Sosyal Gerçeklik Arayışları ve Toplumsal Meşru Düzenin İnşası

Sinan Karabıyık

Yazarın şu ana kadar yazılmış 5 makalesi bulunuyor.
  • 26 Eylül 2015
  • 8.404 kez görüntülendi.

soru işaretiToplum ve sosyal yaşama dair sosyal bilimciler tarafından her ne kadar bilimsel bir okuma çabası ve teorik birtakım çözümlemeler ve analizler yapılmaya çalışılsa da gerçek bir toplum tahlili Weber’in de ifade ettiği gibi ancak tecrübe edilen- yaşanılan- bir sosyal gerçeklik ile toplumsal realite açıklanabilir. Weber’in sosyal analizlerinde kullandığı yorumcu yaklaşımı bugün hemen hemen her insan farkında olmadan gündelik hayatın her yerinde kullanmaktadır. Bundan dolayı daha iyi kavranması için yorumcu yaklaşımı teorik yönünün ötesinde toplumsal hayatta her insanın kullandığı biçimiyle değerlendireceğim. Weber sosyal hayatta bireylerin anlamlı aktivitelerinin (uzlaşma ya da çatışmalar gibi) nitelendirilerek bireylerin sosyal eylemlerini, birbirlerini nasıl etkilediklerini, eylemlerini nasıl yönlendirdikleri gibi konularda çıkarımlar yaparak toplumsal düzeni anlamaya ve açıklamaya çalışabileceğimizi ifade eder. Her sosyal eylem, eyleyen kişiler ve o an yaşanılan mekân ve zaman için farklı meşru düzenler yaratır. Bunun sosyal hayatta gündelik dil ile ifadesi ise şöyle: Taziyedeki eylem tarzımız ile kurulan meşru düzen; bir düğündeki eylemlerimizle oluşturacağımız meşru düzen elbette birbirinden farklı olacaktır. Örneğin; İslam dinine inananların sayısının yüzde doksanların üzerinde olduğu ülkemizde Dini günlere ve Dini bayramlara verilen önem ve özen had safhadadır. Bu örneği kapsayıcı olması açısından vermekle birlikte inanmayanların dahi ülkemizde var olan bu sosyal gerçeklik içerisinde yaşadıklarından ötürü konuyla ilişkili olmaları ve bu konudaki sosyal tecrübelerinin var olduğunu varsayarak bu örneği veriyorum.

Dini günlerde ve bayramlarda sosyal hayat o zaman dilimi içinde ve mekânla sınırlı olarak kendine özgü bir meşru düzen oluşturmaktadır. Daha önce ifade ettiğim gibi İslam dinine inanmayanların dahi içine girmekten kendilerini alıkoyamadıkları toplumlarının sosyal tecrübesine dâhil olduğu bir meşru düzeni inşa etmektedirler. Böyle zamanlarda toplum topyekûn bir sistematik düzen içerisine girmekte ve yaşanılan zaman ve mekân içerisinde zamana ve mekana kendisini uydurmaya çalışmaktadır. Örneğin bayram tatillerinin toplumun tüm üyeleri için ortak bir zaman diliminde olması gibi sistematik bir düzen oluşmaktadır.

Bunun yanı sıra yorumcu yaklaşımdan hareketle Dini bayramlarda insanların benzer duygu ve tavır içerisine girdiklerini söyleyebiliriz. Sosyal ilişkileri sistematik bir biçimde düzene sokan bu özel ve manevi günlerde modern dünyanın büyüsüne kapılıp kendi kabuğuna, işine, evine, dergâhına çekilen insanların kabuğunu kırarak bir araya gelmelerini sağlayan sosyal birlikteliği ve sorumluluklarımızın farkına varmamızı sağlayan meşru bir düzen oluşmaktadır. Sosyal sorumluluğun zirve yaptığı Ramazan aylarında yoksulluğun empatisini geliştiren ve bu empati sayesinde sosyal sorumluluklarımızı gerçekleştirmemizi sağlayan, paylaşmayı öğreten meşru bir düzeni inşa ederiz. Yine bayramlarda insanların yoğun manevi duyguları ile bir araya gelmeleri birlikte ortak duyguları paylaşmaları ve bir bütün olduklarının farkına varmaları sağlanmaktadır. Kurban bayramları, bizlerin  paylaşma ve cömertlik gibi insani erdemlerimizi geliştirmekle birlikte sosyal sorumluluklarımızın farkına varmamızı sağlayan bir meşru sosyal düzen oluşturmaktadır. İnsanlara sınıfsal, ırksal vs. hiçbir ayrım gözetmeksiniz birbirleriyle ilişkilerini geliştiren bir araya getiren bu özel günler insani ve sosyal yönümüzü pekiştirmemizi sağlamaktadır.

Son tahlilde, kendi toplumumuzu, toplumsal gerçekliğimizi tahlil etmek istiyorsak uçsuz bucaksız sosyal teorilerden, modern dünyanın simulakr ve simülasyonlarından sıyrılıp yaşadığımız toplumun içine dâhil olarak gerçekliğini tecrübe ederek, kendi toplumumuzun gerçekliğini yaşayarak toplum analizlerimizi yapmamız gerektiğini düşünüyorum.

Muhammed Sinan KARABIYIK

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. saliha karaköse dedi ki:

    Sosyal hayatın bir parçası olan din ritüellerinin bireyler arası iletişimdeki olumlu yönde işlevselliğini görüyorum bu makalede. Fakat unutulmamalıdır ki din toplumsal uzlaşımı sağlarken aynı zamanda çatışmacı bir özelliğe de sahiptir. Demem o ki bayramların, cuma namazlarının vs. geleneksellikle bütünletirilmesiyle bu aktiviteler eskimekte ve yerine farklı pratikler geliştirilmektedir. Dolayısıyla inşa edilmiş dini öğeler etrafında bireysel tutumlar farklılaşabilmektedir. Nacizane bir yorum olarak kabul ediniz. Elinize sağlık.

BİR YORUM YAZ