Piyasa

  • 15 Mart 2015
  • 446 kez görüntülendi.
Piyasa

Piyasa (pazar) (market) Piyasa, hem iktisatta hem de sosyolojide iyi tanımlanmış bir metanın alıcılar ile satıcılar arasındaki mübadelesinin gerçekleştiği bir alan olarak anlaşılır. Bu metalar iki çeşittir: mallar ve hizmetler. Üretilen ve satın alınabilen metaların toplam miktarı, meta arzı biçimde, satın alınabilecek toplam meta miktarı ise meta talebi biçiminde adlandırılır. İnsanların ihtiyaçlarının sonsuz olma potansiyelinden dolayı, piyasa araştırmalarında talebin efektif olmasının, yani para ya da satın alma gücüyle desteklenmesi gerektiğinin altı çizilmelidir.Bir piyasanın mutlaka fiziksel bir mekâna (borsa örneği gibi) ihtiyacı olmadığına dikkat edilmelidir. Piyasa, alıcılarla satıcıları bir araya getirmek için yapılan bir düzenlemedir. Telekomünikasyon ağlarındaki ilerlemeler iletişimi o kadar hızlandırmıştır ki, finansal piyasalar ve meta piyasalarının sınırları bugün artık uluslararası bir kapsama ulaşmıştır. Avrupa Ekonomik Topluluğu ya da öneri aşamasındaki Latin Amerika Ekonomik Topluluğu gibi bölgesel siyasal inisiyatiflerin asıl amacı, mal ve hizmetler için daha geniş, bütünleşmiş piyasalar yaratmaktır.Anadamar iktisadi kuram, çoğunlukla, piyasadaki rekabetin kusursuz olduğunu varsayar. Başka bir deyişle piyasada, insanların piyasa fiyatını belirleyen süreç üzerinde usulsüz etki yapmalarını engelleyen çok sayıda alıcı ve satıcı vardır. Tam rekabetin, arz ve talebin -eğer tüm katılımcılar akılcı şekilde hareket ederse metanın göreli azlığına ve üreticiler tarafından arz edilen, tüketiciler tarafından satın alınan metanın rekabetçi etkinliğine göre artacak ya da düşecek olan- geçerli fiyat üzerinden birbirlerini ayarlamalarına yönelik temel bir eğilim sağladığı iddia edilir. Ayrıca rekabet, piyasalar arasındaki ilişkileri de açıklar: Tüm ürünler, tüketicilerin sınırlı satın alma gücünü paylaşmak, tüm üreticiler de sınırlı toplam hammadde, makine, emek ve sermaye yatırımı stoğu için birbirleriyle rekabet halindedirler. Dolayısıyla, üreticiler ya da tüketicilerin akılcılıktan uzaklaşmaları halinde, rekabetçi süreç onları piyasanın dışına atarak cezalandıracaktır.Piyasa ekonomileri, bireysel tüketiciyi üretim üzerinde sözü geçen bir konuma yerleştiriyor gibi görülür. Her birey esas olarak kendi üretici etkinliğinden elde ettiği gelirini kullanarak, yani gelirini, piyasada bulunan çeşitli mal ve hizmetler arasında bölüştürme yoluyla kendi arzu ve tercihlerini ifade eder. Bu iktisadi kuram, yurttaşı (seçmen olarak) eğitim hizmetleri, silahlar ya da sanat gibi kamusal mallar üzerinde nihai otorite olarak gören siyasal kuramla ilişkilendirilir. Dolayısıyla, piyasa sisteminin özünde demokratik olduğu iddia edilir.Piyasa yalnızca mal ve hizmetleri tahsis etme yöntemi değildir, çünkü aynı sonuç, merkezi bir planlamayla da elde edilebilir. İktisattaki en uzun süreli tartışmalardan birisi, bunlarda hangisinin daha etkin bir yöntem olduğu üzerinedir. »Sosyalist ülkelerin »komuta ekonomileri bu doğrultuda »kapitalist ülkelerin piyasa ekonomileriyle karşılaştırılır.Serbest ekonomi ya da serbest teşebbüs ekonomisi de denilen piyasa ekonomisinde, üretim, dağıtım ve mübadele etkinliklerinin büyük kısmı, hükümetten ziyade bireyler ya da özel şirketler tarafından yönetilir ve hükümetin müdahalesi en az düzeyde tutulur.Bazen, merkezi veya yerel yönetimlerce para sağlanan ve organize edilen erzak dağıtımında, sağlık hizmetlerinde ve eğitim hizmetlerinde istisnalar yapılmaktadır. Bu durumun »karma ekonomi terimiyle karşılanması daha uygun görünmektedir.Piyasaların bazı apaçık dezavantajları olduğu fark edilmiştir.Örneğin, dönemsel olarak kaynakların tam kullanılamadığını gösteren »ticari çevrimlerle karşılaşılması bunu gösterir. Eksik faydalanma emek açısından »işsizlik anlamına gelir, işçilerin yaşam standartlarını tehdit eder ve iktisadi açıdan olduğu kadar geniş çaplı toplumsal etkilere de neden olabilir. Denetlenmeyen bir piyasa sistemi, pazarda satılan mal ve hizmetlerle birlikte arzu edilmeyen sonuçlar da üretir. Bunun günümüzdeki klasik örneği, atık maddelerin atmosfere, nehirlere ve denizlere gitmesiyle oluşan çevre kirliliğidir.Piyasaların ahlâkı yoktur. Silah üretimi ve satışı, temel sağlık hizmetlerinden yararlanma, bilimsel araştırmalar, sanatsal ürünler ve dini hizmetler tümüyle onlara yönelik talep tarafından belirlenmektedir. Pek çok toplumun, piyasanın ahlâki olmayan işleyişiyle tam bir tutarlılık arz etmeyen ve tamamen onun hizmetinde olmayan değer sistemleri vardır; dolayısıyla söz konusu piyasa sonuçları kimi zamanlar toplumsal bakımdan kabul edilemez bulunabilir. Bu gibi dezavantajlar, piyasanın işleyişinin pratik kusurlarından bir ölçüde ayrı tutulur. Örneğin, alıcılarla satıcılar arasında kusursuz bir bilgi alışverişi mümkün olduğunda ve böylece metalara olan talep ile onların arzı, fiyatlar bir »dengeye erişene kadar birbirlerini etkilediğinde, piyasaların en iyi biçimde işlediği varsayılır. Pratikte, piyasa hakkında tam bilgilere ulaşmak ya mümkün değildir (çünkü böyle bir şey sadece orantısız harcamalar karşılığında mümkün olabilir) ya da piyasadaki aktörler arasında eşitsiz bir şekilde dağıtılmıştır.Az sayıda sosyal bilimci kusursuz rekabet nosyonunu tamamen benimser ve bu yüzden, ampirik dünyanın rekabetçi ideali destekleyip desteklemediğinin sistematik bir değerlendirmesini geliştirme çabası, iktisat ile sosyoloji arasında verimli bir işbirliği alanı oluşturur.İktisat bilimi, başlangıçtan itibaren, herhangi bir hükümet tarafından ortaya konulan ve düzenlenmemiş iktisadi işlemlerin etkilerinin yerine, (tek bir toplumda bile olsa) kaynaklara ve metalara siyasal düzeyde el koyma arayışındaki iktisadi süreçlerin çarpıklıklarının peşinde olmuştur. Ancak, ekonomik güç ve çıkar üzerindeki »tekel konumundan veya benzer yoğunlaşmalardan dolayı, ya da kültürel ve idari engeller yüzünden bazı sapmalar ortaya çıkmıştır. Bu konuların tamamı, »iktisadi yaşam sosyologlarının başlıca ilgi konularıdır. Gelgelelim, iktisadi kuram ile toplum kuramını birleştirme çabalarına gerçek anlamda yalnızca »emek piyasası araştırmalarında rastlanmaktadır.Bu genellemeye uymayan az sayıdaki istisnadan birisi, iktisadi felsefe, iktisadi antropoloji, iktisadi psikoloji ve iktisat sosyolojisinden çıkardığı malzemeyle piyasa ekonomisi literatürünün kapsamlı bir eleştirisini yapan Robert E. Lane’in The Market Experience’ıdır (1991). Lane bu araştırmasının, yukarıda sayılan dalların piyasa iktisadının güçlü bir eleştirisini yaptığını gösterdiğini iddia etmiş, özellikle, piyasa iktisadının iki büyük öncülünün hatalı olduğuna dikkat çekmiştir: Birincisi, çalışma (anadamar iktisat kuramına karşıt biçimde) faydasız değildir, aslında yaşam boyu tatminin iki ana kaynağından birisidir; ikincisi, parasal gelir, çalışmaya katlanmanın karşılığı olarak bir fayda kaynağı sunmasına rağmen, kişinin mutluluk duygusuna çok az katkıda bulunmaktadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ