Sosyolojik Nabız Nasıl Yoklanır?

  • 18 Nisan 2016
  • 854 kez görüntülendi.
Sosyolojik Nabız Nasıl Yoklanır?

170620151637006937580_2

Temaşa (Seyir)… Bu kavram bir sosyal durumu algılama noktasında ister bir araştırmacı olsun, isterse mesleki kaygı gütmeden merakını giderebilecek asgari bir entelektüel çaba; “Seyir” bence sosyal bilimlerin en tesirli yöntemlerinden birisidir. Temaşa kavram olarak alelade bir seyretme eylemini çağrıştırmaz, akla veda etmiş  bilişselliği olmayan bir bakışta değildir. Bilakis anlama inanma ve yorumlama ekseninde kavrama kabiliyetinin kaynaklığını üstlenmiş bir fonksiyona sahiptir. İnsan yaşadığı toplumu anlama noktasında ve o toplumun bir parçası olma konusunda bilişsel bir uyanıklık halini mütemadiyen diri tutar. Bu durum onun varoluşsal gerçekliğinin çıkış noktasıdır. İnsan toplumsal bir varlıktır. Ve her daim içinde bulunduğu toplumun desteğini arkasında hissederek ömür tüketir. Kah girerim topluma seyrederim insanı, kah giderim insana toplum seyreder beni.. Bu türkünün sözleri böyle değildi biliyorum ama orada ki seyreylemek eylemi yaradılıştan gelme bir hususiyet olarak kaşımıza çıkıyor.  Tanpınar  edebiyatçı kimliği ile insan ve toplum arasındaki,  organik yapıyı öyle bir keşfetmiş olacak ki; Mahur Beste adlı kitabının son cümlelerinde  “Size kendinizi seyretmeniz için bir ayna tuttular” derken fantezi yapmıyordu.

Yaşadığımız yüzyıl içerisinde bulunduğu toplumu anlamak konusunda insanı, hayli  zor duruma sokacak nitelikte ilerlemeye devam ediyor. Elbette ki değişen toplumu gözlemleyerek elde edilen verilere günden güne değişik parametrelerin dahil oluşu toplumu anlama ve yorumlama noktasında epeyce güç bir durum arz ettiriyor. Küresel ölçekte dünyanın küçük bir köy olarak tasarlanıp tamamlanması elzem olan bir proje olarak lanse ediliyor olması da günümüz toplum algılayışlarında etkili olabiliyor. Sosyal bilimciler artık toplumu iç dinamiklerinin yanı sıra dünyaya açılan kapının eşiğinden içeri girerek kavramaya çalışıyorlar.

Yazımıza başlık olarak seçtiğimiz “Sosyolojik nabız nasıl yoklanır?” sorusuna seçtiğimiz yöntem “Seyir” ışığında ve kaygımızın da artık sosyolojik vakıaların incelenirken ne gibi zorluklar ile karşı karşıya kalındığına dikkat ederek cevaplamaya çalışacağım. Nasıl seyretmeliyiz? Tarafsız bir seyir mümkün mü? Saf bilimsel olsun diye gözlem alanımıza girmeyecek olanı dışarıda bırakarak genel yargılar üretebilir miyiz?  Sorular çoğaltılabilir. Buradan çıkaracağımız şey bu yazının sahibinin bilimlerin helede sosyal bilimlerin kesin bilgi ile ilerledikleri değil kesinliksiz olan bilgiler yığınıyla ilerlediğine inanarak bu yazıyı kaleme almasıdır.  Doğa bilimsel bir kaygı ile toplumun sosyolojik nabzını tutamazsınız!!! Nedeni şudur: Bizim yöntem olarak gördüğümüz seyir, akli bir zemine sahip ama aynı zamanda sezgisel bir yapı arz ediyor. Mesele vermek gerekirse  demokrasi kavramının kitabi olan anlamı ile sokaktaki anlamı aynı değil. Sokakta mayının patlatılması demokratik bir gereklilik olarak meşrulaştırılabiliyor. Dikkat!! Seyir eğer bize akli bir zeminde hareket edeceğimizi söylüyor olsaydı bir tek, herkesi makul davranmaya çağırır ve mayın patlatmanın demokratik bir hak arayışı olmadığını bütün dünya insanları olarak onaylayabilir dik. Toplum sezgili bir yapıdır tepkisel olarak da bunu dışa vurabilir. Seyir sezgisel bir zeminde incelemesini sürdürecek olursa demokrasi kavramı işlevselliğini yitiriverir. Ancak nihayetinde toplumsal makuliyet söz konusu olduğunda bir toplumun karakteristik özelliğini bulabilmek için seyir akli olana daha çok hak verir.

Karakteristik kelimesini çok seviyorum. Türk toplumunun karakteristik özelliği, Ankara insanın karakteristik özelliği, Anglo Sakson toplumunun karakteristik yapısı gibi söylemler ile başlayan belli bir sosyolojik nabzın yoklanarak elde edilmiş verisinin genelleştirilmiş hali. Sanki bu kelime sosyal bilimlerin itibarını kurtarmak için keşfedilmiş gibidir.  Kolektif bir çağrışımı vardır. Toplumun belirleyici yanını vurgular. Eğer bir topluluğa  karakter atfedecek olursak bunu o toplumu nasıl seyrediyor olduğumuz gerçeğinin üzerine inşa ederiz.  Seyrimiz anlamak ve anlamlandırmak için akli ve sezgisel boyutu ile devamlı olarak  iş başındadır.

Bireyin sosyal kişiliği kendisinden değil çevresinden gelir. Yani, bütün sosyal olaylar, ahlak, hukuk, din gibi kolektif alışkanlıklar ve görünüşlerin değişmeleriyle birlikte meydana çıkarlar. Bunun için toplumun kötü ve fena gördüğü bir hareketi bireyde fena görür. Onu cezalandırmayı uygun bulur. Toplumun bu bakımdan birey üzerinde kolektif bir etkisi vardır. Bireyinde üzerindeki bu kolektif etkiye toplumun isteği üzerine vermesi gereken olumlu bir tepki söz konusu.. Eğer  yaşadığımız toplumun total ya da belli bir kesiti için durum değerlendirmesi yapacak olduğumuz vakit dikkat edilecek husus, genel yargıların araştırma mantığı olarak durumu izah edici kabiliyeti her zaman eksik olacaktır. Çünkü toplumu seyretmek ile doğayı seyretmek arasında oldukça katmerli bir fark var. Yaşamadığınız içerisinde bulunmadığınız hangi toplum olursa olsun seyrinizi ister bir bilimsel araştırma için araç olarak kullanın isterse de o toplum hakkında kanaat sahibi olmak için her halükarda seyir akli ve sezgisel melekeleriyle hareket edecektir. Bir toplumun sosyolojik nabzını yoklamak her ne kadar kolaysa bir o kadar da zordur. Çünkü bu yoklama faaliyetinin yöntem olarak düzenli ve tutarlı bir yanı yoktur.

Sosyal düzen, onu meydana getiren bireylerin dışında bağımsız olarak var olan ve kişilerin değişmelerine bakmadan devam eden bir gerçekliktir. Bireyin toplum için var olan seyri bu gerçekliğin ışığında sosyal olay ve olguları  kritik bir zihinsel mesai içerisinde yoklar.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ