Toplum İçindeki Yalnızlık

Asuman Şayf

Yazarın şu ana kadar yazılmış 11 makalesi bulunuyor.
  • 17 Kasım 2015
  • 2.015 kez görüntülendi.

3022037-slide-her-film

Nedir yalnızlık? Aslında pek çok cevap alabiliriz bu soru karşısında. Öyle ya her insanın kendince bir yalnızlık tanımı vardır. Kimi zaman hiç kimsesi  olmayan bir insan olabilir kimi zaman hiç arkadaşı olmayan  birisi de yalnızlık  budur diyebilir ya da çok zengin bir iş adamı etrafında pek çok insan varken yalnız olduğunu söyleyebilir evet elbette ki çoğalabilir tanımlar çünkü ne kadar çok insan varsa bir o kadar fikir vardır. Bazen de yalnızlık kalabalıklar içinde olur , etrafında tıklım tıklım insan doluyken yalnızsındır, yanında birileri vardır ama yalnızsındır , odanın içi kalabalıktır ama aklın, kalbin yalnızdır.

Son zamanlarda daha fazla duyuyorum ben bu kavramı , kalabalık içinde yalnız olduğunu söyleyen çok insan duyuyorum etrafımda siz de duymuşsunuzdur bence. Anlaşılan o ki bu kavram bu kadar sık kullanılıyorsa bir yerlerde var bir sıkıntı veyahut bir  değişim .

Elbette herkes birey olarak yalnız fakat paylaşımla bir şekilde aşılır bu durum geçici bir zaman da olsa.Toplumda gerçek anlamda yalnız olan insanların yanı sıra yalnız olmaya mahkum edilen insanlar da az değil. Genç bir delikanlının yalnızlığıyla yaşlı bir teyzenin yalnızlığı aynı mıdır? Sosyalleşmek için sağlığı el vermeyen  bir çok hastalıkla boğuşan teyze bir şekilde yalnız kalmaya mahkum olmuştur çünkü toplumla bağı gençliğine nazaran azalmışıtır.Yine etrafınızda yalnız olduğu için göz yaşı döken yaşlıları görürüsünüz, çocuklarının dahil kimsenin kapılarını açmadığı için yalnızlıktan ağlayan yaşlıları.. Öte yandan mesala LGBT’li bireyleri ele alalım ; toplumun normatif yapısına ters düşen bu bireyler annesi babası dahil çoğu insan tarafından kabul görmediği için yalnızlığa bir şekilde mahkum edilmişlerdir. Birde hani büyüklerimizin tabiri olana ‘’zamane geçleri ‘’ var , ‘’şimdiki gençler ..’’ diye başlayan cümlelere konu olan ebeveyinler tarafından beğenilmeyen gençler  hani onları ele alalım ; evet eskiden anne baba nereye giderse çocuklarda beraber giderdi , toplumsal sürece bir şekilde adapte olurlardı bu şekilde ama günümüze bakacak olursak , neredeyse her çocuğun odası var ve o odadan hiç çıkılmıyor işte burada toplumun temel yapı taşı aile çatırdamaya başlıyor. Toplum uyumlu şekilde ilerleyen parçalar bütünü dersek aile de bu parçaların en önemlilerinden biriyse toplumsal yapının bozulmasında ciddi önem arz eder bu durum.  Ailece oturulan, yemek yenilen masalar neredeyse az miktar oluşturuyor artık , akşam olunca baba televizyonda , anne evin işinde çocuklarsa kendi odalarında kendi yalnızlıklarında. Yani birbirinden bihaber yaşayan insanlar.Tabi ki bu durumların hepsine teknolojik gelişmenin katkısı göz ardı edilemez. Etrafındaki insanlarla neredeyse hiç paylaşımı olmayan bir insanın facebook profilinde sayısızca arkadaşı olabiliyor o insanlarla da kalıp yargılar , kalıp paylaşımların dışına çıkılmıyor elbet .İletişimin öneminde göz temasının ,karşı karşıya olmanın önemine ‘’iletişim üzerine’’ adlı yazımda oldukça değinmiştim .Yan buradan benim gördüğüm ; sanal alemde bakılınca çok aktif görünen ancak yalnızlığı derinden yaşayan bireyler mevcut.Bunun sonucunda da toplumda mutlu olmayan insanlar hakim oluyor.

Tabi ki bu konuda işin sosyolojik yanı aklıma gelmiyor da değil.  Bu konuyu düşünce aklıma iki önemli düşünürün iki kavramı geliyor.İlki olan Emile  Durkheim’le  başlayalım : Durkheim bizlere önemli bir kavramdan bahseder ‘’dayanışma (solidarite). Ona göre dayanışma iki şekilde olur : mekanik ve organik dayanışma. Mekanik dayanışma  ile daha iç içe toplumları ifade eder .Böylesi bir dayanışmanın olduğu toplumda bireysel farklılıklar daha azdır ,işlevsel olarak birbirlerine benzerlerdir.Aralarındaki dayanışma el birliğiyle ya da imece şeklindedir yanı ortak bir yardımlaşma vardır. Diğer tür olan organik dayanışmada ise; bu tür dayanışmada aileler değil de bireyler ön plandadır , herkesin birleşip işin bir ucundan tutması yerine iş bölümü ve uzmanlaşma vardır. Oluşan bu bireysellikte rekabeti doğurur.Rekabet insanları daha yalnızlaştır , hiyerarşik bir düzene sürükler hatta Durkheim bu durumun  intiharlara yol açabileceğini düşünür.

Diğer bir düşünür ise Tönnies’tir. Onun da ‘’cemaat ‘’ ve ‘’cemiyet ‘’ kavramları akla gelir. İnsanların doğal olarak bir arada olma güdüsü cemaatleri doğurur Cemaat organik bir yapıyı ;akrabalık , arkadaşlık gibi kavramları temsil eder .Cemiyet ise sanayi ve ticaretin egemen olduğu toplumda çıkara dayalı oluşan ilişkileri temsil eder. Kısaca bu iki  düşünürün iki kavramına değindikten sonra buradan yola çıkacak olursak ; Durkheim’in bahsettiği makanik yapılı toplum günümüzde yerini organik yapıya ; Tönnies’in bahsettiği cemaat şeklindeki toplum ise yerini cemiyet toplumlarına bıraktığını düşünmekteyim. Toplumu oluşturan birey sayısı artıkça bir arada ve dayanışma içinde yaşamak güçleşti diyebiliriz bunun sonucu da alanında uzmanlaşmış insanların oluşturduğu  daha bireysel toplum yapısı oluşur.

Kendini bir fanusun içinde hisseden  , konuşacak kimsesi olmadığını düşünen daha da beteri anlatsa da anlaşılmayacağını düşünen insanlar bu ve bunun gibi etkenler sonucu kendilerini dış dünyaya kapatarak iç dünyalarında yalnızlıklarını yaşamaya mahkum  oluyor .  Evet hepimiz bir miktar yalnızız ancak bunu fazlalaştırmamak gerektğini düşünüyorum  her şeye rağmen bir aradalık güzel , aileyle yenilen o akşam yemeğinin sıcaklığı muazzam , arkadaşlarla edilen sohbetin tadı bambaşka , evet yastığa başını koyduğunda yalnızsın ama o zamana kadar bırakalım da insanlar yanımızda  da yer alsın .

Özdemir ASAF ‘’ yalnızlık dışarıdan gelmez , insanın içindedir.’’ demiş . Güzel demiş elbet ama katılıp katılmamak size kalmış. Yalnızlığın toplum içinde yalnızlığa dönüşmediği , bireyselliğin ve bir aradalığın  yalnızlık kadar güzel olduğunu ; her ikisini de abartmamak gerektiği kanaatindeyim.Bir sosyolog olarak toplumumun en güzel şekilde , en sağlıklı şekilde ilerlemesi temennilerimle.

Asuman ŞAYF

Sosyolog/Aile Danışmanı

YAZARIN SON YAZILARI
El Alem Ne Der? - 1 Aralık 2015
Çocuk Gelinler - 26 Ekim 2015
İşsizlik Sorunu - 29 Eylül 2015
İletişim Üzerine - 9 Eylül 2015
Nedir Bu Öfkenin Sebebi? - 26 Temmuz 2015
Reklamlarda Kadın - 6 Temmuz 2015
Kadın Cinayetleri - 24 Haziran 2015
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. sosyolob dedi ki:

    Yazınızı çok beğendim, her şeye biraz ama can alıcı yerinden deginmissiniz. Tebrikler…

    1. Asuman Şayf dedi ki:

      çok teşekkür ederim çok mutlu oldum yorumunuza.

BİR YORUM YAZ