Özelleştirmeler ve İstihdam Sorunu

Şenol Ceviz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 22 makalesi bulunuyor.
  • 27 Mart 2015
  • 1.396 kez görüntülendi.

trabzon-cagri-merkezi (Large)

Bir ülkede en ön sırada çözülmesi gereken sorunlardan biride istihdam sorunudur. Nedenlerine bakalım. İstihdam sorunu, planlanmamış bir devlet anlayışının ürünü olduğu gibi minimal devlet anlayışınında handikaplarındandır. Mevcut iktidar 13 yıl önce yönetime gelir gelmez çağımızın modern yönetim sistemi olan minimal devlet anlayışına geçiş yaptı. Bir çok özelleştirme yapıldı ve karşıt görüşlü halkın diline düştüler bu konuda. Bire bir şahit olduğum “Devleti sattılar, herşeyi sattılar” sözleri aklımdan hiç gitmiyor. Haklılık payları yokmu elbetteki var, fakat iktidarın da kendince haklı yanları var. Misalen o dönemde Türk Telekom,devlet bünyesinde iken çalışan memurlar günde 2-3 arızaya gider sonrada paydos edermiş, tabi bu gevşeklik tamamıyla devlet memuru olmaktan kaynaklanıyor, nasıl olsa beni çıkaramazlar mevzusu var. Yönetim tüm bunların farkına vardı ve kurumları bir bir özelleştirmeye başladı, tabi tüm bu özelleştirmeler şimdilerde çok büyük bir pişmanlık konusu. Bugün Türk Telekom türkiyenin en fazla ciro yapan şirketleri arasında. Tüm bunlarla birlikte az sayıda insanın çalışabildiği ve yüksek gelir getiren devlet tarafından tekelleştirilmiş bir çok devlet şirketi özelleştirildi. Tüm bunları neden anlatıyorum, minimal devlet anlayışı sadece vergi almak, ve mevcut bakanlıkları yönetmek hali hazırdaki tüm sistemi kontrol edebilmekden ibarettir. Tüm bu özelleştirmeler sonrasında yavaş yavaş bazı şeyler rayına oturmaya başlıyor derken, bir bakıyorsun yeni sorunlar başgösteriyor. Zamanında kontrol altına alınamayan istihdam mezun arasındaki korkunç farklılıklar göze batıyor. Mesela şuan ülkede mezun durumdaki öğretmen adaylarına bakın, birde öğretmen ihtiyacına bakın. Son yıllarda ise bazı şeyler başa vurmuş olacakki eğitim fakülteleri kapatıldı, açık kalanlar ise epey zorlaştırıldı. Aynı şey diğer mesleklerde de yapılmalı, piyasanın ihtiyacı ne ise ona göre öğrenci yetiştirilmeli, istihdam olmayan bölümler ise açık açık söylenmeli. Sırf üniversite okumak için okuyan bir çok insan var çünkü, okulu bitirdikleri dakika birer işsiz adayı olacaklarının farkına daha okurken vardılar. Çünkü hiç kimse iş bulamayacağı bir bölümü okumak istemez, en azından hayatının baharında olan, meslek sahibi olmak isteyen bireyler böyle düşünür. Bence en büyük eksiklik bu, insanlar başı boş bırakılmamalı, bir devlet var ise bu konuda bir çalışma yapılmalı, istihdam oranları belirtilmeli ve ona göre öğrenci alımı yapılmalı, yoksa yüzbinlerce iktisat ve işletme mezununuz olmaya devam eder, yada kamu yönetimi. Tüm bunlar birer örnek tabi, saha çalışmaları, istihdam araştırmaları yapılmalı ve ona göre ÖSYM bildiri yayınlamalı.

NOT: Aslında bu tür konular genellikle 5-10 sayfa yazılacak konular fakat ben okuyucuları sıkmamak adına yazılarımı mümkün olduğunca kısa tutmaya çalışıyorum.

Şenol CEVİZ

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Anonim dedi ki:

    İSTİHDAM SORUNU…

    2013 yılında nüfusumuz 76 667 864 kişi iken bu nüfusun 12 691 746 kişisi “15-24” yaş grubundaki genç nüfustan oluşmaktadır. Genç nüfusun toplam nüfus içindeki oranı %16,6 civarındadır. Genç nüfusun %51,2‘si erkek nüfus, %48,8’i kadın nüfustur. Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2014 yılı Kasım ayında 3 milyon 96 bin kişi olmuştur. Yani işsizlik rahatsız edici bir durumdadır.
    2014 yılı içinde toplam kamu içerisinde ise istihdam,3 milyon 440 bin kişi olarak gerçekleşmiştir. 2007 yılından 2012 yılına kadar kamu istihdamı %6 artmıştır. Özetle, her beş kişiden biri kamuda istihdam edilmektedir. Kamuda istihdam edilen personelin özelleştirmeler kapsamında azalması gerekmesine rağmen, istihdam yapısı farklılaşan bazı kurumlar kamuda istihdamı arttırmıştır. Örneğin; 2007-2010 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığına 145 bin, Emniyet Genel Müdürlüğünne 31 bin, Diyanet İşleri Başkanlığında 10 bin kişilik istihdam artışı yaşanmıştır.
    TÜİK tarafından yapılan nüfus projeksiyonlarına göre 2023 yılında genç nüfusun toplam nüfus içindeki oranı %15,1 olarak tahmin edilirken bu oranın 2050 yılında %11,7‘ye, 2075 yılında ise %10,1’e düşeceği tahmin edilmektedir. Yani nüfusumuz giderek yaşlanıyor. Nüfusun yaşlanmasına bağlı olarak çalışan genç nüfus da azalacak demektir. Genç nüfusun azalması ise daha fazla gencin daha fazla emekliye ya da yaşlıya bakacak olması anlamına da gelebileceği olarak yorumlanabilir.
    15-64 yaş grubundaysa İstihdam edilenlerin sayısı, TÜİK tarafından Kasım 2014 yılı itibarıyla 25 milyon 874 bin kişi olarak açıklanmıştır. Ayrıca en fazla kayıt dışı istihdam bu gurup içerisinde görülmektedir. SGK’nın kendi sitesinde verdiği bir habere göre; Türkiye’de 10 milyon 400 bin kişi civarında kayıtdışı çalışan bulunmaktadır. Kayıt dışı istihdam, sosyal güvenlik açısından “niteliği itibariyle yasal işlerde çalışarak istihdama katılan kişilerin, çalışmalarının gün veya ücret olarak ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına hiç bildirilmemesi ya da eksik bildirilmesi” olarak tarif edilmektedir (sgk resmi sitesinden).
    Bununla beraber, ülkemizde yaklaşık 5 milyon asgari ücretli bulunmaktadır. Asgari ücret 2015 yılı ilk yarı için brüt bin 202 lira, ikinci yarı için bin 274 lira olarak belirlenip, yıllık artışı 6+6 olmuştur. Ülkemizde açlık sınırı olarak tanımlayabileceğimiz ve çalıştığı kabul edilen birli 5 milyon asgari ücretli, 3 milyon 450 bin ücretsiz ev işçisi, 5 milyon 700 bin tarım işçisi ve özel sektörde çalışan yaklaşık 4 milyon kişi daha yoksulluk sınırının altında bir ücret kazanmaktadır.
    Sosyal yardımlara baktığımızda 2002 yılında yıllık 1.3 milyar lira dolaylarında olan sosyal yardım 2013 rakamlarına göre yıllık 26 milyar liraya çıkarak tam 20’ye katlanmıştır. 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu Kanunu’na göre fonun gelirleri; bütçeye konulacak ödenekten, trafik para cezaları hasılatının yarısından, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu reklam gelirleri hasılatından aktarılacak yüzde 15’lik tutardan, her nevi bağış ve yardımlar ile diğer gelirler olarak sıralanmış ayrıca Gelir ve Kurumlar Vergisi tahsilat toplamının yüzde 2,8’inin Fona aktarılmasını hükme bağlanmıştır. Sosyal yardımlar bu fon vasıtasıyla karşılanmaktadır ve devletin bir bağışı değil vatandaşlık hakkıdır.
    Ülkemizde işsizlik son dönemde artmıştır. Bu konuda özellikle genç işsizliğin fazlalığı dikkat çekmektedir. Gençlerde yaratılan gelecek korkusu, ailelerini de rahatsız eder durumdadır. Özelleştirmeler ile beraber kamu istihdamının azalması gerekirken Milli eğitim, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Diyanet kadroları ile kamu istihdamın arttığı görülmesine rağmen üniversiteli gençsizlik ve atama bekleyen işsiz sayısı fazladır.
    Çalışan nüfusun büyük çoğunluğunun yoksulluk sınırında ve altında olması ayrıca bir sorundur. Gıda, konut vs.. enflasyonuna göre kıt imkanlar dahilinde yaşamak gün geçtikçe zorlaşmaktadır. Bu durum sosyal yardımları gündeme getirmiş ve sosyal yardımlardaki artış dikkat çekici bir oranda artmıştır. Şu anda gözlenen olgu ülkemizde işsizlik ve yoksulluk büyük bir sorun olmaya devam etmektedir.

    Kaynaklar
    http://www.sgk.gov.tr/w…/portal/kayitDisi/kayitdisi_istihdam /04.05.2015
    http://www.sgk.com.tr/427-Haber-22-milyon-calisanin-10-mily… / 04.05.2015
    http://www.milliyet.com.tr/turkiye-de-issizlik-orani-artti-… / 04.09.2015
    http://www.takvim.com.tr/…/issizlik-oranlari-aciklandi-1424… /04.09.2015
    http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=18634 /04.09.2015
    http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php… /04.09.2015
    http://www.zaman.com.tr/gundem_turkiyede-21-milyon-kisi-yok… /04.09.2015
    http://www.haberturk.com/…/1026761-iktidar-yoksul-edebiyati… /04.09.2015

BİR YORUM YAZ