Sürdürülebilir Kalkınma

  • 15 Mart 2015
  • 389 kez görüntülendi.
Sürdürülebilir Kalkınma

Sürdürülebilir Kalkınma (sustainable development) Sürdürülebilir kalkınma.1987 Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu Raporu (“Brundtland Raporu”) olan Our Common Future’du,”bugünün ihtiyaçlarını, gelecekteki kuşakların kendi ihtiyaçları karşılama yeteneğini tehlikeye atmadan karşılamak” şeklinde tanımlanmıştır. Bu rapor, kaynakların sürekli azaldığı bir dünyada çevrenin daha fazla bozulması ve zorluklar yaşamayla ilgili öngörülerde bulunmaktan ziyade, “doğal çevredeki kaynakların temelini koruyan ve genişleten politikalara dayalı, yeni bir iktisadi büyüme çağı ihtimali”ni öngörmektedir, »İktisadi büyüme ve »modernleşme, tarihte ulus devletler tarafından saldırganca yollarla; hem temel maddi ihtiyaçları karşılamanın, hem de daha genelde (diyelim, sağlık ve eğitim olanaklarına ulaşma bakımından) yaşam kalitesini yükseltecek kaynaklar bulmanın bir aracı olarak uygulanmaya çalışılmıştır.Yine de iktisadi büyüme biçimlerinin çoğunda, gerek (bazen sonlu olan) doğal kaynakları kullanarak gerek savurganlığa ve kirlenmeye yol açan yöntemler benimseyerek, »çevreden daha fazla şey isteyen bir politika izlenmiştir. Oysa gelecek kuşaklar açısından  büyümeyi tamamen riske sokanbir yönelimdir bu. İşte sürdürülebilir kalkınmanın felsefesi, bu açmazı, toplumun her düzeyindeki kararların çevreye yansıyan sonuçlarını göz önünde bulundurarak alınması gerektiği noktasında ısrarcı olarak çözmeye çalışmaktadır.Bu şekilde, doğru türde bir iktisadi büyüme yolu (biyo-çeşitliliğe, çevreye zarar veren faaliyetlerin kontrol altına alınmasına ve ormanlar gibi yenilenebilir kaynakların çoğaltılmasına dayalı bir yol) ortaya çıkmıştır ve bu perspektif doğal çevreyi koruyabilir, hatta daha iyi duruma getirebilir.Aynı doğrultuda, günümüzdeki iktisadi gelişme de çevresel kaynaklara geleceğe yönelik yatırımlar yapılarak bağdaştırılabilir.Sürdürülebilir kalkınma fikrine karşı çıkmaya hazır yetkili bulmak pek kolay olmamasına rağmen (aslında neredeyse tüm hükümetler ve kuruluşları bu politikayı alkışla karşılamaktadır), seçmenlerine beş yılda bir yapılan seçimler gibi kısa vadeli hesaplar vermeye alışkın olan hükümetlere, örneğin (“kirleten ödesin” ilkesi doğrultusunda) şehirlerde araba kullananlara vergi koyarak ya da belli bir ücret ödemeye zorlayarak, sürdürülebilir kalkınma politikasını izlemenin siyasal sonuçlarını kabul ettirmek kolay değildir. Kaldı ki, çevre herkesçe paylaşıldığı ve büyük ölçüde bir »kamu malı olduğu için, çevrenin korunması ciddi bir »kolektif eylemi gerektirmektedir. Oysa pratikte, her zaman karşılaşılan »hazıra konma problemleri nedeniyle bu tür eylemleri örgütlemenin çok zor olduğu ortaya çıkmış durumdadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ