Samimiyetin Samimiyetsizliği

Zeynep Arı

Yazarın şu ana kadar yazılmış 21 makalesi bulunuyor.
  • 14 Ağustos 2016
  • 1.305 kez görüntülendi.

ahlaki-yozlasma-ve-kulturel-dejenerasyon-malibo-201203172352

Hayat boyu aradığımız bir türlü bulamadığımız , çok azının bulduğu kıymetini bilip sarıp sarmaladığı , çoğunun bulamadığı bir ihtiyaçtır samimiyet.
Bireyler arası iliŞkilerimizdeki tıkanıklığın en büyük sebeplerinden biride , kişilerin duygu ve düşüncelerinde samimi olmamasıdır. Toplumsal bağlamda sosyal bir varlık olan insan ilişki içinde olduğu bireylerden samimi olduğunu güven duyduğunu hissetmesi gereken bir iletişim ortamı yaratmasını ister. Bu ortamı bulamayan kişi ilişkilerinde çatışma ve tıkanıklık yaşar. Belli bir süre sonunda ise iletişim ya tamamen kopuyor ya da sürekli çatışma hali yaşanıyor bir nevi kısır bir döngü olmaya başlıyor. Samimiyetin ve güvenin olmadığı her ilişki bitmeye mahkumdur.

Samimiyet nedir ?
Bir şeyi saf , temiz ve arıtılmış hale getirmek. Yani : kalbi , ruhu , bilinci ve hatta bilinç altını bile saf etmek , çıkar ve gösteriş amacı güdülmeyen riyasız, içten samimi bağlılık ve sevgidir.
Tüm sosyal ilişkilerin temelinde yatan çıkar ilişkisi samimiyet olgusunu unutturup yerine samimiyetin samimiyetsizliğini getirirler ben bunu böyle tanımlıyorum. Herkes kendi kusursuzluğunu ilan ederken iliskilerinde her zaman karşı taraf kusurlu bulunur. Nitekim bu sadece buz dağının görünen kısmıdır. Bu kısım karmaşıktır aslında gündelik hayatta çoğu kez karşımıza çıkmıştır biz buna günlük dilde “dil sürçmesi ” diyoruz. Psikanaliz kuramını bilenler bilir. Buzdağının görünmeyen kısmını. Ünlü psikanalist Sigmund Freud şöyle der. ” dil sürçmesi diye birşey yoktur , bilinç altına saklanan bir gerçeğin bilinçsiz bir anda ağızdan çıkarılması vardır ” bu söz sosyal iliskilerimize ayna tutmalı farkında olmadan söylediğimiz her söz bizim karşımızdaki insan ile ilgili gerçek niyetimizi samimiyetimizi gösterir.
Bilinçdışı , farkındalıktan uzaklaşmış zihinsel durumları içerir. Bu durumlarda hem duygusal hem de bilişsel süreçler vardır. Kişinin tepkilerini ve davranışlarını etkileyen bellek formları. Bu yapı zihnin iç oyunudur. Kişi farkında olmadan kendini ele vererek bu bilinçli görünen ama tamamen bilinç altı oyununa savunma mekanizmaları ile tepki vermeye başlar. ( bu konu ile detaylı bilgiyi Freud’un psikanaliz ile yazdığı konulardan erişebilirsiniz).
Samimi görünmeye çalışanların ortak sorunu ; kalbin , ruhun , bilincin ve bilinç altının aynı duygu ile hareket etmemesinden kaynaklanır. İçten içe kızgınlık öfke ve sevgisizlik besliyorken , samimi sevgi dolu görünmeye çalısması büyük bir samimiyetsizliktir sadece bunu yapan kişi farkında değildir. Samimi olduğuna kendini öyle inandırmıştır ki , bu konuda sizi sorgulamaları kaçınılmazdır. Bu tür kişiler eleştiriye karşı açık değiller ve eleştirilmek onların korkulu rüyasıdır. Kendi gerçeğiyle aslında kim olduğu ile yüzlemek bu bireyler için zordur.
Samimi insan da ise durum tam tersidir. Hissettiği her duygu , her yerde aynıdır. Yanı bilinçte ve bilinç altında , kalbinde ve ruhunda samimidir. Etrafınıza bir bakın kaçımız böyle insanlara sahipiz? Ne kadar da az değil mi? Bu tür insanlarla yaşamak zorunda değiliz. Sınırların ve iletişim şeklinin belirlendiği , bir alana siz istemediğiniz sürece kimse dahil olmayacaktır. Sizler izin verdiğiniz ölçüde insanlar bu alana girer ve sizi samimiyet kisvesi altında samimiyetsizce yıpratır. Bu insanlarla ne kadar az iletişim kurarsanız kendi benliğinizdeki samimiyet ve ihlası da o denli korumuş olursunuz. Siz farkında olmasanız bile bu kişiler size zehrini kusabilir ve sizin samimiyetinizde tehlikeye düşebilir. bu türden hastalıklı kişiler kendi yüzeysellikleri içerisinde oradan oraya savrularak derinliklerini yaşayamadan ömrü tamamlar. Her işin başı ihlas ve samimiyettir. Duygularınızı gizlemeyin olumlu veya olumsuz hissettiğiniz her ne varsa söyleyin. Samimi görünmeye çalışmak kadar yapay durmayacaktır bu eylem. Dilinizle söylediğiniz herşeyi kalbiniz ve bilinciniz onaylamıyorsa söylemeyin. Söylediğiniz her söz üzerinde sorumluluğunuz vardır. Samimi olamıyorsanız ve bu bir hastalık ise ; sağlıklı insanlara bulaştırmayın. Toplumun yapısını bozan bireyler , yalnızca topluma zarar veren nesiller yetiştirebilir.

Zeynep ARI

s

Sosyolog / Aile Danışmanı

YAZARIN SON YAZILARI
Alemin Özü - 15 Haziran 2016
Hayatın Pusulası - 10 Nisan 2016
Enaniyet Tuzağı - 9 Mart 2016
Sabır - 8 Ocak 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ