Sürüye Kapılanı Kurt Kapar

Büşra Çatalbaş

Yazarın şu ana kadar yazılmış 5 makalesi bulunuyor.
  • 22 Mayıs 2015
  • 684 kez görüntülendi.

MEDYA

‘’Herkesun bir derdi var, durur içerisunde’’ demiş sanatçı. Kimbilir ne dertleri vardı içerisinde tuttuğu ve kim bilebilir içimizde tuttuğumuz dertleri biz anlatmazsak? Fakat her yerde anlattığım bir derdim var benim ki meslek gereği ‘’toplumun derdi’’ diyeyim ben ona:  Medya.

Dedikodunun, modanın, lüzumlu lüzumsuz işlerin, lakaytlığın, boş zaman öldürücülerinin, düşünce klonlamacılığının, tek tipleştirmenin ve bunlar gibi nicelerinin müsebbibidir kendisi. Orada doğru yanlıştan, iyi kötüden, faydalı faydasızdan ayırd edilemez hale gelir. Egemenliği, gücü nispeten ellerine almış olan medya, toplum rotasyonunu çizmede etkin rol oynamaktadır. Bunun farkına dahi varamayanlar şöyle dursun, neredeyse ayakta rüya göreceklerimiz vardır içlerimizde. Var da nitekim, söylemeye dilim varamıyor. Bununla beraber medyaya eleştirel bakanlar ve samanın altındaki çöpü aramaya anlatmaya koyulanlar da vardır. Bunlardan yalnızca biri olan Frankurt Okulu, eleştirel bakışı ile kaimdir ve medya gerçeğine de bu açıdan bir bakış yakalayabilmiştir.

Frankurt Okulu’nun temsilcileri, yeni egemenlik yapısının Marks’ın düşündüğü gibi üretim araçlarını elinde bulundurmaktan değil, ‘’akılcı teknolojik güçleri’’ kullanmaktan geçtiğini ifade ederler. Nitekim Theador W. Adorno da kültür endüstrisinin amacını açıklarken şu ifadeleri kullanır:

‘’ kültür endüstrisinin öncelikli amacı; günlük yaşamın ağır sorumlulukları ve sıkıcı işlerinden geçici bir kaçış sağlayacak bir zihinsel uzaklaşma veya oyalanma oluşturmak; böylece kişinin kapitalizme ve onun oluşturduğu düzene uyumunu kolaylaştırmaktır. Zor şartlar altında çalışmaktan bunalan toplum için medya organları, aldatıcı bir rahatlama ve uyuşukluk sağlar. Böylece toplum geçici olarak mevcut sorunlarından uzaklaştırılır. Ancak bu esnada kitleler sezgici ve hayal güçlerini kaybederler. Eleştirel bir bilinçten yoksun hale gelmeye başlarlar.’’

Toplumdan kitleye dönüşmemiz de belki burada başlamış olabilir diyebiliriz. Bir mıknatıs gibi bireyleri kendine çekip yapıştıran medya, kiralık beyin gibi her birerimize akıl zihin düşünme dağıtmakta oldukça bonkör davranıyor. Kendi zihin ürünlerini şatafatla eğlenceyle rengarenk süslerle incik boncuk gibi vitrinlerde tutup bizi de onların bedava alıcıları haline getiriyor ve müşterilerine aynı ürünü klonlayıp yollamaktan da büyük kıvanç duyuyor. Ürünleri; bir alana milyonlarcası bedava! Sloganları; Gel vatandaş, ne olursan ol yine gel, bin kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel, biz bir daha bozarız! Temsili.

Aa hemen koşuş koşuş gidiyoruz, bakıyoruz eğlence var, derdimiz az idi ya! O ne giymiş bu ne yemek yapmış, hangisi en komikmiş, derken bir bakıyoruz ki tek tipleşmiş bir toplum zuhur etmiş. Müşteriyi böyle cici cici çekiyorlar çünkü. Önce vitrinin camına alıyor, sonra manüpilelerle, propagandalarla, subliminallerle vermek istedikleri mesajları ve oluşturmak istedikleri toplum yapısını bedavaya satıyorlar. En tuhaf yanı ise ne aldığımızı bilmeden poşet dolusu ellerle çıkıyoruz. Alışverişin kapital sistemine kızarken medyanın sadece’alış’ına muhatap olduğumuz ise ayrı bir hüzün. Karşılıklı bir alışverişten dahi mahrum, yalnızca almaya ve aldığını yaymaya muktedir bireyler olarak beyinlerimizi kiraya vermiş ve üstünü açık unutmuş olarak yaşamaktayız ve bundan da memnunuz! Zihinlerini kilitlemeden yaşayan bireylerin beynine talipli hırsızlar propagandalarını tarafımıza gönderirken pek şirin davranıyorlar, lütfen anahtarlarımızı hangi kapının altında unuttuk isek alalım.. Evlerimizdeki altınlarımızdan eşyalarımızdan daha değersiz değil zihinlerimiz. Korumaya almaktan geri durmamalı. Özellikle medya, kritik ve analitik düşünce dahilinde takip edilmeli, aksi takdirde yol geçen hanından farksız olarak kendi düşün dünyamızdan mahrum karaktersiz kişiliksiz zihinlerimizle sürü olup çıkarız da çobanımız bulunmaz!

 

Büşra ÇATALBAŞ

YAZARIN SON YAZILARI
Patlamış Bir Yazı - 11 Ekim 2015
Ben Kimsiniz? - 24 Ağustos 2015
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Anonim dedi ki:

    Şablonlar, yaşam tasavvurları, zincirli zihinler ve ölen gönüller diri nefisler Medya denilen şeytani gücün bize bıraktığı yegane mirastır. Harika bir farkındalık gördüm tebrikler..

BİR YORUM YAZ