Şiddetin Sosyal Paylaşımı

Fatih Avcı

Yazarın şu ana kadar yazılmış 24 makalesi bulunuyor.
  • 14 Eylül 2015
  • 655 kez görüntülendi.

22038286_m

(…)Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;
Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir(…)

M.Akif Ersoy

Günümüzde birçok eve girmeye çalışan kanlı klavyeler, kibirli söylemler ve bir kaosun fitilini yakmak görevini üstlenmeye çalışan bireylerin mevcudiyeti ülkemizde milliyetçilik anlayışının ırkçılık olarak algılanışı mı yoksa patolojik bir düşünce yapısının tepeden yaygara kopararak inme telaşı mı bilmiyorum. Ama bilinen bir nokta varsa o da şiddet söylemiyle ve çeşitli manipülasyonlarla ırkçılık elbisesini giymeye meyilli bireylerin ortaya çıkması/çıkarılmak istenmesidir. Bu söylemler daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi bizim olaylara öncelikle duygusal olarak bakıp altında yatan etmenleri irdelemememizden kaynaklanıyor. Bu şekilde insanları etkilemeye çalışan, onları keskin çizgilerle bölüp; yaşanılan olaylardan sonra canhıraş şiddet içeren paylaşımlarda ve saldırılarda bulunan kimlikler üretmeye çalışan düşünce yapıları ve bu yapının yansımaları bence anlaşılabilir bir görüntü çizmektedirler. Ölümlerin nedeninden çok ölen kişinin etnik kökeninin merak edilmesi, “bizim canımız yandı(!) bu yüzden bizler de can yakarak sesimizi duyurmalıyız” düşüncesi, hakkımızı aramalıyız yerine hakkımız yendiyse sistemi çöküşe zorlamalıyız- zarar vermeliyiz algısı, daha önce maalesef dünyanın başka bölgelerinde yaşanan ölümlerin, kargaşaların verilerini-fotoğraflarını şimdi olmuş gibi belli bir kesmi hedef alıp kullanarak manipülatif bir tepki yumağı oluşturma telaşı, politikacı ve entelektüel kimselerin sırf ideolojik yakınlıklarından dolayı iyi de olsa kötü de olsa görüşlerinin külliyen kabulü anlayışı ve bunun gibi birçok unsur bu yapıyı anlayabilmemiz bizlere ipuçları sunmaktadır.  Bu mefhum noktaya belki de en iyi cevabı Cizre’ye yürümek isteyen bir kadın vermiştir. Güvenlik güçlerimizin karşısında şu önemli mesajı vermiştir: “Vallahi biz birbirimizden kopamayız. Yüzlerce, binlerce, milyonlarca memurunuz var aramızda, sizin aranızda var. Yakında okullar açılıyor. Öğretmenler buraya gelmiyor. Yeter yeter biz birbirimizin kardeşiyiz. Yüzlerce, yüz binlerce erkek ve kızlarımız birbiri ile evlenmişlerdir. Bizim kanımız birbirine karışmış. Biz birbirimizden kopamayız. Çocuklarımızı öldürmeyelim. Annelerimiz ağlamasın. Dünya çok büyük hepimize yeter. Biz birbirimizin kardeşliğini istiyoruz, bu dünyada yaşadığımız sürece. Kaç gündür Cizre’de elektrik su yok ekmek yok siz de açsınız biz de açız. Birbirimize vahşet istemiyoruz. Kan emicilere zalimlere kulak vermeyelim” Şiddet ve kan istemcilerinin bu mesajdan doğmadığı kesin ama toplumumuzun bu mesaja malik olmasını umuyoruz. Toplumumuzun tarihsel olarak hatırı sayılır bir birlikteliğinin olması hepimizin malumudur. Anadolu insanımız bu birlikteliği; türkülere, kültürel motiflere, kuşatıcı şefkatine, tek yumruk olup mücadele edebilmeye, kan bağına (vd) yansıtabilmişlerdir. “Medeniyet toleranstır” diyen Fransız yazar da belki bu noktaya işaret etmektedir. Bazı şeylere düşmanlık olarak bakmak yerine empati yaparak anlayışla karşılamak bu toplumun bireyleri olarak bizim görevimizdir. Bir insanın ölümüne ülke olarak üzülmeyi, görüşlere saygı duymayı, kucaklaşmayı, değerlerimizi tehdit edip ayrılık uçurumu örmek isteyenlere karşı birlik olmayı başarabilmemiz elzemdir. Bu gerekli olan birlik mesajlarını baltalamaya çalışan ve kinlerini sosyal medya aracılığıyla kusmaya çalışan hastalıklı düşünceler, ülkedeki huzuru çeşitli kışkırtmalarla kaçırmaya çalışmaktalar. Bunu da insanlara en iyi yayma aracı olan sosyal medyayı kullanarak yapıyorlar. Sanal alışkanlıklarımızın ülkemiz için geldiği belki de son noktalardan biri bu kullanımdan vücut bulmakta, sanal etnik savaş olarak kendini göstermektedir. İnsanların fotoğraflarla oynayarak sırf birilerinin hedef alınması için servis etmesi, yaşanılan kargaşa ortamının sadece bir noktaya odaklandırılmak istenmesi, doğru olanın “şucu” veya “bucu” taraflarına göre yorumlanması insanların bu manipülatif medya organlarından beslenip şiddet havuzuna atılmalarını tetikliyor. Sadece bu amaçlara yönelen paylaşımlar bizim hoşgörüden beslenen kültürümüzün tam da köklerini hedef alıyor. Peki bu noktada neler yapılabilir? Tabii ki öncelikle toplumumuzun her bireyi bu kötü amacı taşıyan kişilerin manipülatif eylemlerine zemin oluşturmaması ve bilinçli hareket etmesi gerekmektedir. Yapılan paylaşımlar ne derece gerçeği yansıtıyor? Biz empati yapmayı becerebiliyor muyuz? Birlikteliğimizi hedef alan bu yapılar gerçekten ne istiyor ve kimlerden oluşuyor? Her kötü olaydan yalnızca bir kişiyi sorumlu tutmak mantık çerçevesinde mi? Bu konuda ne kadar bilgi sahibiyim ve bilgilerimi nasıl arttırabilirim?  Gibi soruları çoğaltıp vicdanımıza yöneltebiliriz… İskoçyalı bir yazarın toplumun devamlılığını dayanışmaya bağladığı gibi biz de toplumumuzun sağlıklı ilerleyebilmesi için dayanışmayı bırakmamalıyız. Bir Hint atasözünün ifade ettiği gibi “Kardeşinin salını karşıya geçirmeye yardım et, göreceksin ki, sen de karşıdasın…” mesajını iyi anlayıp insanlara ayrılık gözetmeksizin bu anlayışla bakmak yaraların sarılması için önemli bir önceliktir. Sağlıcakla kalın…

Fatih AVCI

YAZARIN SON YAZILARI
Küfür Neyi Örter? - 7 Aralık 2016
Queer Düşünce - 16 Ağustos 2016
E-Devlet ve E-Türkiye - 18 Mart 2016
Merdiven Hikayesi - 22 Şubat 2016
Soytarı Sosyolojisi - 17 Şubat 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ