamamiyle insanları meşgul etme amaçlı olduğunu düşünüyorum. Gruplandırmanın örnekleri saymakla bitmez, sadece burçlarmı ? Hayır tabiki, yeni tanıştığınız biri galatasaraylıdır sizde fenerbahçeli, iki tarafta tuttuğu takıma bağlıdır ve maçlarını kaçırmaz. Sırf takımları farklı diye sohbeti en baştan kestirip atanlar vardır. Aklımızın yükü okadar büyükki bu tür durumları sınıflandırmaya tabi tutar ve size hayatı kolaylaştırmaya çalışır. Tabi bu önyargılı yaklaşımlarda bir çok kez hataya düşmüşüzdür. Asıl olan insanlara birey gözüyle bakmak gerekir, sınıflandırmak sadece belli başlı durumlarda gereklidir. Sosyal hayatımızda ise insanları bir birey, tek bir kişi olarak görmeliyiz. Her insan farklı karaktere, bakış açısına, düşünce şekline farklıdır, kimse karakterini doğduğu yerden almaz, sadece değerleri doğduğu yerle ilişkili olabilir, yada örf ve adetleri. Diğer boyutu ise gruplandırılmış ve gruplanmış toplum tipleri vardır. Örnek vermek gerekirse AB grubu diye bir tabir vardır ülkemizde, onlardan reyting alınmazsa hiçbir program desteksiz ayakta kalamaz ve yayın hayatına veda eder. Kimdir bu AB? bu grup tamamiyle gruplandırılan bir yapıdadır. Baktığınızda zaten A ve B gelir grubunda olan  gelir grupları yine medya tarafından reyting ölçümleri yapmak için gruplandırılmıştır. Birinci sınıf gelir grubuna sahip insanlardan oluştuğu için medyanın hedef kitleleridirler. Genel de önemlidir fakat AB kadar önemli değildir. Dolayısıyla tüm yaşantımız ve hayatımıza çoktan şekil verilmiştir. Okuduğunuz için teşekkürler

Şenol CEVİZ

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ