Olumsallık Kuramı

  • 15 Mart 2015
  • 1.189 kez görüntülendi.
Olumsallık Kuramı

Olumsallık Kuramı (contingency theory) »Örgüt (organizasyon) kuramının (bazen “akılcı sistemler perspektifi” olarak da adlandırılır) bir kolu.Bu kuramın önde gelen uygulayıcıları Tom Burns, Joan *Woodward, Paul Lawrence ve Jay Lorsch’dur ve bu grup, diğerlerinden daha etken olan tek bir organizasyon yapısının bulunmadığı inancında birleşmekle birlikte, kuramsal olarak aslında eklektik bir gruptur. Organizasyonlar yerine getirdikleri görevler ve karşı karşıya oldukları ortamlar bakımından birbirlerinden ayrıldıkları için, uygun organizasyonel  yapı her örnekte teknoloji, piyasa ve görevlerin öngörülebilirliği gibi faktörlerin bir işlevi olacaktır.Burns ile G. Stalker birlikte yazdıkları bir kitapta (The Management of Innovation, 1961), teknik yeniliklerin elektronik şirketleri üzerindeki etkisini incelemiş ve firmaların bu yenilikleri farklı biçimlerde adapte etme becerilerini, onlarda egemen olan yönetim sistemlerine bağlamışlar; bu doğrultuda, yönetim konusunda etkili bir “mekanik” ve “organik” (ya da “organizmik”) sistemler tipolojisi geliştirmişlerdi.Mekanik yönetim sistemlerinde, tek tek çalışanların iyi tanımlanmış işleri yapmaktan sorumlu olduğu, işlevlerin kesin sınırlarla belirlendiği, denetimin, otoritenin ve iletişimin hiyerarşik bir yapıda gerçekleştiği, çalışanlar arasında dikey (ast-üst) ilişkilerin egemen olduğu, amirlerin yönlendiriciliğine bağlı kalmakta ve onların talimatlarına uymakta ısrar edildiği, genel (kozmopolit) deneyim ve vasıflardan ziyade iç (yerel) deneyim ve becerilere önem verildiği, özetle sıkı biçimde denetlene ve aşina olunan normatif bir çerçevede karar alınırken; organik yönetim sistemleri, bunun tersi olan bir modelde, diğer çalışanlarla etkileşim içinde işlerin sürekli ayarlanıp yeniden tanımlandığı, denetim, otorite ve iletişimde ağ benzeri yapıların oluşturulduğu, tüm organizasyonda dikey değil, yatay bir iletişim zincirinin kurulduğu, dolayısıyla farklı mevkilerdeki insanların birbirleriyle sık sık ilişkiye geçtikleri ve bu ilişkinin emirlere değil, tavsiyelere ve danışmaya dayandığı bir çalışma ortamına uygun karakteristik özellikler sergiliyorlardı. Burns ve Stalker, mekanik sistemin yalnızca “teknik koşullar ile piyasa koşullarının hemen hemen istikrarlı bir düzeyde seyretmesi” ne uyduğunu savunmaktaydılar. Oysa, durmadan değişen piyasa koşulları ile teknolojik yenilikler, önceden görülemeyen ve bundan dolayı sınırları açıklıkla çizilmiş bir yapıda işlevsel biçimde tanımlanamayan veya kendiliğinden giderilemeyen problemler ve yeni işler çıkarıyor, bunun için organik bir yönetim sistemini gerekli kılıyordu. Benzer biçimde Lawrence ile Lorsch (Organization and Environment, 1967) ABD’de üç farklı endüstride (plastik’ gıda ve konteyner) faaliyet gösteren on firmayla ilgili incelemelerinde, firmaların üç “alt iş çevresindeki (pazar, teknolojik-ekonomik ve bilimsel) belirsizliğin derecesinin iç organizasyonlarının düzenlenmesiyle güçlü bir bağı olduğunu saptamışlardı. Belirsizlik ne kadar büyük olursa, firma içindeki satış, üretim ve araştırma-geliştirme departmanlarını ayırma gerekliliği o kadar büyük oluyordu. Öte yandan, firma içi farklılaşmanın derecesi ne kadar fazla olursa, çeşitli bölümleri birleştirmeye ve onlar arasındaki çatışmalara çözüm bulmaya uygun mekanizmalar yaratma ihtiyacı o kadar büyüyordu.Woodward ve Bums gibi Lawrence ve Lorsch’un çalışmalarının öncülü de, verili bir teknik süreci düzenlemenin “tek bir en iyi yof’unun bulunmamasıydı ve bu durum, »bilimsel yönetim yaklaşımının, bilimin işle ilgili görevleri yerine getirmenin en çabuk ve en iyi yollarını her zaman bulabileceği yönündeki varsayımına açık bir meydan okumaydı. Yine bu kavrayış, organizasyonların az çok kapalı sistemler olarak pürüzsüz işlediğini varsayan organizasyon kuramlarında (bilimsel yönetim yaklaşımı gibi) önemli bir ilerlemeyi temsil etmekteydi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ