Rol Kuramı

  • 15 Mart 2015
  • 2.775 kez görüntülendi.
Rol Kuramı

Rol, Toplumsal Rol, Rol Kuramı (role, social role, role theory) Rol, sosyolojik kuramda anahtar bir kavramdır.Rol, belirli *statü ya da toplumsal konumlara atfedilen toplumsal beklentileri ortaya koyar ve bu tür beklentilerin gerçekleşip gerçekleşmeme sürecini analiz eder. Rol kuramı özellikle yirminci yüzyılın ortalarında popülerleşmiş, ancak eksiklerini sergileyen ısrarlı eleştiriler üzerine ciddi biçimde daha az kullanılmaya başlanmıştır.Bununla birlikte, rol kavramı, sosyolojik anlamada temel bir araç olmayı sürdürmektedir.Rol kuramı içinde oldukça farklı olan iki yaklaşım vardır. Bu yaklaşımlardan birincisi, Ralph *Linton’un sosyal antropolojisinin gelişiminde rol oynamış ve toplumsal sistem içinde yer alan rollerin yapısal bir değerlendirmesini sunmuştur. Burada roller, kurumsallaşmış normatif hak ve yükümlülükler kümesi haline gelmiştir:Talcott »Parsons’ın ünlü »hasta rolü değerlendirmesi buna güzel bir örnek niteliğindedir. İkinci yaklaşım ise, genel anlamda daha toplumsal-psikolojik niteliklidir ve rol yapma, rol üstlenme ve rol oynama gibi aktif süreçlere odaklanır:Bu yaklaşım, »sembolik etkileşimcilik ve »dramaturji geleneklerinin bir parçasıdır. Dramaturji, toplumsal yaşamı drama ve tiyatro metaforlarıyla analiz etmektedir. Rol konusundaki yapısal bakış, tıpkı bir öğretmeninki gibi, toplumun içine bir statü yerleştirir ve daha sonra bu konumun ideal tipine eşlik eden bir standart hak ve ödevler yığınını tanımlamaya çalışır. Rolü, toplumsal bir temeli olan bu beklentiler oluşturur.Herhangi bir insan birtakım statülere (örneğin anne, öğretmen, basket koçu) sahip olacaktır ve bunların hepsi kendi rolünü içinde taşıyarak bir statü kümesi oluşturur. Her rol, hepsinin de kendi beklenti kümeleri olan birtakım farklı ortaklıkları beraberinde getirir; böylece (örneğin) bir öğretmenin, davranışları karşısında her birinin oldukça farklı beklentileri olan, öğrencileri, meslektaşları, müdürleri, yöneticileri ve ebeveynler şeklinde rol ortakları olabilir.İşte rol kümesi, bu ortakların beklentilerinin bir toplamıdır. Bir kişiye yönelik beklentiler arasında -çoğunlukla görüldüğü gibi- ciddi bir uzlaşmazlık ortaya çıkıyorsa, sosyologlar burada bir rol çatışması ve rol gerilimi bulunduğuna dikkat çekerler. Parsonscı toplum kuramı sistemine göre. bu rol örüntüleri.örüntü değişkenleri ya da alternatif »normlar arasındaki seçimlerle belirlenecektir. Parsonscı kuram, toplumların normatif örüntüler aracılığıyla örgütlenmesini ortaya koymada yararlı bir »bulgusal araçtır Ancak toplumda kesin bir konsensüs olduğu varsayımını içermesi ve »toplumsal sistemi şeyleştirmesi nedeniyle normatif beklentileri basitleştirmeye yönelik bir eğilimi vardır. Parsonscı yaklaşımın oldukça geliştirilmiş bir versiyonu, bir zamanlar çok tartışılan, şimdiyse haksız biçimde görmezlikten gelinen Dahrendorf’un Homo Sociologicus (1968) adlı çalışmasında bulunabilir.Buna karşıt olan sosyal psikolojik görüş ise, çok daha fazla oranda rollerin işleyişindeki dinamik boyutlar üzerine yoğunlaşır: İnsanların oynadığı rollerin toplumsal yapı içindeki yerini açıklamaktan ziyade, bu rollerin yerine getirilmesi sürecindeki etkileşimleri inceler.Sosyal psikolojik görüş, insanların ötekinin rolünü üstlenmesi (rol üstlenme), kendi rollerini inşa etmesi (rol yapımı), kendilerine ait rollere karşı başkalarının tepkilerini önceden tahmin ederek ona göre davranması (başkasına rol yükleme) ve son olarak kendi özel rollerini oynamasını (rol oynama) vurgulamaktadır. Bu kuramın bazı versiyonlarında (örneğin Erving »Goffman’ın yazılarında) ağırlık, rollerin gerçekleştirilmesine verilmiştir: İnsanlar  bazen kendilerine düşen payı bütünüylekabul eder (rol kabulü) ve rollerinin ayrıntılarını kutsayıcı bir özenle yerine getirirler. Başka durumlarda ise, kendilerinin, yerine getirdikleri basit rolden üstün olduklarını gösterecek şekilde, üzerlerine düşen payı küçümseyici tavırlarla yerine getirebilir (rol mesafesi) ya da durumun sonuçlarını idare edebilmek amacıyla kinik bir tutum benimseyebilirler (izlenim yaratma).Bu yaklaşımların hepsinde, rollerin işleyiş dinamiklerine yoğunlaşılmış ve bu doğrultuda rollerin sabit beklentilerden değil, meydana çıkan sonuçlardan oluştuğu öngörülmüştür. Rol kuramı hakkındaki herhalde en yararlı değerlendirmeler Goffman’ın The Presentation of Self in Everyday Life (1983) ve Encounters (1961) adlı kitaplarında bulunabilir.Rol kuramı, kuşkusuz yalnızca sosyologların yetki alanına girmez. Toplumsal yaşamı teatral metaforlarla çözümleme düşüncesi, Yunan tiyatrosunda, Shakespeare’in “Tüm dünya bir sahnedir” sözünde ve Stanford Lyman ile Martin Scott’ın The Drama of Social Reality’sinde (1975) işlendiği türden modern “teotokrasi” nosyonlarında açıkça görülebilir. Louis A. Zurcher’in Social Roles (1983) adlı çalışması bu alan için hâlâ iyi bir giriş metnidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ