Saçmanın Gerçekliği: ABSÜRDİZM

Habibe Kulle

Yazarın şu ana kadar yazılmış 6 makalesi bulunuyor.
  • 09 Mart 2016
  • 1.606 kez görüntülendi.

çığlık 1

 Yaşadığımız bugünde belki de en çok kullandığımız kelimelerden biri olan ve genellikle yanımızda bulunan kişinin mantığımızı zorlayan hareketlerine karşı kullandığımız meşhur deyim: Absürd müsün? Peki nedir bu absürd ya da kimdir?

Hepimizin de bildiği gibi 20. Yüzyılın en çılgın dehası kabul edilebilecek olan, eserlerinde işlediği absürd teması ile ün yapmış, kimilerine göre Tanrı tanımaz ya da deist(tabi öyle ise) varoluşçu filozof Albert Camus’un yoğun olarak kullandığı ve bizlere tanıttığı kavram. Absürdizm, herhangi bir yaratıcı olmadığından insanlığın evrende bir anlam bulmasına yönelik uğraşlarının boşa bir çaba olduğunu ve eninde sonunda bu anlam uğraşının başarısız olacağını söyleyen felsefi düşünce akımıdır(https://tr.wikipedia. org/ wiki/ Abs% C3%BCrdizm).Ama bu kavramı sadece varoluşu reddediş olarak sınırlandırmak çok da doğru bir ifade değildir. Camus’un eserinden yola çıkarak tanımlayacak olur isek Absürd: insanların hayat karşısında tuhaf olarak kabul edip dışladıkları ve anlam vermekte zorlandıkları onları zihin algısını ve alışkanlıklarını aşan yeni bir anlam dünyasıdır. Yani aslında farkındalığın farkıdır.  Son söylediğim cümle bir aforizma niteliği taşısa da aslında kavramın günlük yaşamdaki kullanımını karşılayan en kısa ifade olduğunu düşünüyorum. Absürdün ortaya çıkışı ise kişinin içinde bulunduğu dünyanın kendisi üzerinde oluşturduğu baskının bir sonucudur. Yani monotonluğun getirdiği bıkkınlıktır(http://www.cafrande.org/albert-camus-ve-baskaldirma-felsefesi) Peki bu absürd olgusu sürekli midir? Bu soruya ilişkin iki cevapta mevcut. Evet, süreklidir çünkü insan var olan hayatını yani absürd sonucunda ulaştığı yenidünyasını olduğu gibi kabul eder ve monotonlukta kalır, absürdün yeri geldiğinde kendisini yok etmesine izin verir.  İkinci cevap ise hayırdır. Çünkü sürekli değildir, diyerek absürdün kendisini yok etmesine karşı, başkaldırır ya da absürdün oluşturduğu dünyasında absürde karşı özgürleşir. Burada önemli olan ise bu başkaldırının isyan niteliğinde ya da şiddet boyutunda olmaması yani toplumda yıkıma yol açacak bir boyuta ulaşmamasıdır. Bu şekilde ortaya çıkan şey ise başkaldırıdan sapmadır, bu da şiddetin en acı hali olan katliamı beraberindegetirir.(http://alevidunyasi.fr/index.php/fr/site_content/73-felsefe/584-felsefe absurdizm). Camus’a göre bu başkaldırıya katılanlar onun kendileri üzerindeki sonuçlarına katlanırlar ve kendi absürdlüklerinin kapısını araladığı dünyada mutlu bir hayat sürerler. Camus’a göre de böyle insanlar ahlak ve erdem sahibi, bilinçli insanlardır.

Şimdi ki dünyamıza geldiğimiz de ise Camus’un bu absürdlüğe başkaldırı düşüncesinden sapmalarının kanlı örneklerine şahit olmaktayız.  Gerek İslamafobi hareketleri ile Müslümanların katli, gerekse farklılık arz ettiği için yabancı düşmanlığına kurban giden ırkların uğradığı zulümler ve her gün denizden toplanan milyonlarca mültecilerin cesetleri ve daha tarihi bugüne taşıyan nice kıyım. Hepsi tek kelimeyle absürdlüğün başkaldırısından sapmanın birer örneği, farklı olanın farkındalığı, saçmanın gerçekliğinin yok edilişidir.

Monotonluğuna başkaldırdığınız “absürd” dünyanızda mutlu bir hayat sürmeniz dileğiyle.

Habibe Kulle

Kaynaklar:

CAMUS,A., Yabancı, çev. Vedat Günyol, 2009, Can Sanat Yayınları.

http://www.cafrande.org/albert-camus-ve-baskaldirma-felsefesi/06.03.2016.

https://tr.wikipedia. org/ wiki/ Abs% C3%BCrdizm/06.03.2016.

http://alevidunyasi.fr/index.php/fr/site_content/73-felsefe/584-felsefe- absurdizm/06.03.2016.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 3 YORUM
  1. Fatih Avcı dedi ki:

    Oldukça kaliteli bir yazı olmuş Habibe. Dikkatle okudum bazı yerleri tekrar tekrar okudum yapılan vurgular ve kurulan bağlantılar çok hoş. Camus’tan yaptığın alıntılama Mary Douglas ve J.Kristevaile bağlantı kurmamı sağladı. Çünkü onlar da kirlilik ve iğrençlik gibi kabuller sınırın dışında konumlandığından aslında sınırın kendisini tanımladığını söylüyordu. Hatta Kristeva’nın “kendimi kusuyorum” vurgusunun senin yazdığın ” insanların tuhaf olarak kabul edip dışladıkları ve anlam vermekte zorlandıkları onları zihin algısını ve alışkanlıklarını aşan yeni bir anlam dünyasıdır” ifadesiyle örtüştüğünü düşünmekteyim. Çok teşekkürler böyle güzel bir yazıyla bizi buluşturduğun için. Tez zamanda devamının gelmesi dileğiyle…

    1. habibekulle dedi ki:

      İnşallah,çok teşekkür ederim Fatih, yorumunda yaptığın eklemeler etkileyici istersen yazıyı geliştirerek ilerleyen zamanlarda yeniden yayımlayabiliriz.

  2. habibe dedi ki:

    İnşallah,çok teşekkür ederim Fatih, yorumunda yaptığın eklemeler etkileyici istersen yazıyı geliştirerek ilerleyen zamanlarda yeniden yayımlayabiliriz.

BİR YORUM YAZ