Türk Eğitimi ve İktisadi Yapısı Arasındaki İlişki

Şenol Ceviz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 22 makalesi bulunuyor.
  • 01 Nisan 2015
  • 645 kez görüntülendi.

images

“Eğitim sisteminin şimdiye kadarki amacı, devlete memur yetiştirmek olmuştur. Eğitim sistemi ile hiçbir yeteneği ortaya çıkarılamayan gençlerimiz, zenginliğin kaynağı olan tarım, sanayi ve ticarete yöneltmek yerine geçimlerini memuriyette aramaktadırlar. Çünkü Türkiye’deki eğitim sistemi bireye girişimcilikle yaşamak ve zengin olmak için yeterli bilgi, beceri deneyim, sabır ve mücadele gücü kazandırmamaktadır. Bu da memuriyete talebi artırmak da ve gereğinden fazla memurun devlet tarafından istihdamına neden olmaktadır” Prens Sabahattin. Yazıma Prens Sabahattinin bu sözleriyle başlamak istedim, ondan mı etkilendim bilmiyorum fakat bende her daim bireyci sistemden yana olmuşumdur. Prens Sabahattinin bu bakış açısı ölüm tarihi ile baz alındığında neredeyse üzerinden 67 yıl geçmiş fakat Türkiye’deki eğitim sistemi hala değişmemiştir. Değişen tek şey iktisadi ve ekonomi yapısı olmuştur. Devletler burjuvaları önemser, çünkü kendilerine yüklü miktarda vergi ödeyecek kişilerdir. Türkiye’de Turgut Özal dönemi bu açıdan hala konuşulmaktadır. O yıllarda çalışan insanlar o günkü polis maaşının neredeyse 2 katı ücrete çalıştıklarından bahsederler. O yılların ekonomik yapısı daha çok bireycidir. Yani gelişen bir ülkede elbetteki burjuvalar hemen ortaya çıkmazlar, öncelikle toplumun tüketim ihtiyacına göre, ihracata göre mal üretilip satılır, ve akıllı girişimciler bu müthiş arz ve talep dengesini en iyi şekilde analiz edebilen insanlardır. Bu yılları fırsata çevirip zenginleşen burjuvalar ise piyasaları tekel haline getirir ve daha küçük yatırımcıyı çiğner, hatta tabiri caizse ezer geçer. Turgut Özal’ın cumhurbaşkanlığı dönemi ise tamda böyle bir döneme tekabül ediyordu. Küçük işletme sahipleri, esnaflar, atölyeciler, hemen hemen her iş kolundan meslek grupları çok verimli yıllar geçirdiler, yükünü tutan o yıllarda tuttu. Ardından o engin pınarlara dönen çeşmeler kurudu ve büyük işletmeci ellerini dahada ovuşturmaya başladı. Şimdi sıra perakendecilikteydi, ne kadar çok mal o kadar ucuz ürün ve o kadar talep demekti. Birde tüm bunlara tam gaz teşvik veren günümüz hükümeti olunca her şey çığrından çıktı. Kasap Hayri, dükkanını kapatıp migrosta kasap reyonunda çalışmaya başladı, kuruyemişçi Necmi abinin de kaderi kasap Hayri gibi oldu, tekstilci Ali abi de işini gücünü bozup bir fabrikada usta başı olarak çalışmak zorunda kaldı. Yani kısacası yeni girişimciler yetiştirmek yerine burjuva sınıfı oluşturduk, onlar daha çok zengin oldu, fakir daha fakir. 2000 li yılların başlangıcında halkın bakış açısı değişti, artık hayatta sadece okumak la bir yere gelinebileceğini düşündük ve meşhur dershane sektörü oluştu. Eğitimsiz halk eğitim almaya, kurtuluşu yenildikleri burjuvai yapının tepe noktalarında yine ücretli çalışan olmakta buldu. Sistem hemen hemen 15 yıl içinde tamamiyle değişmişti. İnsanlara girişimcilik yerine işçilik yapmaları emredildi, zorunda bırakıldı, ve nitekim bugün geldiğimiz ve bulunduğumuz nokta bu oldu.

Geçen cumartesi günü gittiğim bir toplantıda bir profesör İngiltere’de 3 yıl kaldığını ve eğitim sistemlerinin mükemmel olduğundan bahsetti. Sözleri aynen aktarıyorum “ İngiltere’de çocuklar yeteneklerine göre daha ortaokuldan ayrılırlar, sayısal zekası olana sayısal ve fen ağırlıklı dersler verilir. Mantıksal ve sosyal zekası olana yine yeteneklerini geliştirmek için bu yönde ağırlıklı eğitim verilir, aklı hiç çalışmayana ise fiziki kuvvet gerektiren alanlarda çalışmalar yaptırılır. Spor vs gibi.” Her insan gibi bende tüm bunları duyduktan sonra iki eğitim sistemini, yani İngiltere ve Türk eğitim sistemini karşılaştırma ihtiyacı hissettim. Eğitim sistemine son zamanlarda epey kafa yorar olduk zaten. Vardığım sonuç şu oldu, hem fen, hem sosyal, hem de fiziki ağırlıklı eğitim veren bir sistemimiz var. 14 tane dersi bir haftada işlettiren ve senede 4 defa bu 14 dersten sınava tabi tutan sistemimiz var. Burada bir yanlış var. Bir insan neden gelecekte işine yaramayacağı bilgileri öğrensin?  Çocuğun zaten aklı matematiğe çalışmıyor. Yada biyolojiyi, kimyayı aklı almıyor. Hadi tüm bunları geçelim ya bu YGS, LYS, KPSS, ss de ss nedir bu sınavlar ? Malumunuz defalarca söylemişizdir, eleminasyon sistemi, ezberci yapının ben burdayım dediği sınavlar. Yani dershanelere ekmek çıkaran, fırsat yaratan bir sistem. Hiçbir devlet halkını bu denli ezemez, ezdiremez. Hem girişimci olma de, hem okuma de, hem de tüm bunlar olurken kulaklarını olan bitene kapat ve çözüm arama. Ne yapacak bu millet ? işçilikmi? Sizce bir uygarlığın geleceği işçiliktemi gizli? Memuriyettemi ? Birde şöyle diyenler vardır, “onu yapma bunu yapma bu bu çöpçülüğü kim yapacak”? Bu kötü işleri kim yapacak diyenler vardır. Çözüm basit senin gibi düşünenler yapacak, böyle düşündüğün için hak ediyorsun zaten o işleri. Avrupalılar kime yaptırıyorsa yine aynı sistemi benimsenecek, göçmen işçilere, Suriyelilere. Sizce Prens Sabahattinin 67 yıl önceki düşünce ve fikirleri hala geçerliliğini korumuyor mu. Kurtuluşu memuriyette görüyoruz, buna şahsımda dahildir. Çünkü yapabilecek başka bir şey yok, Düzgün bir özel sektör yok, memuriyet en insani çalışma şartlarına sahip, sosyal hakların var, ve en önemlisi de artık sana ihtiyacı kalmadığı zaman tazminatını verip kapıya koyacak bir işveren yok. Türk ekonomik ve iktisadi yapısı bir çıkmazdadır, eğitim sistemi boğazına kadar batmıştır, ve yine ahlaki yapımız çökmüştür.

Toplantıda üzerinde durulan en önemli konulardan biri de yöneticilere verilen değer bilim adamlarına verilmiyor konusuydu. Haklılardı da, bugün gelişmiş uygarlıkların tamamı bilim ve teknoloji sayesinde bu günlerinde. Yani bilim yapmaya, teknolojiye sadece girişimciye verilecek hibe olarak görüyoruz. Bireysel girişimciler ise yol yordam bilmeyince 1 seneye kalmaz topu atıyor, ve devletten aldığı hibe de havaya uçuyor. Bakın burada bile bir çelişki var, tüm potansiyel girişimcileri yok ettin, tekrar girişimci çıkarmak için sürekli olarak hibe veriyorsun. Tüm bu hibeleri vermek yerine üniversitelerdeki arge çalışmaları desteklense geri dönüşü daha çabuk ve verimli olacaktır.

 

Şenol CEVİZ

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ