Şehir insanı,Tahammülsüz ve Öfkelidir.Dokunmayın!

Şenol Ceviz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 22 makalesi bulunuyor.
  • 29 Mayıs 2015
  • 1.045 kez görüntülendi.

istiklal-Street-in-Istanbul

Modernleşmenin olumsuz getirilerinden biri de kent insanının tahammül sınırlarının kısa ve öz oluşudur. Şehir insanı ekseri olarak tahammülsüz, sabırsız, öfkeli, stresli ve vurdumduymaz oluyor. Bu anlattıklarımı hemen hemen her kentte yaşamış ve zaman geçirmiş insan bilir. İnsanlar tahammülsüzdür, çünkü günlük yaşamlarında sınırları yeterince zorlanır. Çalıştığı ortamda tahammül sınırlarını yeterince zorlamıştır, insanlar çalıştığı ortamda olumsuzluk yaşamamak için sabretmeyi ve içine atmayı seçer, çünkü aksini yaptığı takdirde içerisinde bulunduğu şartların negatif yönde değişeceğini bilir. Bir çoğumuz hemen her gün öğretmenimize, patronumuza, amirimize, müdürümüze tahammül gösteririz ; çünkü onlar bizim görmediklerimizi görür ve bizi yargılarlar, eleştirirler, kimi zaman hakaret ederler, kimi zaman canımızı sıkarlar. Şehir insanı sabırsızdır çünkü, sabır sınırları yeterince dolmuştur.Trafiğin olduğu bir şehirde sıkça taksi şoförlerinin şeritler arası yaptığı salvoları görmüşsünüzdür. Taksiciler trafiğin, tabiri caizse kurdu oldukları için trafik kuralları ile hareket edecekleri halde daha az kazanç ile karşılaşacaklarını bildikleri için kurallara uymayı pek seçmezler ve kendi işlerine geldiği gibi yaşarlar,.Çünkü onlar sabretmekten vazgeçmişlerdir. Bu örneğime minibüs şoförleri de dahildir  ya da herhangi bir işte insanlarla sıkça iletişim kuran birileri. Bu konuda en şaşırdığım mesleklerden biri de çeşitli şirket ve firmaların müşteri temsilcileridir. Bu kişiler biraz daha fazla kazanmak için müşteriyi ikna etmek için kırk takla atarlar, siz istemiyorum dedikçe, niyetinizi açıkça belli ettikçe onlar üstüne üstüne ikna bombalamalarıyla yeni silahlar kuşanır ve vazgeçmezler. Dünyanın en zor işlerinden biri olsa gerek. Tabi işin şu boyutu da var, kişilik meselesidir kimine zor gelen bazılarına kolay gelir. Şehir insanı öfkelidir, çünkü sabır taşı çatlamak üzere, tahammül sınırları da zorlanmaktan çatlama aşamasındadır. Kaba söylemlerde bulunurlar, misal olarak bir bütün gün direksiyon sallamış bir otobüs şoförüne adres sorarsınız, o kendi hayal gücü ve kısıtlı olan kelime dağarcığı ile size adres tarif etmeye çalışır. Siz adamın söylediklerinden hiçbir şey anlamazsınız çünkü kişi hayal ettiği gibi anlatır ve hepimizin algı ve kavram açısından düşüncelerimiz farklıdır. Siz anlamadığınızı söylersiniz, şoför “nesini anlamadın kardeşim, anlattık ya” der ve tartışma yaşarsınız. Şoför de akşama kadar trafik stresi ile mücadele etmiştir ve onun da, sabır ve tahammül sınırları zorlanmıştır. Aynı şey hemen tüm meslek grupları için geçerlidir. Şanslı olanlar sadece anne babadan varlıklı doğanlar ve babadan kalan kendi işini yapanlardır.

Kent insanı birbirine çok az saygı gösterir, bunun nedeni ise çok geniş bir yelpazede ele alınmalıdır. İstanbul üzerinden bir örnek vermek gerekirse, İstanbul’da yaşayan nüfusun tamamına yakını 70 ve 80 li yıllarda bu şehre göçmüştür ve her göçün ardında hayatta kalma içgüdüsü, ve çabaları olduğundan dolayı göç eden insanlar şehre adımını atar atmaz eğitim kurumuna dahil olmadan çeşitli işlerle meşgul olmuştur. Bir kuşak böyle yok olmuştur. Ardından gelen diğer kuşak ise anne ve babaların bilinçsiz oluşundan dolayı eğitime önem verilmez ve ikinci kuşakta daha çocuk yaşlarda eğitim almadan iş hayatına atılır. Tüm bu hayat mücadelesinin içinde kendisini geliştirmemiş, geliştirememiş ise kişinin eğitime olan bilinci, çocuklarını yetiştiriş tarzına yansımış ve bir sonraki nesilde tıpkı baba ve dedeleri gibi eğitimle buluşmamıştır. Bu yönde çabaları olmuş kendini geliştirmeye önem vermiş insanları ayakta alkışlıyorum. İnsanların eğitim seviyesi düştükçe birbirleri ile olan iletişimleri zayıflıyor ve çatışmalar meydana geliyor. Zaten hayat mücadelesinin vermiş olduğu zorluklar etken iken bir de eğitimsizlikten kaynaklı iletişim problemleri, empati kuramama gibi, sorunlar birleşiyor ve ortaya patlamaya hazır bombalar çıkıyor. Suçla ilgili sayısız makale ve sayısız kitap yazılmıştır, herkesin malumu. Suçun istatistiksel anlamda en çok görüldüğü demografik ortam şehirlerdir. Yani şehirler yazımın başından beri anlattığım sorunlarla boğuşan insanlarla doludur. Tüm bunların yanında kestirmeden para kazanmaya çalışan emek hırsızları da olunca ortaya suç kavramı çıkmakta ve hayatı çekilmez hale getirmektedir. Türk toplumunun bugün bana göre en büyük sorunu eğitimsiz ve rasyonel (akılcı) olmamasıdır. Biz taşeron şirketler tarafından ekonomik sistemi ayakta tutulan bir milletiz, kendi kaynaklarımızı kullanamıyoruz ve hala geleneksel, eski yöntemlerle yönetiliyoruz. Bize bir format atmak gerek, güncellenmemiz gerek, bunun içinde tek çare ve ilaç eğitimdir. Tabi eğitim derken bizlerin gördüğü ezberci eğitim değil, daha çok içerisinde rasyonalite barındıran bir eğitim sisteminden bahsediyorum. Bu konuya da daha önceki yazılarımın bir kaçında değinmiştim.

Şenol CEVİZ

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. furkan dedi ki:

    gerçekten harikasın

BİR YORUM YAZ